Radyo Forum

Go Back   Dostluk Ve Kardeşlik Platformu; Dostluğun, Kardeşliğin ve Paylaşımın Tek Adresi Özgürlük Ateşi- »
SİYASET
» Makaleler Bölümü » Yazarların makaleleri...


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Hz.Cebrail bile parti kursa,ardından gitmem...HALKIN DEVRİMCİ YOLU
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
224

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Bookmark and Share Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-06-2010, 21:31   #1
Kullanıcı Profili
Kıdemli Üye
 
hazal_mhu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşihazal_mhu
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Eki 2009
Üye No: 7
Mesajlar: 254
Konular: 180
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 1067
Thanked 538 Times in 209 Posts
IM
Standart Hz.Cebrail bile parti kursa,ardından gitmem...HALKIN DEVRİMCİ YOLU

 
İsrail’in Gazze’ye giden yardım konvoyuna düzenlediği operasyon sonrası AKP önderliğinde İslamcı kesim tam bir seferberlik ve yek vücut halinde İsrail’e yüklenirken AKP’nin en önemli destekçilerinden Gülen cemaati lideri Fethullah Gülen Amerika’dan “şaşırtıcı” bir açıklama yaptı. Yardım konvoyunun İsrail’den izin istemesi gerektiğini söyleyen Gülen, anlaşma aramadan yola çıkmanın otoriteye başkaldırı anlamı taşıdığını ve fayda getirmeyeceğini söyledi. Gülen’in yaptığı bu açıklamanın yarattığı hayal kırıklığı İslamcı yazarların köşe yazılarına yansırken basında “Gülen AKP’den desteğini çekiyor mu?” soruları dolaşmaya başladı. Tartışmaların bu kadar sıcak, özellikle İslamcı kesimin bu kadar hararetli bir şekilde İsrail’e yüklendiği bir ortamda Gülen neden böyle bir açıklama yaptı?

Bu tartışmalara ışık tutması açısından Gülen hareketinin gelişim seyri, nasıl büyüdüğü ve hareketin temel karakterini belirleyen pragmatik ilişkileri anlatan Halkın Devrimci Yolu dergisinin üçüncü sayısında yer alan bu yazıyı yayımlamayı anlamlı buluyoruz


Sabırlı bir kuşatma stratejisi

1942’de Pasinler’de doğan Fethullah Gülen’in, bugün hala yaşamakta olduğu Pensilvanya’ya yolculuğu, uzun vadeye yayılmış sabırlı bir kuşatma stratejisinin öyküleriyle doludur. Fethullah Gülen, İslam’dan devşirilen “Dar-ül Harp”, yani “takiye”, yani “savaşta her şey mubahtır” yaklaşımını, neoliberalizmin işbitirici (pragmatist) tarzıyla kaynaştırarak özgün bir İslamcı-liberal siyaset sentezi ortaya çıkarmıştır. 1960’lardan 2000’lere ‘yerel’, ‘ulusal’ ve ‘küresel’ boyutlarda sıçramalar yaşayan Fethullah Gülen Cemaati’nin öyküsü, Türkiye kapitalizminin yeni sömürgecilikten neoliberal yeni sömürgeciliğe dönüşümünün öyküsüdür. Bu dönüşüm sürecinin dönüm noktalarında, cemaat hep, iktidar çatışmalarında etkin bir tavır takınmış; çoğu yerde belirleyici rol oynamıştır.

Bu üç dönüm noktasında üç farklı tavrı simgeleyen cemaat yaklaşımını, Fethullah Gülen şu veciz sözlerle dile getirmişti:

• 1970’ler: “Hz. Cebrail bile parti kursa ardından gitmem.” (Bu sözler İslamcı harekette büyük tepki çekmişti.)

• 1980’ler: “Onun (TSK) süngüsü yüz defa ateşimize su serpmiştir.” 12 Eylül faşizmini destekleyen ve TSK’yı yücelten sözleri.

• 1990’ların sonu: “Biz İslamcı Demokrat parti oluşumuna şu anda mesafeli duruyoruz. Erbakan’la aramız şu aşamada çok kötü. Eğer Tayyip’i onun yerine oturtursak, tüm tarikatları bir araya getirebiliriz.” Cemaatin neoliberal stratejiye yerleştiğini dile getiren sözler.

Bu sözleri, sadece, işbitirici bir cemaat önderinin içine düştüğü zor durumlardan sıyrılmak için söylemiş olduğu veciz laflar olarak yorumlamak doğru olmaz. Bunlar, aynı zamanda, farklı tarihsel dönemlere özgü strateji ve misyonları yansıtmaktadır.


“Hz. Cebrail bile parti kursa ardından gitmem.”
1960’lardan 1980’lere Fethullah Gülen, bir yandan Nurculuğun bir kolu olarak ortaya çıkan cemaati özgün bir hareket olarak kurumsallaştırırken, bir yanda da “Komünizme Karşı Mücadele Dernekleri”ni örgütlüyordu.

"Komünizme Karşı Mücadele Dernekleri" sömürge tipi faşizmin kontrgerilla yöntemlerinin ve emperyalizmin Yeşil Kuşak stratejisinin gereklerini yerine getiren faşist örgütlenmelerdir. Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve İlim Yayma Cemiyetleri gibi örgütlenmelerle birlikte, yükselen devrimci mücadelenin önünü kesmek ve sömürge tipi faşizmin iktidar temellerini sağlamlaştırmak için her türlü kirli saldırgan yönteme başvurdular. Aynı zamanda Sakıp Sabancı gibi tekellerin desteklediği bu örgütlerin, Arabistan-ABD ortaklığı olan ARAMCO Petrol Şirketi ve Rabıta (Rabıta-ül-Alem, İslam Örgütü) tarafından ciddi finanse edildiği bilinmektedir.

Bunların yanında, bir taraftan da özgün bir İslamcı hareket doğmaktaydı. “Kuran kursu değil okul”ları (yurt, vakıf, dershane: öyle ki bugün 9 milyar dolarlık dershane piyasasının 2/3’ünü denetim altında tutuyor) yükselmenin aracı olarak tercih eden cemaat, klasik Nurcu bir yaklaşım olarak Demokrat Parti-Adalet Partisi çizgisini desteklemekteydi. O yıllarda İslamcı partiye (MNP-MSP) zaman zaman yaklaşsa da tam katıldığı, hele hele bel bağladığı söylenemez. Aslında tam bir faydacı-işbitirici tavır sergileyen Fethullah Gülen, cemaatin güçlenebilmesini sağlamak için ‘Dar-ül Harp’ yöntemlerini İslamcılara, hatta kendi yol arkadaşlarına bile uygulamaktan çekinmemiştir. Cami cemaatleri arasında vaaza dayalı örgütlenmelerde geliştirdiği hitabet ustalığı ve buradan doğan karizmasının yetmediği yerlerde, popülaritesi yükselmekte olan MSP-Erbakan’ı rahatlıkla kullanmıştır. Sonra da işi bitince, “Öyle cübbeyle, sarıkla bu işler olmaz” diyerek MS’ye saldırıya geçmiştir.


“Onun (TSK) süngüsü yüz defa ateşimize su serpmiştir.”
Sızıntı dergisinin başyazısında Fethullah Gülen tarafından sarf edilen bu sözlerin, bugünden bakınca TSK açısında acıyla, liberaller tarafından da ibretle değerlendirilmesi gerekmektedir. Ordu ve darbelere karşı demokrasi mücadelesinin ödün vermez kahramanı olarak gösterilen cemaat önderinin, 12 Eylül askeri faşizmi karşısındaki tavrı, aslında cemaat gericiliğinin özgün dinamiklerini takip edenler için şaşırtıcı değildir. Fethullah Gülen, Ashab-ı Kiram’ın (Peygamber’in yakın çevresi) boykot gibi bir alışkanlığı ve tavrı olmadığını gerekçe göstererek İslam Yüksek Enstitüleri’ndeki öğrenci boykotunda boykot kırıcılığı yapmıştı. (“Tesettür teferruattır, kızlarımız okumalı”) Üstelik İslamcı kadınların çarşaflı eylemlerini gözden düşürmek için, aslında çarşafların altında erkeklerin saklandığı türünden vaazlar veren Fethullah Gülen için, o yıllarda İslamcı hareketin kimi ileri gelenleri, “Fethullah Gülen’e dikkat edin!”; “Demek bir yerlere hizmet ediyor!” gibisinden uyarılar yapmışlardır. Kaldı ki, cunta destekçiliği ve cunta tarafından desteklenmek, aslında aynı siyaset çizgisinin devamından başka bir şey değildi.

Refah Partisi’ne soğuk bakan cemaat, esas olarak Özal’ın ANAP’ını desteklemiştir. Özal’ın öncü neoliberal politikaları ve cemaatleri geliştirme tavrı, ccemaatin önünü açan büyük bir sıçrama noktasıdır. Gene de o yıllarda bile Fethullah Gülen, o ünlü işbitiriciliğiyle, Ecevit ve Tansu Çiller dahil bütün parti ve siyasetçilere yatırım yapmayı ihmal etmemiştir. Abdülkadir Aksu, Cemil Çiçek gibi kendisine başvuran kurmay siyasetçilerinin her birini farklı partilere yönlendirmiştir.

“Biz İslamcı demokrat parti oluşumuna şu anda mesafeli duruyoruz. Erbakan’la aramız şu aşamada çok kötü. Eğer Tayyip’i onun yerine oturtursak, tüm tarikatları bir araya getirebiliriz.”

Bütün bunlar gerçekleşti. Tayyip, Erbakan’ın yerine oturdu ve büyük bir kitlesel destekle iktidar partisi oldu. AKP geniş tabanlı, koalisyonlara dayalı bir İslamcı parti olarak örgütlendi. Neoliberal yeni sömürgecilik programları bunu gerektiriyordu. Başta ABD olmak üzere, uluslararası emperyalist odakların desteği, tekelci sermayenin ve İslamcı sermayenin ekonomik gücü ve İslamcı cemaatlerin toplumsal seferberliği, İslamcı bir partiyi İslamcı-liberal bir program çerçevesinde iktidar yaptı. İslamcı partiler karşısındaki klasik tavırlarından farklı olarak Fethullah Gülen Cemaati, AKP’ye tam destek verdi. Hatta AKP’nin açtığı kulvardan şahlanarak desteğin ötesine geçip, iktidar bloğunun belirleyici iktidar odaklarından biri haline geldi.

Bu süreçte cemaatin gösterdiği kıvraklıklar, ünlü CIA ajanı Graham Fuller’i hayal kırıklığına uğratmayacaktır: “Batı Fethullah Gülen gibi örnekleri görünce çok umutlanıyor. Çünkü Gülen, modern devlet toplumunda İslam’ın nasıl bir rol oynaması konusunda geniş bir vizyonu temsil ediyor.” Artık, “Kuran kursu değil okul” sloganıyla gündeme gelen Türk okulları, küresel açılım süreçlerinde cemaatin yükselmesinin aracıdır. MİT, CIA ve cemaatin, emperyalist bölge stratejileri çerçevesindeki bu müthiş ortaklığı ve elbette ki iktidar olanakları cemaati, İslamcı hareketin hegemonik gücü haline getirecektir. “Okular menfez oldu. Uzak Doğu’ya Asya’nın derinliklerine giden ilk nesil Müslüman tüccarlar nasıl bir yandan işlerini yaparken diğer yandan güzel bir temsil ve hikmetli bir tebliğle gittikleri yere rahmet, barış ve güzellik taşıdılarsa, işleri sadece eğitim olan binlerce genç de gittiği yere rahmet, barış ve güzellik taşıyor.” (Fethullah Gülen)

“Daha çok cami değil, daha çok okul, hastane ve medya şirketi!” planıyla hareket eden Fethullah Gülen, “eski dinsel bağlılıkların dirilmesi değil, aksine neoliberal ekonomi ve siyasetle ilişkili olarak yapılanmış modern bir oluşumdur. İslami kimlik biçimi kırsal alandan kopmuş kent piyasalarında kökleşmiştir. İslamcı sermaye ve eğitim yeni fırsat alanları sunmaktadır. Devletin sosyal güvenlik, ekonomi, eğitim ve sağlık alanlarındaki yetersizliği ortaya çıktıkça, İslami gruplar mali araçlar, örgütsel tecrübe ve kendini adamış işçilerle bu alanlara giderek daha fazla nüfuz ettiler… Dinamizm ve yüksek motivasyonlu yeni Anadolu burjuvazisinin (Anadolu Kaplanları) dinamikleriyle buluşarak daha da güçlendiler. Kapitalist gelişme, kentleşme, kitle iletişimi ve yayıncılıktaki atılımların sonucunda yeni siyasal inisiyatif alanları doğdu. Piyasa rekabetinde kaplanların avantajları kullanıldı. İslami cemaatçilik temelinde ortak siyasal ekonomik ahlak doğdu. Neoliberal süreçlere uyumlu ve esnek bir İslami kimlik oluştu.” (Hakan Yavuz)

Elbette ki bütün bunların üstesinden gelen cemaat, başta polis olmak üzere devlet içinde kurumlaşma ve istihbarat alanında da özel yetenekler geliştirecektir. Öyle ya Ergenekon operasyonları çerçevesinde Ulusalcı-TSK kampının iktidar bloğundaki egemenliğini gerileten o bitmek bilmez saldırı dalgası, ancak güçlü bir istihbarat altyapısıyla gerçekleşebilirdi. “Bir yandan hasım cepheyi mükemmel işleyen haber alma teşkilatıyla içerden tanırken, öte yandan da hasım cephenin aynı faaliyetlerini kendi içimizde sürdürmesine müsaade edilmemeli.” İşte, soğukkanlı kuşatma stratejisinin en önemli halkası da cemaatin yaygın ve güçlü ağları sayesinde tamamlanmış olmaktadır. Burada cemaatin çevirdiği parasal potansiyeli anmak bile gereksizdir (Cemaat itirafçılarınca, bu paranın yüz milyar dolar civarında olduğu iddia ediliyor).

Böylece cemaat, adım adım, sabırlı bir büyüme ve devleti ele geçirme stratejisiyle belli bir olgunluk noktasına ulaştı. Ne var ki henüz nihai hedefe ulaşılmış değildir. Kendisinin, ANAP’tan sonra en büyük büyüme hamlesini yapmasına yataklık eden Erdoğan önderliğindeki AKP, bu haliyle artık yeterince işlevsel/kıvrak değildir. Cemaatin esnekliği, kıvraklığı, manevra kabiliyeti ve gücü AKP önderliğinde bulunmamaktadır. Salt “karizma”yla da içine girilen kriz koşullarında yeterince yol alınamamaktadır.

Artık ünlü Fethullah Gülen operasyonlarının vakti gelmiştir.

"Bir insan kendi ülkesindeki birimlere sızmaz ki; sızma yabancılara aittir; onlar bu milletten olmadığından dolayı bu milletin kaderine hakim olmak için sızarlar. Bir ülkenin kendi evladı kendi müesseselerine sızmaz. Girme onun hakkıdır oraya."

Bu sözler “İrtica ile Mücadele Belgesi” ya da başka bir deyişle, AKP ve Fethullah Gülen Cemaati’ni çökertme planından sonra sarf edildi. İlk bakışta TSK’ya sahip çıkıyormuş gibi bir izlenim veren bu sözlerin altında yatan tehditler ve gerilim stratejisi, aslında Türkiye siyasetinde yeni başlamakta olan bir dönemi işaret etmektedir. Bütün gözler AKP-TSK çatışmasına çevrilmişken, AKP kampında mevzilenmiş bir iktidar odağı olarak Fethullah Gülen Cemaati, TSK’ya yönelttiği bir “önleyici vuruş” üzerinden, hem TSK’yı biraz daha geri konumlara sürüklüyor, hem de AKP içinde daha ileri bir mevzilenmenin ön koşullarını yaratıyordu. Aslında AKP içindeki bütün hesaplar 2011 genel seçimine göre ayarlanmaktadır.

Süreç, 29 Mart yerel seçim sürecinde Fethullah Gülen cemaatine Kürt sorununda fazla bel bağlayan AKP-TSK mutabakatının Kürt politikasındaki başarısızlığını gösteren seçim sonuçlarıyla başladı. Seçimlerin hemen ardından Fethullahçılar “yaratılan lider kültü” nedeniyle T. Erdoğan’ı seçim başarısızlığının gerçek sorumlusu olarak eleştirmişlerdi. Dönemsel olarak ABD’nin Irak’tan çekilme sürecine denk gelen bu gerilim cemaati hızla harekete geçirdi. TSK’nın olası bir ileri inisiyatif alması durumunda kendi konumunu daha fazla sağlamlaştırmak için saldırıya geçti. 8 Nisan’daki önemli konuşmasında F. Gülen’in bizzat kendisi sonraki gelişmelere işaret edercesine provokasyonlara ve saldırılara karşı hazırlıklı olunmasına işaret etti. Aynı günlerde Zaman gazetesinin satışının bir milyona çıkartılması, yani geniş kitle hareketine dönüşme hedefi ortaya konuldu.

Bu gelişmeler ışığında Haziran’daki (2009) Ergenekon operasyonunda ele geçirilen -sahte ya da gerçek olduğu tartışmalı- “İrtica ile Mücadele Belgesi” etrafından kopan tartışmalar, kendilerini “transnasyonel bir hareket” olarak niteleyen Fethullahçıların AKP ve rejim içinde meşrulaşarak tüm güçlere açıktan meydan okudukları bir gövde gösterisine dönüştü. Özellikle TSK’nın eli biraz daha bağlanarak “İrticaya karşı mücadelenin kurmay çadırı” etkisiz kılındı. “Fethullahçılara karşı yapılacak saldırı AKP’ye ve dolayısıyla demokrasiye yapılacak saldırıdır” denklemi bu süreçte yerleşirken, T. Erdoğan etrafındaki Fethullahçı kuşatma ve basınç sıkılaştı.

Ancak Erdoğan’ın bu basınçtan duyduğu rahatsızlık yakın siyasi danışmanı Yalçın Akdoğan’ın (Yasin Doğan) makalelerinde örtük olarak defalarca dile getirildi. AKP ile TSK arasındaki gerilimleri, kendi konumunu sağlaştırmak için kullanan Fethullahçılardan duyulan bu rahatsızlık ilk değildi. Aslında başından beri AKP kurmayları Gül ve Erdoğan, cemaate tam anlamıyla güvenmemektedir. Çünkü yukarda ifade edildiği üzere, cemaat AKP’nin basit bir destekçisi değil, stratejik planlar içinde olan ve gerekirse AKP’nin kaderini yeniden tayin etme gücünde olan bir iktidar odağıdır. Cemaatin bazı adımları AKP kurmaylarının işine gelirken, bazı adımlar da tersine AKP kurmaylarını zor durumlara düşürmektedir. Misal, “İrtica ile Mücadele Belgesi”.

“İrtica ile Mücadele Belgesi” bir yanıyla da AKP içi iktidar mücadelesini yansıtmaktadır. 1 Temmuz’da toplanan ünlü MGK toplantısı sürerken raporu yazdığı iddiasıyla Albay Dursun Çiçek’i tutuklatan Fethullahçılarla, ertesi gün Albay’ın apar topar serbest bırakılmasını sağlayan Başbakan-Genelkurmay Başkanı arasında yaşanan gölge boksunun “Ordu-AKP” ve “Ordu-Fethullahçılar” çatışmaları boyutları kadar “AKP içi mücadele” boyutu da hesaba katılmalıdır.

Son zamanlarda iktidar partisindeki 'iktidar' mücadelesini başka göstergeleri de ortaya çıkmaktadır. AKP il kongrelerinde, parti içi "güç ve iktidar" mücadelesi bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı. AKP kurmayları "tek ses tek liste" dayatması yaparken, muhalifler kongreleri, 2011 seçimlerinin ince hesaplarının çatışma alanına çevirdiler. Tam böylesi bir zamanda cemaatle çelişkilerinin öne çıkması Erdoğan’ı bir hayli sıkıntıya sokmakta ve daha saldırgan bir siyaset izlemesine yol açmaktadır.

Önümüzdeki günler belirleyici gelişmelere gebe görünüyor. Cemaat, 2007’deki AKP’yi kapatma davasında kapatma kararı çıkmayınca ertelemek zorunda kaldığı adımları ya da benzeri girişimleri yeniden gündeme getirebilir. Olası bir seçim başarısızlığının sonuçlarının AKP -ya da İslamcı Hareket- içindeki dengeleri ne yönde değiştireceği, bu gelişmeler hesaba katılarak ele alınmalıdır. AKP’nin erimeyi durdurması ihtimalinde ise rejim operasyonlarında saldırı kampanyasına komuta eden Fethullahçıların parti içinde güçlenmeleri yine en büyük ihtimaldir.


_________________________________________________
Elbet bir bildiği var bu çocukların,kolay değil öyle genç ölmek..
hazal_mhu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to hazal_mhu For This Useful Post:
MARALIM (08-06-2010)
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
ardından, bile, devrİmcİ, gitmemhalkin, hzcebrail, kursa, parti, yolu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Gidenlerin ardından melek5810 Yazarların makaleleri... 1 03-11-2011 19:42
DEVRİMCİ SANATA SALDIRIYI KINIYORUZ Bunu da Yaşadık, DEVRİMCİ SANATA SALDIRIYI KINIY öteki deniz Politik Gündem 1 15-05-2011 21:02
Parti Örgütü ve Parti Edebiyatı[ melek5810 Edebiyat Bölümü 0 21-04-2011 17:04
Devrımcı kımlık ve devrımcı yasam EZGI Devrimci Okul 0 30-03-2010 00:56
Umut halkin onurudur EZGI Şiirler 0 18-01-2010 00:13


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:13.
 
ÖZGÜRLÜKATEŞİ.NET Forum Kategori Arşiv Görünümü
3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 58, 59, 270, 70, 71, 72, 73, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 168, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 183, 184, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 248, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 262, 272, 273, 274, 275, 293, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 284, 288, 287, 289, 290, 291, 292, 294, 297, 295, 296, 298, 299, 300, 301, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 58, 59, 270, 70, 71, 72, 73, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 168, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 183, 184, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 248, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 262, 272, 273, 274, 275, 293, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 284, 288, 287, 289, 290, 291, 292, 294, 297, 295, 296, 298, 299, 300, 301,

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "yer sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz "uyar ve kaldır" prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, info@ozgurlukatesi.net mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.
Yasal Uyarı
www.ozgurlukatesi.net / com aracılığı ile indirmiş olduğunuz dosyalar, her sanatçının kendi isimleri ile tescil edilmiş eserlerin dijital kopyalarıdır! Bu dosyalar size tanıtım amaçlı sunulmaktadır! Müzik dosyalarını bilgisayarınızdan 24 saatten fazla tutmanız T.C. yasalarına göre suç sayılır! Bu tür yasal işlemlerde www.ozgurlukatesi.net / com ve hosting şirketimiz bu duyurunun yayınlanmasını takiben sorumluluk kabul etmeyecektir!