Radyo Forum

Go Back   Dostluk Ve Kardeşlik Platformu; Dostluğun, Kardeşliğin ve Paylaşımın Tek Adresi Özgürlük Ateşi- »
ÖZGÜRLÜK ATEŞİ GENEL » Sohbet,muhabbet...


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Insan ve deprem
Konudaki Cevap Sayısı
4
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
162

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Bookmark and Share Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12-03-2010, 20:01   #1
Kullanıcı Profili
Kıdemli Üye
 
atesoglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiatesoglu
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Eki 2009
Üye No: 13
Mesajlar: 68
Konular: 22
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 966
59 mesajına 213 kere teşekkür edildi.
IM
Anti Nazi Insan ve deprem

 
Yasadigimiz bu Deprem tüm insanlarda, onarilmasi güc yaralara, yerine tekrar gelemiyecek kayiblara neden oldu yine, insanlar hayatlarini tekrar kurmaya calisirken, bir tarafdan da allahin onlari cezalandirdigi yolundaki söylemlere, bir anlam vermeye calisiyor.

DEPREM: Yerkabugu icindeki kirilmalar nedeniyle ani olarak ortaya cikan titresimlerin dalgalar halinde yayilarak gectikleri ortamlari yeryüzeyini sarsma olayidir------= WIKIPEDA
Yasanan Dram lar, insan olarak bizleri cok üzüyor.
Tüm bu olanlar yetiskinleri, yaslilari ve cocuklari altinda kalkamayacak lari psikolojik sorunlarin altina iter. Yetiskinler ve yaslilar yasadiklari büyük sokun ardindan, ya hic birsey olmamis gibi davranip, olaylari hafizasin dan silmek icin, yardim almayi redederler, yada kader deyib acilarini cok derinlere gömerler.
Gelecegin garantisi genclere ve cocuklara gelince Tv de görmüstüm, KEKO adli 8 yasindaki cocugu unutamam, cevresinde olub bitene bir türlü anlam veremiyen ve bu sokla bas etmeye calisan KEKO en yakinlarini görmeye calisiyor onlari görmek istiyor.
Gencler olayin farkinda, ne zaman sallanicagiz bir daha korkusuda olsa, Yaslilara, cocuklara en cok onlar yardim ediyor.

Deprem bölgesindeki manzara Feodaliz min resmi gibi, Kerpic den yapilan evlerin altinda kalmis Insanlik, Japonyada 8 siddetinde insanlarin burunlari bile kanamiyor.

Atesoglu

_________________________________________________
"""BANA BIR DESTEK VERIN DÜNYAYI YERINDEN OYNATAYIM"""
atesoglu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için atesoglu kullanıcısına teşekkür eden 6 üyemiz:
₣iđel (06-06-2010), can (06-06-2010), EZGI (12-03-2010), MARALIM (13-03-2010), Özgürlükateşi (06-06-2010)
Alt 12-03-2010, 22:46   #2
Kullanıcı Profili
Banned
 
pamuk prenses - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşipamuk prenses
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Mar 2010
Üye No: 508
Mesajlar: 84
Konular: 62
Bulunduğu yer: PARIS
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 272
65 mesajına 165 kere teşekkür edildi.
IM
Standart Deprem

 
Insanoglu, yasamdaki mucadelesine bilinçsiz sekilde yol verirken , bir anda medya halki aktiv hale geçiriyor , geçiriyor ama zulumsuzce, acimasizca insani eziyor. Belki yeni bir sesin haykirisi avazi çiktigi kadar bagirsinda "dur" sesini duyursun birilerine...Peki duyan var mi?, Ilgilenen var mi?

PRENSES











pamuk prenses isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için pamuk prenses kullanıcısına teşekkür edenler:
MARALIM (13-03-2010)
Alt 13-03-2010, 01:23   #3
Kullanıcı Profili
Kıdemli Üye
 
EZGI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiEZGI
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Ara 2009
Üye No: 63
Mesajlar: 575
Konular: 292
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 710
314 mesajına 636 kere teşekkür edildi.
IM
Standart Kerpıc cumhurıyet

 
İbrahim Sediyani/
“Fay hattında bir yaşamın
elleri çatlak çatlak
ve umutları bir beşik gibi sallanan çocuklarıyız biz
yıkıldı evimiz
yıkıldı yuvamız loo
dünümüz bugünümüz yarınımız
bize ait ne varsa, şimdi
enkaz altındadır…
Ben daha doğmadan yapılan evimizin
ben büyüdükçe küçülen odaları
üç ölüm beş de doğum gören eşyalarımız
enkaz altındadır…
anamın her hamileliğinde
ninemim ördüğü patikler bebek kazakları
dedemden yadigâr Oltu taşı tesbih
oy ömrüm ömrüm
enkaz altındadır…”
(“Deprem” şiirinden)
8 Mart 2010 sabahı saat 04:32’de meydana gelen ve merkez üssü Elâzığ ilinin Karakoçan ilçesine bağlı Başyurt (Lexan) nâhiyesi olan 6.0 şiddetindeki depremde 51 insanımızı kaybettik. 74 de yaralı var.
Deprem Karakoçan, Kovancılar ve Palu ilçelerine bağlı köyleri vurdu. Okçular (Oxçîyan) köyünde 15, Yukarıdemirci (Gevla Jor) köyünde 15, Göçmezler (Mezıgê Hesman) köyünde 4, Yukarıkanatlı (Nasrana Jor) köyünde 3, Kovancılar Devlet Hastanesi’nde ise 10 kişi yaşamını yitirdi.
Hayatlarını kaybedenlere Allah’tan râhmet diliyoruz. Allah onları cennetine kabul etsin. Halkımıza da dayanma gücü versin.
Allah ülkemizin hiçbir yerine bir daha böyle bir acı yaşatmasın.
Bir Karakoçanlı olarak, üstelik bundan daha dört ay önce, Kasım ayında, depremin merkez üssü olan Başyurt (Lexan) bucağının içinden iki kez geçmiş bir hemşerileri olarak, tarifsiz bir acı içindeyim.
* * *
O gün herkes gibi ben de bütün gün televizyon ekranından görüntüleri seyrettim, internetten deprem fotoğraflarına baktım.
Okçular (Oxçîyan) köyü tamamen yıkılmıştı. Evleri, camisi, okulu, her şeyiyle bir enkaz yığını haline gelmişti.
Fotoğraflara baktım; binalar yıkılmış, taş üstüne taş kalmamıştı. Sadece bir duvardaki yazı, sapasağlam duruyordu. Evler yıkılmış, bütün köy yıkılmış, insanlar ve büyükbaş hayvanlar bu yıkıntılar altında kalıp can vermiş, ama o yazıya bir şey olmamıştı. Tek harfi bile çizilmemiş, silinmemişti. O yazıda şöyle deniyordu: “Ne Mutlu Türküm Diyene”.
Bütün köy yıkılmıştı ama bir tek bu yazı sapasağlam duruyordu. Yazıya hiçbir şey olmamıştı.
Çünkü Cumhuriyet rejiminin 90 yıl boyunca bölgeye götürdüğü tek hizmet, bu.
* * *
51 insanımızı kaybettik...
Bu insanları deprem öldürmedi.
Eğer bu insanlar 2010 yılında halen böyle dayanıksız kerpiç evlerde yaşıyorlarsa, bizden kat kat daha fakir ve çok çok daha dağlık olan Şili 8.8 şiddetindeki depremlere bile tedbir alırken biz 6.0 şiddetindeki bir depreme önlem alamıyorsak, gelişmişlikte bizle kıyas bile edilemeyecek olan Bangladeş ve Kamboçya’da bile 6.0’lık bir depremde kimse ölmezken bizde 51 insan can veriyorsa, her şey bir yana, bu deprem göstere göstere geliyorsa, depremden önceki 20 gün içinde 25 tane öncü deprem yaşanıyor ve 51 insanın cesedini üç hafta içindeki 26. depremde enkazdan çıkarıyorsak, bu insanların katili deprem olamaz.
* * *
Depremin olduğu gün, İstanbul ve Karakoçan’daki akrabalarımı arayıp bilgi almaya çalışıyordum. Bir yandan, cep telefonum da susmuyordu. Avrupa’da yaşayan akrabalarım ve hemşerilerim beni arayıp soruyorlardı:
- İbrahim, merkez üssü Başyurt diyor. Kurban, bu Başyurt dediği neresi?
- Başyurt dediği, Lexan.
- Deme yaa! Lexan haa? Demek depremin merkezi Lexan.
Başka bir telefon:
- İbrahim, bütün gün televizyon başından ayrılmadık. Televizyon “Yukarıdemirci köyü tamamen yıkıldı” diyor. Kime sorduk bilmedi, aklımıza sen geldin. Sen araştırmışsın, kitap yazmışsın. Bu Yukarıdemirci dedikleri hangi köydür?
- Yukarıdemirci dedikleri, Gevla Jor. Bir de Göçmezler ismi geçiyor, orda da ölü var. Göçmezler olarak verdikleri köy ise Mezıgê Hesman köyüdür.
- Vışşş! Demek öyle ha?
Bu telefon diyaloglarından sonra şunu düşündüm: Bu nasıl bir zulüm ve asimilasyondur ki, bir coğrafyanın insanları, kendi ilçelerinin köylerini bile televizyondan duyduklarında tanımıyorlar? Yaşadıkları bütün yerleşim birimlerinin gerçek isimleri ortadan kaldırılıp onlara başka bir dilde uydurma isimler verildiği için, televizyon ekranlarında kendi ilçelerinin köyleri bile zikredildiğinde, hangi köylerin kastedildiğini anlayamıyorlar?
Böyle bir zulüm, tabiî bir depremden daha büyük bir felâket değil midir?
Etnik kökeni, dili, dini, mezhebi, düşüncesi ve siyasî çizgisi ne olursa olsun, bu ülkenin bütün erdemli insanlarına soruyorum:
2 tane köyün haritadan silinmesi mi daha büyük bir felâkettir, yoksa 12 bin 211 tane köyün haritadan silinmesi mi?
* * *
Depremin olduğu gün bütün yetkililer, “Acımız büyük” dediler; ertesi gün çıkan gazeteler “Milletçe yastayız” dediler. Acaba gerçekten “acımız ortak” mı?
Bakın, bu ülke insanına dayatılan ırkçı ve şoven ideolojiye karşı, sadece bu coğrafyada 40’a yakın başkaldırı gerçekleşti. Bunlar arasında en büyük iki tanesi de işte bu depremin olduğu bölgede oldu. Biri 1925’te, biri de 1938’de. Binlerce insan katledildi, sadece 1925’te halkın onlarca âlim ve dinî önderi darağaçlarında asılarak idam edildi, sadece 1938’de yüzlerce genç kız kaçırılıp kaybettirildi, köyleri yakıldı, ormanları yakıldı. Bu insanların dilleri yasaklandı, 28 bin tane yerleşim biriminin ismi zorla değiştirildi. Son 30 yıl içindeki kirli savaşta 17 bin faili meçhul cinayet işlendi, on binlerce insan öldürüldü, binlerce insan işkencelerden geçirildi, yüzlerce insan kayboldu, yüzlerce köy boşaltıldı, onlarca köy haritadan silindi. Milyonlarca insan Avrupa’ya “işçi” olarak gönderilip en ağır işlerde çalışmak, Avrupalıların tuvaletlerini temizlemek zorunda bırakıldı.
Bu rejim halka “Ne Mutlu Türküm Diyene”den başka hizmet götürmedi. Onun içindir ki, bütün evler yıkıldı, bütün insanlar yıkıldı, ama bu yazı sapasağlam ayakta kaldı. Çünkü Cumhuriyet rejiminin bölgeye götürdüğü tek hizmet, bu.
Bu ülke 1925 depremi yaşadı, 1938 depremi yaşadı. 12 Eylül depremi yaşadı, 28 Şubat depremi yaşadı.
12 Eylül depreminde yüzlerce genç işkencelerden geçirilirken, 28 Şubat depreminde binlerce genç kız üniversiteden kovulurken hiçbir acı hissetmeyenler, nasıl olur da bu depremde aynı halkın acısını paylaşabilir?
Deprem enkazı altında cesetleri çıkarılan çocuklar gerçekten yüreğinizi dağlıyor mu? Çocuklarının ölüsü başında ağıt yakan bu kadınların acısını gerçekten paylaşıyor musunuz? Bunu söylerken samimi misiniz?
Bu çocuklar polise taş attı diye 20 yıl hapis cezası yerken yüreğiniz dağlamıyor da, taşların altında kaldıkları zaman mı acı çekiyorsunuz?
Bu kadınlar yakılan köyleri için ağıt yaktıkları zaman yüreğiniz dağlanmıyor da, yıkılan köyleri için ağıt yaktıkları zaman mı acı çekiyorsunuz?
Yıllardır gelenek haline getirdiğiniz üzere, her 8 Mart tarihinde başörtülerine saldırdığınız ve hatta çarşaflarını yırttığınız bu kadınlara, deprem oldu diye bu yılki 8 Mart’ta hangi yüzle gelip “Üzülme anacığım” deyip teselli veriyorsunuz?
Laik rejim 12 bin 211 köyün ismini haritadan silerken yüreğiniz dağlanmıyor da, deprem iki köyü haritadan silince mi acı çekiyorsunuz?
Milyonlarca insanı büyükbaş hayvanlar gibi trenlere bindirip Avrupa’ya çalışmaya gönderirken, bunu o devletlerin bize muhtaç olduğu bir zamanda yaptığınız halde anlaşmaya “Sizin insanlarınız nasıl ki Noel ve Paskalya bayramlarında çalışmıyor ve çalışmadığı halde maaşı kesilmiyorsa, benim gönderdiğim yurttaşlarım da Ramazan ve Kurban bayramlarında çalışmayacak ve çalışmadığı halde maaşı gelecek” maddesini koymayı bile düşünmediğiniz için Avrupa’daki gurbetçiler, bayramlarımız hafta sonuna gelince sevinçten uçtukları zaman, bu gurbetçiler en ağır işlerde çalıştırılırken ve kadınları, namusları da gidip elin gâvurunun tuvaletlerini temizlerken yüreğiniz dağlanmıyor ve bu insanları hatırlamıyorsunuz da, kerpiç evlerin yıkıldığını görünce mi “Bu insanların bu kadar çok Almancıları olduğu halde neden kerpiç evlerde oturuyorlar” diye soruyor, o zaman mı gurbetçileri hatırlıyor ve acı çekiyorsunuz?
Bu ülkenin bütün erdemli insanlarına soruyorum:
7 yaşındaki bir çocuğun depremde taşların altında kalması mı daha büyük bir felâkettir, yoksa taş attı diye 20 yıl hapis yatması mı?
Bir annenin deprem enkazından çıkartılan çocuğunun cesedi başında ağlaması mı daha büyük bir felâkettir, yoksa ekmek almaya gönderdiği çocuğunun bir daha geri gelmeyip, kendisinden 15 yıl boyunca hiçbir haber alamaması, yaşayıp yaşamadığını dahi bilmemesi ve çocuğu için 15 yıl boyunca her gün ağlaması mı?
Yıkılan bir köyün başında ağıt yakmak mı daha büyük bir felâkettir, yoksa yakılan bir köyün başında ağıt yakmak mı?
2 tane köyün haritadan silinmesi mi daha büyük bir felâkettir, yoksa 12 bin 211 köyün haritadan silinmesi mi?
Bir ailenin 40 yıl çalışıp biriktirerek sahip olduğu evlerinin depremde yok olması mı daha büyük bir felâkettir, yoksa bir halkın 4 bin yıl çalışıp biriktirerek sahip olduğu kültür, tarih ve medeniyetinin yok olması mı?
Gerçekten “acımız ortak” mı? 1925’te, 1938’de, 1961’de, 12 Eylül’de, 28 Şubat’ta “acımız ortak” değilken, şimdi ne oldu da 2010’da hep bir ağızdan “acımız ortak” dediniz? Bu depremde hayatlarını kaybedenlerin dedeleri 1925’te idam edildi, babaları 1961’de sürgün edildi, kardeşleri 1980’de işkencelerden geçirildi, kızları başörtülü diye 1997’de okuldan atıldı. “Acımız ortak” derken, samimi misiniz?
Eğer gerçekten samimiyseniz, söyleyin o zaman: Hangi deprem daha büyüktür? 2010 depremi mi, yoksa 1923 depremi mi?
* * *
Türkçe bilmeyen yaşlı bir kadının oğlu ve Kürtçe bilmeyen küçük bir kızın babasıyım ben. Annem ile kızım, arada tercüman olmadan anlaşamazlar. Nine ile torun, birbirinin dilini bilmiyor.
Anne babamla Kürtçe, kardeşlerimle Türkçe, çocuklarımla Almanca konuşuyorum.
Hangi deprem daha büyüktür?
sediyani@gmail.com Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Kaynak: Haksöz

EZGI isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için EZGI kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
₣iđel (06-06-2010), MARALIM (13-03-2010), Özgürlükateşi (06-06-2010)
Alt 06-06-2010, 15:55   #4
Kullanıcı Profili
Banned
 
₣iđel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşi₣iđel
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nis 2010
Üye No: 585
Mesajlar: 1.154
Konular: 663
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 856
841 mesajına 2208 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
Uykudaydı istanbul, izmit, adapazarı, bolu, yalova
uykudaydı eskişehir, ankara, gölcük, değirmendere, düzce, bursa
onyedisinde ağustos'un, sonra onikisinde kasım'ın
dipten bir uğultu koptu, bir çığlık yükseldi topraktan
saniyelere sığdı onbinlercesi ölümün
sonra çığlıklar ağıtlara, ağıtlar çığlıklara karıştı
ben buradayım, sesimi duyan var mı?

geceydi uğultulu geceydi
binleri aldı gitti
gövdem toz toprak göçük altında
gövdem unufak enkaz altında

acıya gömdüler güzel vatanımı
mezarımda adım yok
kaybettiler oy bedenimi
viranemde feryadım yok

bak göçük altında bizimkiler
hayat verecek bir el bekler
birlikte gülmeyi, birlikte sevmeyi
birlikte paylaşmayı
birlikte yürümeyi bilenler
kardeşlik duygularıyla koşup geldiler
birlikte çok gülemediler ama
birlikte öldüler
"ayrımız gayrımız yoktur" dediler
sildiler gözyaşlarını birbirlerinin
yaralarına merhem oldular

deprem olmuş yıkım olmuş of
yüreğim göçük altında
haykırıyorlar yetiş diyorlar
koşup gelenler dayan diyorlar

kazma ile kürek ile diş ile tırnak ile
dostça bir yürekle umutla arıyorlar
ben buradayım sesimi duyan var mı?

sesini duyan var
sesini duyanlar bizimkiler
bak yaşatmak için sana koşuyorlar
ak sakalına, çocuk yaşına bakmadan
tırnaklarıyla kazıyorlar enkazı
betonu tırnaklarıyla deliyorlar
çıkarsız hesapsız
yüreklerinin susturamadığı sesini
elleri gibi kavuşturuyorlar birbirine

gömülmesek de toprağa birlikte
acıya gömüldük hep birlikte
gülcan bebe, ayşe teyze, mehmet amca, fatma abla
içeride kaldı anam, içeride kaldı babam
bir tane de değil ki hangi birine yanam
ben buradayım sesimi duyan var mı?


Grup Yorum

₣iđel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için ₣iđel kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
atesoglu (06-06-2010), MARALIM (07-06-2010), Özgürlükateşi (06-06-2010)
Alt 06-06-2010, 16:26   #5
Kullanıcı Profili
☭ Her Şey Özüne Döner
 
Özgürlükateşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiÖzgürlükateşi
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Kas 2009
Üye No: 21
Mesajlar: 1.664
Konular: 711
Bulunduğu yer: ☭ Atölye
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 3001
1367 mesajına 4158 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
Gölcük depremini iliklerime kadar yaşadım,öncesi ve sonrası,öncesinde deprem haberlerini izlerken birgün depremi yaşayacağım aklımın ucundan bile geçmezdi.Taki o gece'ye kadar.17 ağustos gecesi,derin bir uykudan şiddetli sarsıntılarla uyanmıştım.
Zifiri bir karanlıkta cehennem sıcağı vardı adeta.neler oluyor? diye sordum kendime,insan çığlıkları geliyordu..çığlıklar feryada karışmış cehennem azabı yaşıyordum adeta..3 katlı bir binanın 1.katında,derinden gelen sesleri ve sarsıntıları en dibine kadar duyuyordum ve yaşıyordum ölüm bu olsa gerek diyordum.işte o 45 saniye de öldüğümü ve kabir azabı çektiğimi düşündüm.Demekki herşey doğruymuş dedim,tekbir atanlar,Allah allah diyenler kelimeyi şahadet getirenler..bu sesler içinde ölen benmiydim?
Depremmi? aklımın ucundan bile gecmiyordu...öyle gecti benim 17 ağostus 1999 gecesi
Sonrasımı ? anlatmak istemiyorum

_________________________________________________

Özgürlükateşi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Özgürlükateşi kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
₣iđel (06-06-2010), atesoglu (06-06-2010), MARALIM (07-06-2010)
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
deprem, insan


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Deprem değil cinayet! melek5810 Sol Basından haberler 1 10-11-2011 13:12
Deprem Dersleri / Editör melek5810 Yazarların makaleleri... 1 01-11-2011 22:58
Bir Garip İlahi midir Deprem? asikardelen25 Yazarların makaleleri... 0 01-11-2011 13:35
TSK'nın zirvesinde deprem melek5810 Sol Basından haberler 1 30-07-2011 16:42
Elazığ'da deprem: 57 ölü SirfalaS Burjuva basınından haberler.. 0 08-03-2010 15:09


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:10.
 
ÖZGÜRLÜKATEŞİ.NET Forum Kategori Arşiv Görünümü
3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 58, 59, 270, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 168, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 183, 184, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 248, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 262, 272, 271, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 58, 59, 270, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 168, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 183, 184, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 248, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 262, 272, 271, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282,

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "yer sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz "uyar ve kaldır" prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, info@ozgurlukatesi.net mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.