Radyo Forum

Go Back   Dostluk Ve Kardeşlik Platformu; Dostluğun, Kardeşliğin ve Paylaşımın Tek Adresi Özgürlük Ateşi- »
KÜLTÜR/SANAT/FELSEFE/BİLİM
» Şiirler


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Şairlerden seçmeler....
Konudaki Cevap Sayısı
103
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
5493

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Bookmark and Share Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16-06-2010, 18:09   #1
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
Dostlar, bu topikte şairlerimizin beğendiğimiz şiirleri paylaşıyoruz..
İlk şiir...
'İlk Adım' olsun

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]



İLK ADIM

Bir mermi de benden aslanım,
Bir mermi de benden.
Bir mermi de benden zafer topları
Mukaddes namlular!
Daha gelmesin mi bahar,
Daha gülmesin mi ağlayanlar?
Yıllardır kan içinde, sargı içinde
Unuttunuz mu
Sevmesini şakalaşmasını?
Çekik gözlüler,
Kıvırcık saçlılar, ablak yüzlüler!
Küller mi saz beniz etti sizi
Yabani güller, dost bakışlar, otlu çiçekler!
Ve sizler :
Adana, Aras pamuğu kadar
Sevdiğim yüzler!
Yayla türkülerim kadar
Memleketlilerim kadar
Sevdiğim yüzler! Altıya mı değdi yaşlarınız
Otuz dokuz doğumlu çocuklar?
Ömrünüz, gözleriniz, uykularınız
Sığınaklarda geçti harp boyunca.
Oylum oylum ateşleri gördünüz mü,
Cepheden dönenleri sordunuz mu?
Tanır mısınız
Ay nedir, gün nedir, elma nedir?
Güneşi gözlere doldurmak güzelken
Hey küçük kardeşler hey
Görün ne hale koydular dünyamızı.
Şimdi zafer topları gürlüyor
Avrupa'da.
Ve deniz ötesi kıtalardan
Şarkılar...
Şimdi kazaska oynuyor Avrupa.
Şimdi silah yerine bayrak tutanlar...
Hiçbirini tanımadığımız,
Oyunlarını bilmediğimiz
Mişiganlılar, Oksfortlular, Ukranyalılar Şimdi, göz aydın etme zamanıdır.
Yeni bir dünya doğuyor.
Şorul şorul giden kan pahası.
Müjdeler, müjdeler olsun
Yeni bir dünya doğuyor
Zincir seslerinden
Verem basillerinden uzakta... Büyük ölülerini bağrına basıp
Yaralı insanlarımız
Kahramanlarımız konuşuyor :
"Benim olsun, senin olsun, bizim olsun,
Hani kardeşlerimiz vardı ya
Bu dünyada.
-Kız kardeşlerimiz, annelerimiz, şairlerimiz-
Dumdum kurşunuyla vursalar da
Her zaman böyle döğüşeceğiz :
Gırtlak gırtlağa, diş dişe, tank tanka
Demokrasi için,
Eşitlik ve hürlük uğruna"
Bir mermi de benden aslanım
Bir mermi de benden
Bir mermi de benden
Zafer topları, mübarek namlular!


Enver GÖKÇE

bu güzel şiirin videosu için;
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]


Hücredeki Adali' nin Rüyasi...




Bende, Kavgamızın Mahir' nin ikinci şiirini paylaşayım;

HÜCREDEKİ ADALININ RÜYASI

II

Cıgaram elimi yakıyor.
Maltepe’de etrafı karanlığın cüceleriyle çevrilmiş marş söyleyen iki ada’lı.
İki ada’lının marş söyleyişinde silâhlar susar.
Maltepe’nin göbeğini derin bir sessizlik kaplar.
Dalga, dalga yayılır, ada’lıların erkek sesi, etrafa.
O anda iki adalının gözünde her şey silinir,
Karanlığın militanları küçülür…
Sanki biraz önce atılanlar tomson kurşunu değil, parmak cücelerinin minik okları.
O an ne binlerce güvenlik kuvveti, ne polis, ne zırhlı tugay, ne tomson, ne mitralyöz.
Her şey önemsiz, küçük ve etkisizdir. İki ada’lı için.
Ada’lıların korosu karanlık cücelerinde bir panik yaratır.
Yüzlerinde, ezikliğin, şaşkınlığın biraz da utancı izleri okunur.
Sanki ilahi bir kuvvet onların ellerini, kollarını bağlamıştır. Ta ki, iki ada’lının marşı bitene kadar.
Ada’lılar sol yumrukları havada, pencerenin önünde boy hedefi oldukları halde ataş edemezler.
Garip bir andır bu an.
Bu an karanlık cücelerinin, insanlığa dönüş anıdır.
Cüceler konuşmazlar bile bu anı.
Büyülenmişlerdir iki ada’lının havaya kalkan sol yumrukları ile.
Ve kaybolup gitmişlerdir iki koronun nameleri arasında.
Koro susar, büyü bozulur, görevlerini hatırlar cüceler,
Eller tetiklere tarrrr………
Ve Cevahirimi kalbime gömüp dönerim hain hücreme.

Mahir ÇAYAN





DEVRİM



Temiz kalan tek yerdir devrim

bütün bir yıl

kirlenen duvarda

ama görebilmek icin

asıldığı çividen indirilmelidir

yapraklari biten takvim



Zorbalara direnmektir devrim

bir çocuğun

annesinin çantasından aldığı paraları

altına gizlediğini

söylememiştir dövülen

hiçbir hali



İçinde yaşamaktır devrim

dikiş kutusunun

ve toplu iğneler gibi

bir arada olmayı gerektirir

karşı koyabilmek icin zulmüne

makas denilen patronun



Gece ışıklar arasında koşmaktır devrim

ateş böceklerini

yakalamak isteyen çocukların

peşine takılır gün gelir

yanıp sönen mavi ışıkları

polis arabalarının



Kağıt bir gemidir devrim

bütün gemiler

hurdaya çıksa da sonunda

taşıdığı özgürlük şiiriyle

batmadan yüzer nicedir

dünya sularında



Kim bilir kaç yunus görmüş

kaç Deniz Gezmiş...

Sunay AKIN..

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

Çocuk

Bakma gözlerime öyle çocuk
Dayanamam biliyorsun
Ben çalmadım yarınını
Ben kapıları kapamadım sana

Bakma gözlerime öyle çocuk
Dayanamam biliyorsun
Yıllar sana anlamsız gelsin
Ben istemedim

Seni aç ben eylemedim
İstemedim hiçbir şeyi
Bakma gözlerime öyle çocuk
Dayanamam biliyorsun



AHMET YILMAZ TUNCER


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]



Bir zamanlar toplu taşımacılığın simgesi olan bir tramvay
istiklal Caddesi'nin iki ucu arasında gidip gelmeye devam eder.
Bu haliyle sanki hapishanenin avlusunda volta atan tutsak gibidir.
Tramvayın önünde ve arkasında şu uyarı okunur 'Asılmak Tehlikeli ve Yasaktır'
insanlığın ayıplarından biri olan idam cezasına karşı olan bir tramvaydır o!..
Onun trajedisi de, adı istiklal (özgürlük) olan bir caddeye tutsak olması,
dışarıya çıkamamasıdır!!!

SUNAY AKIN

İstiklal


Bu zırhları, bu orduları tanırım,
benim de sularıma girdiler,
benim de toprağıma asker çıkardılar geceleyin.
Kanıma susamıştılar.
Çalmak istiyorlardı gözlerimin nurunu,
hünerini ellerimin.
Döktük denize onları
1922'ydi yıllardan...

Mısırlı kardeşim;
şarkılarımız kardeştir,
isimlerimiz kardeş,
yoksulluğumuz kardeştir,
yorgunluğumuz kardeş.

Şehirlerimde güzel, ulu, canlı ne varsa:
insan, cadde, çınar,
savaşında senin yanındalar.
Köylerimde Kelam-ı Kadim okunuyor
senin dilinle,
senin zaferin için...

Mısırlı kardeşim,
biliyorum, biliyorum,
istiklal otobüs değil ki
birini kaçırdın mı, öbürüne binesin...
İstiklal sevgilimiz gibidir
aldattın mı bir kere
zor döner bir daha.

Mısırlı kardeşim,
kanalın sularına karıştı kanın.
İnsanın yurdu bir kat daha kendinin olur
toprağına, suyuna karıştıkça kanı.
Yaşamış sayılmaz zaten
yurdu için ölmesini bilmeyen millet...

Nazım Hikmet RAN





En mavi yerine ulaşmak için
göğün yüzünü yırttık
Verimi dışa vursun diye
toprağı tırnaklarımızla kazıdık
Biz devrimciyiz
El değmemiş duygularla sevdik işimizi
Rüyalarımıza dahi gölge düşmesin diye
yoldaşlarımız yastık başımızda NÖBETE durduk

alintidir..




Ben hem kendimden bahseden şiirler yazmak istiyorum,
hem bir tek insana, hem milyonlara seslenen şiirler.

Hem bir tek elmadan, hem süpürülen topraktan,
hem zindandan dönen insan ruhundan,
hem kitlelerin daha güzel günler için savaşından,
hem bir tek insanın sevda kederlerinden
bahseden şiirler yazmak istiyorum,
hem ölüm korkusundan, hem ölümden korkmamaktan
bahseden şiirler yazmak istiyorum.

Nazım Hikmet Ran


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]


GÖZÜM BAŞIM ÜSTÜNE


Şu
Dünyada
Ayrılık
Var
Ölüm
Var
İlle de
Zulüm
Var
Gözüm
Başım
Üstüne
Hangi
Kitap
Yazıyor
Kardaş
Ben
Calışam
Eller
Ala...

Enver GÖKÇE

_________________________________________________

PHP- Kodu:
Cepheden dönen yorgun askerler gibi serilmişizSavaş anılarımız anlatıp  avunuyoruzDışarıda yine birşey oluyor Pencereyi açardıArtık yaşamak  istemiyorum OlricOnların istediği gibi yaşamak istemiyorum... herkez  birikmiş bizi seyrediyorDağılınKukla oynatmıyoruz burada Acı  çekiyoruzKapı kapı dolaşıp dileniyoruzSon kapıya geldik.  İnsaf  sahiplerine sesleniyoruzEy insaf sahipleri Ben ve Olric sizleri  sarsmaya geldikOğuz Atay 

Konu adalettir tarafından (23-07-2010 Saat 22:02 ) değiştirilmiştir..
Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür eden 16 üyemiz:
*-servan-* (20-06-2010), adalettir (26-07-2010), atesoglu (08-07-2010), can (19-06-2010), Emine (20-09-2011), Eylem Güzelim (14-09-2011), EZGI (18-06-2010), hazal_mhu (19-06-2010), MARALIM (17-06-2010), nego (14-09-2011), polat (28-12-2011), SirfalaS (10-08-2010), Özgürlükateşi (02-07-2010)
Alt 20-06-2010, 15:33   #2
Kullanıcı Profili
Yeni Üye
 
*-servan-* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşi*-servan-*
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 847
Mesajlar: 7
Konular: 1
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 17
4 mesajına 24 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
İşkenceden Geliyorum

İşkenceden geliyorum
çığlık çığlığa üstüm başım
değemem dudağımı dudağına
elektirik kokuyor ağzım

kelimelerim birbirine vurur
gözlerim yanar ağlarsam
dalga dalga uçardı saçlarım
ben de koşardım bir zaman

işkenceden geliyorum
acıyı umuda kattım
uzatma sarılası boynunu
kollarımı askıda bıraktım

yumuşak yataklar arama
başımı koyacak bir yer bulurum
hem ben uyursam artık
şimşekli bulutlarda uyurum

yıkılma sakın bırakma kendini
taşırım ben bu çarpık gövdeyi
seni yitirmek de olsa ucunda
yendim işkencede işkenceyi

Nevzat Çelik

*-servan-* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için *-servan-* kullanıcısına teşekkür eden 11 üyemiz:
adalettir (26-07-2010), Adali (20-06-2010), can (13-09-2010), Eylem Güzelim (14-09-2011), EZGI (05-07-2010), hazal_mhu (27-07-2010), mahir38 (13-07-2011), MARALIM (27-07-2010), nego (14-09-2011), SirfalaS (10-08-2010), Özgürlükateşi (02-07-2010)
Alt 20-06-2010, 23:35   #3
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
İlginiz için teşekkürler değerli dostum, Nevzat ÇELİK ' in sevdeiğim şiirlerinden birini paylaştınız.. bende değerli üstadımın başka gbir şiirine yer vereyim..

Çok olmadığımız kesin
çok olan tarafta değiliz
türkiye'de kürt olacağız
kürtlerde ermeni
ermenilerde süryani
gidip almanya'da türk olacağız
hollanda'da surinamlı
fransa'da cezayirli
iran'da azeri
amerika'da zifiri zenci olacağız
çoğalan zencide mutlaka kızılderili,
israil'de filistinli
köpeğin karşısında kedi
kedinin karşısında kuş olacağız
kuşun karşısında börtü böcek
hakemler hep karşı tarafı tutacak
ve biz hep yedi kişiyle tamamlayacağız maçı
çiçeklerden kamelya olacağız
az kolumuzun tarafında
solda olacağız

Nevzat ÇELİK




Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniyende güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri

Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Bakışlarımda akşam karanlığın
Kulaklarımda sesin İstanbul

Ve uzaklardan
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Plajlarında karaborsacılar
Yağlı gövdelerini kuma sermiştir.
Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
Meyvesini birlikte devşirirler
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Et tereyağı şeker
Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
Yumurta masalıyla büyütülür çocukların
Hürriyet yok
Ekmek yok
Hak yok
Kolların ardından bağlandı
Kesildi yolbaşların
Haramilerin gayrısına yaşamak yok

Almış dizginleri eline
Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
Onların kemik yalayan dostları
Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
Ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel
Ve sen
Ve sen haktan bahseden Ortaköyün Cibalinin işçisi
Seni öldürürler
Seni sürerler
Buhranlar senin sırtından geçiştirilir
İpek şiltelerin istakozların
ve ahmak selameti için
Hakkında idam hükümleri verilir

Haktan bahseden namuslu insanları
Yağmurlu bir mart akşamı topladılar
Karanlık mahzenlerinde şehrin
Cellatlara gün doğdu
Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır
Bir kalem yazın vardır
Dudaklarını yakan bir çift sözün vardır
Söylenmez

Haramiler kesmiş sokak başlarını
Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
Haramilerin elinde
Ve mahzenlerinde insanlar bekler
Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
Bebeklerin hasreti içlerinde gömülü
Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bulutların ardında damla damla sesler
Gülen çehreleri ve cesaretleriyle
Arkadaşlar çıktı karşıma
Dindi şakalarımın ağrısı

Bir kadın yoldaş tanırdım
Bir kardeş karısı
Hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
Gebeliğin dokuzuncu ayında
Aç kurtların varoşlara saldırdığı
Tipili bir gece yarısı
Sırtında çok uzak bir köyden indirdi
Otuzbeş kiloluk sırrımızı
Zafer kanlı zafer kıpkırmızı

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
Ve bir kuruşa Yenihayat satan
Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyunkoyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle bizi
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanıtını yıksın
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
Sen bize layıksın

Vedat Türkali




DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler


Nâzım HİKMET RAN



Kova Kaleci
Yedi kova su yeterliydi
sıvas'taki ateşi söndürmek için
oysa her biri
devlet dairesindeki kovaların
üstüne yazılı
altı harfli bir sözcüktü yangın

Yedinci kova
taşar engellenemez biçimde
çünkü emekçilerin
alın teriyle doludur
işte bu yüzden
sinek ölüleri yüzemez üstünde

Futbol takımında mahallenin
kova kaleciydi lakabım
ilk kez sevinecektim buna
ama yalnızca
avuçlarıma alabildiğim suyu
bir kova gibi sıvas'a taşıyamadım

G harfi boştur yangın kovalarının
ki ortaya çıkar
dolu olanları okununca
madımak oteli'nin merdivenlerinde
kurtulmayı bekleyenler için
verilen karar: Yan ın

Ve başında anladım ki bir kuyunun
ipin ucunda
derinlerdeki suya uzanan
birer kova gibidirler
yangınları söndürmek isteyen
darağacına asılı devrimciler


Sunay Akın

İnsan Neyle Yaşar?

sayın baylar bize hep ders verirsiniz.
"aman, günah, ayıp, kötü, yanlış."
aç karnına kuru öğüt çekilmez.
önce doyur beni, ondan sonra konuş.
sende göbek, bizde ahlâk nedense.
şimdi bizi iyice dinle bak;
ister şöyle düşün, istersen böyle:
önce ekmek gelir, sonra ahlâk.
artık vermek gerek, unutmayın sakın,
tüm nimetlerden, payını yoksulların.

insan neyle yaşar?
insan neyle yaşar: ezip hiç durmadan.
soyup, dövüp, yiyip yutarak insanları.
yaşayabilmek için hemen unutmalı,
insanlığı unutmalı insan.
katı gerçek budur, kaçınılmaz.
kötülük yapmadan yaşanamaz.

efendiler, bize ahlâksız dersiniz,
kötü kadın, utanmaz fahişe.
aç karnına suçlanmak hiç çekilmez,
önce doyur beni, ondan sonra söyle.
sende şehvet, bizde edep nedense.
şimdi bizi iyice dinle bak;
ister şöyle düşün, istersen böyle:
önce ekmek gelir, arkadan ahlâk.
artık vermek gerek, unutmadan sakın,
tüm nimetlerden, payını yoksulların.

insan neyle yaşar?
insan neyle yaşar: ezip hiç durmadan.
soyup, dövüp, yiyip yutarak insanları.
yaşayabilmek için hemen unutmalı
insanlığı unutmalı insan.
katı gerçek budur, kaçınılmaz.
kötülük yapmadan yaşanmaz.

Bertolt BRECHT

Ülke

akdeniz mavisi saklı koynunda
ey gül yanığı güller ülkesi
yoldaşlık etsem kanlı gömleğinin acılarına
küllerle savrulan ay ışığında


kanadı gümüş bir kuş olup da
yaz kış demeden dolaşsam dereboylarını
kırmızı bulutları, sulara dökülen
gazel yaprağına yazsam çığlığını


umut hilesiz karanfilse sorguda
tutuklanmayı bekler kimimiz geceleri
ey türküleri çiçek döken ülke
yurtseverlerin, yiğit şairlerin nerde


ey seher karanlığında açan çiçek
ince ince yağışı yağmurun köklerine
başını dik tut rüzgara karşı
dayan diyedir düşmanın zincirine


o nazlı nilüferler yoksa da sularında
ceylanlar iner göllerinin aynasına
ne güne durursun seyirt haydi
patlayan bahardır dal uçlarında


Ahmet Ada

Zulme direnmektir Hayat


On beşine bastı mı
dudaklarında bir türkü
elinde bayrak
kavga sokaktaki oyuna benzer artık
çocukluğu
benzemez
çocukluğa

Deniz okşayabilir mi
sarışın bir dağın
rüzgarlı saçlarını
uzanarak yelesine hayatın
tutuklayabilir mi zindanlar
onun
vuruşkan sevdasını

Açar da acının rüzgarına
hüznün solgun yelkenini
ne zindan karanlığı
ne zulüm
ne işkence
indiremez dudaklarındaki gülümsemenin bayrağını

Ahmet TELLI


Soluk Soluğa

soluk soluğa yaşamalı insan
her sabah yeni bir şeyler görebilmeli
ve cehenneme dönse de bütün bir ömür
mutlaka bir şeyler değişmeli her / gün

Ey o büyük yolculukların ürperten heycanı
okyanus dalgalarının sesleriyle dol bu ömre
ölüme ve aşka durmadan kement atan
serüvenlerle geçsin yaşamak

Dünyanın cesur ulusları yoktu, cesur insanları vardı.
Onlar, aşkın ve hayatın havarileri, büyük serüvencilerdi.
Onlar, bu ihtiyar cadının maskesini parçalamak ve
yeryüzü denilen cenneti bize sunmak istediler. Bütün
ömürleri bu kavgayla geçti. Ne adları vardı onların, ne
ulusları, ne dinleri ne de anıtları.

Ama biz onlar için ölüm fermanları hazırlayıp görkemli
mangalar kurduk. Savaşlar açtık peşpeşe. Kentleri ele
geçirip vahşi bir hayvan gibi avladık. Nerde
görülürse kurşuna dizdik ve süslü kemerler yaptık
onların kafa derilerinden. Biz cellattık ve tarih suratımıza
tükürürken, bir kez bile bağışlanmayı istemedi onlar..

Derler ki, son büyük serüvenci yaralıdır hâlâ...


Ahmet Telli


Konu adalettir tarafından (23-07-2010 Saat 22:03 ) değiştirilmiştir..
Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür eden 8 üyemiz:
*-servan-* (21-06-2010), can (13-09-2010), Eylem Güzelim (14-09-2011), hazal_mhu (27-07-2010), MARALIM (27-07-2010), melek5810 (12-09-2011), polat (28-12-2011), Özgürlükateşi (02-07-2010)
Alt 09-07-2010, 18:36   #4
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 

KOŞARADIM

Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
Ne bir içten dostunuz var acınızı alacak
Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
Toprağı rüzgârı denizi göğü
O her zaman bir insanla anlamlı
Tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
Unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
Ve ucuz korkuların kör kuyularına
Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.


Fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
Koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan
Kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
Uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
Ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
Unuttunuz başkalarının acısını duymayı
Küçük çıkarların büyük kurnazları
Alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
Sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
Unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
Düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
Dışa vurmayı duygularınızı
Unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.


Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
-Ki bu en büyük kötülüktür size-
Yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla
Denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi
Gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar
Uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz.
Sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde
İnsanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke
Anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz.
Ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan
Bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına
Koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
Koşaradım
Duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde..

Şükrü Erbaş


Eski Denizlerden Kim Kaldi

yani sen de denizsen be Marmara
iki bogazin var diye göl demiyorlarsa sana
canina okurum ben boyle işin
haberin var mi ben altı boğaza birden bakarim
benden sorulur Elif'imin
benden sorulur dört seytanimin karin toklugu
senin Istanbul'un okula gider mi, kagit kalem ister mi
Canakkale'nin cocuk felci, yatak yorgan yatmasi var midir
adalarindan birinin bile ah Marmara kara midir bahtı
yani sen de denizsen Marmara
otur hesapla bak, uc kere daha denizim senden
ama bana deniz diyen yok o baska dava
Sariyer'in oralara mavi bir nokta koyan yok
atlaslara falan da yazilmaz tuh ki adim
ne dersen de dunya tersine donuyor Marmara
seni Bogazlar besliyor iki ucundan
ben de alti boğazi ay ortasi biten maaşla
kızıp köpürme ama
hic deniz gormesek yutardık belki Marmara


Akgün Akova
MENDİLİMDE KAN SESLERİ


Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla

Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı işsizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --
Cıgara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi
Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da simdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle
İstasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler
Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.

Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.

Edip Cansever

Bilmiyorum bir turnadan
acaba kaç şiir çıkar
Ama senin şiirinden
Kalkan turnalar
Mutlaka bir HALKIN
Solgun tarihine konarlar..

Metin ALTIOK
Diyet

KORE'DE ÖLEN BİR YEDEK SUBAYIMIZIN MENDERES'E SÖYLEDİKLERİ

Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki gözünüzle bakarsınız,
iki kurnaz,
iki hayın,
ve zeytini yağlı iki gözünüzle
bakarsınız kürsüden Meclis'e kibirli kibirli
ve topraklarına çiftliklerinizin
ve çek defterinize.
Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki elinizle okşarsınız,
iki tombul,
iki ak,
vıcık vıcık terli iki elinizle
okşarsınız pomadlı saçlarınızı,
dövizlerinizi,
ve memelerini metreslerinizin.
İki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,
iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower'in,
ve bütün kaygınız
iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri
halkın tekmesinden korumaktır.
Benim gözlerimin ikisi de yok.
Benim ellerimin ikisi de yok.
Benim bacaklarımın ikisi de yok.
Ben yokum.
Beni, Üniversiteli yedek subayı,
Kore'de harcadınız, Adnan Bey.
Elleriniz itti beni ölüme,
vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.
Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan
ve ben al kan içinde ölürken
çığlığımı duymamanız için
kaçırdı bacaklarınız sizi arabanıza bindirip.
Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey,
ölüler otomobilden hızlı gider,
kör gözlerim,
kopuk ellerim,
kesik bacaklarımla peşinizdeyim.
Diyetimi istiyorum Adnan Bey,
göze göz,
ele el,
bacağa bacak,
diyetimi istiyorum,
alacağım da.


(25 Haziran 1959)
"S" harfi

"S" ile başlıyor dünya,
Sevgi "s" ile
Sömürü s ile
sıcak "s" ile, soğuk s ile
sağ "s" ile sol "s" ile
sağyire ve "s" ile
"s" harfi dünyanin aynası
"s" ile başlayor dünya
sattığımın dünyası

Ali Poyrazoğlu [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]albümünde okumaktadır..

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]




Edip'e Yanıtı Bilinen Sorular - Şükrü ERBAŞ

Yıldızların ülkesi var mıdır Edip
Dicle aktığı toprakları seçer mi?

Kasrik boğazı'ndan esen kanlı zemheri
Yalnız Kasrik'te mi üşütür insanı?

Herkes türküsünü elbet kendi sesiyle söyler
İnsanın dili boynuna kement olur mu?

Öldürmeğe ekinlerden başlayan adamlar
Eşiklere nasıl bir zulümle gelirler?

Kimsenin kalmadığı darmadağın köylerde
'Önce Vatan' yazısı bir hüzün değil midir?


Bunca kanın helalini kim kime nasıl öder
Mezar taşlarıyla barış olur mu?

Gecesi buz anısı kül ışığı kırbaç
Hangi gurbet bir sürgünün yüreğini doldurur

"Kim istemez şad olmayı cihanda" Edip
Viranede baykuş sesi zafer midir?..

Şükrü Erbaş


Konu adalettir tarafından (23-07-2010 Saat 22:04 ) değiştirilmiştir..
Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür eden 7 üyemiz:
can (13-09-2010), Emine (20-09-2011), Eylem Güzelim (14-09-2011), MARALIM (27-07-2010), melek5810 (12-09-2011), polat (28-12-2011)
Alt 24-07-2010, 16:25   #5
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

Suç Duyurusu


Yitirir hükmünü miadı geçer
Aşk bir alışkanlığa dönüştüğünde
Makul bir tetikçi bulunur her zaman
Bir öykü orda biter

Zaman öksüz kalmış sırlarını fısıldar
Yağmalanmış gecelerin esmer tenine
Hançerler ödünç alınır
Bir maktulün gayrıresmi tarihinden
Kan sıçrar üstümüze

Rötuşlanmış mutlu aile fotoğrafları gibidir
Birer alışkanlığa dönüşmüştür onca figüran
Solgundur duruşlar mimikler sahte ve gözler mubah
Ve rüştünü o tarihte ispatlamıştır günah

Ben bu oyunda hep
Ateşi yükselmiş bir çocuğu oynadım
Ömrüme dair birkaç satırın altı
Bir günahın pençeleriyle çizilene dek

Dudaklarım uçuklamıştı anımsıyorum
Bedenimde buharlaştı ve tuza dönüşte ter
Adem'den kalma bir bilmeceye gerildi sesim
Son hecesi de düştü hançeremden adının
Bu yüzden kutsal saydım her günahımı
Bir aynanın arka yüzünde
Bir cinayet işler gibi işledim

Bu bir suç duyurusudur yeniden açılsın dosyam
Artık kuraldışı ilan ediyorum kendimi
Kurbanım ve hazırım her efsaneye
Nasılsa suç ve ceza aynı soydandır
Aynı tenden alır aynı kana karıştırır rengini

İlk celsede diyorum kırın kalemlerinizi
Esmer tenden bir kefen biçin bana
Ya da çıkarın üstümden artık bu deli gömleğini


A. Hicri Özgören

Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
can (13-09-2010), Eylem Güzelim (14-09-2011), MARALIM (27-07-2010), melek5810 (12-09-2011), polat (28-12-2011)
Alt 26-07-2010, 18:55   #6
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]


Boran Fırtınası

Boran bir yaban kuştur. gökyüzünün mavisine bata çıka bir maviş kuş. konmaz hiçbir yere. yuvasından bozkırlara koşan sulardan yuvasına. çok zor yakalanır. şahin bile tutamaz onu kanadından. yabandır. asidir ha, rengi kadar güzeldir.

Güvercin sahipleri sevmez boranı. girer evcil sürüsen. peşine kutlaka takılan olur. bazen sürü bile düşer ardına. ya vurulur ya da yaralıyken yakalanır. diğer kuşlarla aynı kafese kapatılır. hiçbir evcil kuşu yaklaştırmaz kendine.

Hele bir de güvercin besleyenler evcilleştirmek için kanadının tüylerini çekti mi, vay vay yemez artık yemini. ya açlıktan ölür ya da kafesin demirine kendini vura vura öldürür.

Sesi çığlıktır artık, turna indirir. ya gökyüzüdür ya ölümdür boran. boranlar kalktı mapushanelerden. şehre sokulmamış evlerden. dökerek renklerini şehirlerin ufkuna, gittiler dağların doruklarına.

Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür eden 8 üyemiz:
can (13-09-2010), Emine (03-10-2011), Eylem Güzelim (14-09-2011), mahir38 (13-07-2011), MARALIM (27-07-2010), melek5810 (12-09-2011), polat (28-12-2011)
Alt 26-07-2010, 19:59   #7
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 



555 K

şimdi bursada ipek çeken kızlar
bir karasevda halinde söylemektedir:
görmeğe alıştığımız nice yazlar
kimleri alıp götürdüler ama kimleri
karanfil bıyıklı genç teğmenleri
ak saçlı profesörleri, öğrencileri
adları şuramıza işlemektedir
ah dayanmaz dayanmaz bakmaya gözler
bir karasevda halinde söylemektedir
şimdi bursada ipek çeken kızlar

şimdi erzurumda çift sürenlerin
geçit vermez kaşlarının altında
derindir, ıssızdır, korkunçtur gözleri
sabanın demiri girdikçe toprağa
hınçlarını gömmektedir içine yerin.
çünkü millet hayınları ankaralarda
çünkü izmirlerde, çünkü istanbullarda
çünkü başka yerlerinde memleketin
kanına girdiler masum gençlerin
işte onun için karanlıktır gözleri
şimdi erzurumda çift sürenlerin.

şimdi saat sekizdir başlar gecemiz
gündüzü kısalttılar geceyi uzattılar
şimdi acının ve hüznün göklerinde
umudun yıldızı sarı yıldız mavi yıldız
uykumuzun bir ucunda bombalar
bir ucunda hürriyet inancı sabaha kadar

ingiliz usulü piyade tüfekleriyle
insanca yaşamanın onuru arasında
milletcek bir gidip bir geliyoruz
şimdi saat sekizdir başlar gecemiz

şimdi ay doğar bulutlar arasından
kavat derebeyleri yüreksiz bolu beyleri
hırsızlar, yüzde oncular, kumar erleri
cebren ve hile ile haklarımızı alan
zulmü ve alçaklığı yöneten murdar üçken

biliyor musunuz bir orman gelişiyor şimdi
türküleri duyuyor musunuz nice derin
yakılmış çoban ateşleriyle dağlarda
karanlığı tutuşturup bir köşesinden
geceyi gündüze çevirenlerin


biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
anamız çay demliyor ya güzel günlere
sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
bu, böyle gidecek demek değil bu işler
biz şimdi yan yana geliyoruz ve çoğalıyoruz
ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
işte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz.


Cemal Süreya



555 K : 5' inci ayın 5 inde saat 5 de Kızılay da Adnan Menderes İktidarına karşı yapılan mitingin kısatılmışıdır.. Cemal Süreya Miting sonrası bu şiiri yazmıştır..

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür eden 7 üyemiz:
adalettir (26-07-2010), can (13-09-2010), Eylem Güzelim (14-09-2011), mahir38 (13-07-2011), MARALIM (27-07-2010), melek5810 (12-09-2011), polat (28-12-2011)
Alt 27-07-2010, 17:36   #8
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 


Yol kenarında oturuyorum,
sürücü lastiği değiştiriyor,
hoşnut değilim geldiğim yerden,
gittiğim yere de bayılmıyorum
neden öyleyse bu sabırsızlık,
beklerken lastiğini değiştirmesini.


Bertolt Brecht

Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
can (13-09-2010), hazal_mhu (27-07-2010), melek5810 (12-09-2011), polat (28-12-2011)
Alt 27-07-2010, 19:10   #9
Kullanıcı Profili
Kıdemli Üye
 
hazal_mhu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşihazal_mhu
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Eki 2009
Üye No: 7
Mesajlar: 248
Konular: 173
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 1070
205 mesajına 526 kere teşekkür edildi.
IM
Standart Kırmızı Araba

 
KIRMIZI ARABA

Süleyman kara bıyıklı bir işçidir
Ve bu kara bıyıklı Süleyman'ın hikayesidir
İş bulduğu günlerde evine dik dönmekte
Ve götürdüğü ekmeği yemektedir
Karısı Neriman ve oğlu Cevahir'le birlikte

Ne kadar zalim esse de rüzgar
Ne kadar belini bükse de ekmek parası
Aslan gibi bir adamdır işçi Süleyman

Onun Cevahir’i vardır
Cevahir altı yaşındadır
Çünkü gözleri çakmak çakmaktır
Çünkü Süleyman’a bir başka bakmaktadır

Bir pazar sabahı
Tutar babası Süleyman; Cevahir'in elinden
Ve yanında kader yoldaşı karısı Neriman
Çıkarlar gezmeye İstanbul’u inadına
Bir yol düşünür Süleyman
Ulan bu bahtı kapalı kentte
Yürümek de parayla değildir elbette
Üstelik Neriman’a hanidir istediği o naylon terlikle
Canından özgü Cevahirine
Bir gazozla bir simidi alabilecek kadar
Para da vardır cepte

Yürürler İstanbul şehrinin kalbine
Önce Nerimanın naylon terliği alınır bir seyyardan
Sonra da beğenirler simidin en hasosunu umutları Cevahir’e

Anlatır işçi baba Süleyman
İş ararken adım adım arşınladığı sokakları
Bak Cevahir işte şu Yeni Cami
Hem cami hem güvercinlerinin bakması nasılsa bedavadır

Bak Cevahir şu dumanı tütenler vapur
Şu çığlık çığlığa ağıt yakanlar martılardır
Hem vapurun dumanı hem vapurun düdüğü de bedavadır
Bak Cevahir şu uzakta görünen de köprüdür
Geçmesi değilse de onun da bakması bedavadır

O pazar günü
Kara bıyıklı işçi Süleyman
Karısı can yoldaşı Neriman
Ve gözleri çakmak çakmak olan oğulları Cevahir
Gezerler İstanbul şehrini böyle bedavadan

Ve birden mumun alevi söner
İstanbul’un yalanı biter
Nasıl olur bilinmez takılır Cevahir’in gözü
Bir oyuncakçı vitrininde
Pırıl pırıl yanan kırmızı oyuncak arabaya
Döner karabıyıklı dağ gibi babası Süleyman’a
Bana şu kırmızı arabayı alsana baba
Alsana be Süleyman
Canına can parçana
Bir oyuncak araba almayacaksan eğer
Yuh olsun sana
Nasıl olsa babası onu çok sevmektedir
İşin belası küçük Cevahir bunu bal gibi bilmektedir

Bir vitrindeki kırmızı arabaya bakar Süleyman
Bir karısı Neriman’a
Sonra takılır gözleri Cevahirin gözlerindeki umuda inadına
Ulan alt tarafı bir oyuncak araba
Dünya yansa yorganın yok içinde Süleyman
Alem çökse üstüne hayıfın çok Süleyman
Bakarsın cepteki son gazoz parasına
Cevahir’in o kocaman umuduna
Yakışır şu kırmızı araba

Bırakır karısı Neriman’la Cevahir’i dışarda
Girer iflah etmez bir umutla dükkana
Sorar dağ gibi Süleyman
Usta şu vitrindeki nazlı gelin
Şu zalımın ışıltısı
Şu bahtımın kara yıldızı
Şu İstanbul ağrısı
Şu Cevahir’in çakmak çakmak gözleri
Şu kırmızı araba kaç para
Bir Süleyman’a bakar adam bir arabaya
Çok para der hemşerim yani çok para
Süleyman cebinde bir gazoz parası
Yıkılmış bir dağ artığı
Bir tufan sonrası perişanlığı
Döner kapıya çıkmak için dışarı
Oğlu Cevahir
Kırmızı arabayla getirecek
Babasını beklemektedir
Nasıl olsa babası ordan
O kırmızı arabayla çıkacaktır
Nasıl olsa
Kara bıyıklı dağ gibi
İşçi Süleyman babasıdır
Yani Cevahir’in gözünde o
Dünyanın en güçlü
Dünyanın en zengin
Dünyanın en büyük adamıdır
Süleyman

Ama Süleyman
Eli boş çıkar dükkandan
Sorar Cevahir hani baba
Hani kırmızı araba
Sorar hesabı bulutlar dağa
Nasıl desin Süleyman
Nasıl desin adam yüreği
Ben onu sana alamadım
Benim ona param yetmedi diye
Başlar ağlamaya Cevahir
Başlar bulutlar ağlamaya
Yanar yerin yedi arzı
Ve güvercinlerin kalbi başlar kanamaya
Ulan istanbul yanar içine Süleyman’ın
Sorar Cevahir
Hani baba hani kırmızı araba
Martıları gösterir Süleyman
Bak ne güzel uçuyor
Cevahir martılar havada
Boş ver kırmızı arabayı
Baksana martılara
Bakmaz martılara Cevahir
Bakar yangın gibi arabaya
Ama bak der Süleyman
Ne güzel uçuyor martılar havada
Cevahir bir çocuktur küçük yüreğinde yer çoktur
Takılır gözü martılara
Gözünden sel olup akan kan rengi yaşlarını siler
Evet der ne güzel uçuyor martılar havada
Ve unutur gider Cevahir kırmızı arabayı

Unutur gider dalar gözleri martılara
Cevahir unutur unutmasına ya
Kara bıyıklı dağ gibi işçi baba Süleyman
Ömrü boyunca unutmaz o kırmızı arabayı
Her gece döşeğine yattığında
Uyumak için gözlerini kapadığında
Demir lokma gibi
Bir kırmızı araba takılıt durur kursağına
Bütün ömrü boyunca

İşte bu
Kara bıyıklı Süleyman’ın hikayesidir
Ve herkesin bir yerine
Birgün bir Süleyman acısı değmiştir

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

_________________________________________________
"Örgütü, örgüt yapan, onu kitlelere tanıtan, programlar veya yaldızlı laflar değil, devrimci eylemdir."
MAHİR ÇAYAN
hazal_mhu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için hazal_mhu kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
Adali (27-07-2010), can (13-09-2010), Eylem Güzelim (14-09-2011), melek5810 (12-09-2011), polat (28-12-2011)
Alt 30-07-2010, 12:07   #10
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 






İnsan Pazarı



gondulardan gelmişik
açlık nedir bilmişik
aman ağbey yaman ağbey
gör bizi

sabahın seherinde sıcak yataktan
kopmuşuk da gelmişik bu güvenpark'a
gelmişik de birikmişik bu güvenpark'ta
'angara angara güzel angara'
aman ağbey yaman ağbey
gör bizi

çorum'lardan suvas'lardan oluruk
çangırı'dan ezirgan'dan gelirik
gırşeher'den yozgat'tanık vallaha
anşe'lerik fatma'larık gülüzar'larık
güllü'lerik hatçe'lerik ağbeyim
açlık nedir bilirik
hele sen bir al bizi
hele sen bir olur de
biz her işi görürük

cam silerik parıl parıl
halı kilim silkerik
ağartırık gap-gacağı
aş da yaparık
çamaşır dikiş nakış
yatak da gabartırık
süpürürük tertemiz
gül-gülüstan ederik
bakma öyle kibir kibir ağbeyim
bakma öyle horgörük
hele sen bir olur de
hele sen bir al bizi
hele sen bir goku sür
sultan olur sekerik
açlığın dini olmaz ağbeyim
yoksulluğun vatanı
kör olasın gahpe devran

biz açlığı bilirik

güvenpark'ta bir anıt var
gördün mü
aha böyle yamrı yumru bir daşdan
bildin mi
yazıyo ki o anıtta ağbeyim
'övün çalış güven türk'

garga bokun yememiş
it deşmemiş çöplüğü
biz gelirik gondulardan ağbeyim
aha orda bekleşirik
beklerik ki gelsinler
bizi ordan alsınlar
yap desinler aha şunu
yap desinler aha bunu
üşenmezik erinmezik
biz her işi görürük
yeter ki gelsin epmek
yeter ki brakmasın bu can bu teni

türkük diye övünüyok ağbeyim
açlık türkü bilmiyo ki
varak diyok iş üstüne
çağır çağır gelmiyo ki
çalışsak da güvensek da ağbeyim
övünsek da olma mı

anam sayrı üç yıldır
babam işsiz ağbeyim
gardaşlarım daha güççük
daha suçsuz ağbeyim
birileri gelse de alsa ya beni
yuğsam da arıtsam ya kirlilerini

dersim'lerden suvas'lardan oluruk
gıtlıklardan gıyımlardan gelirik
erinmezik üşenmezik ağbeyim
biz açlığı bilirik
güvenpark'ta o anıta
selam saygı ederik
Hasan Hüseyin Korkmazgil

Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür eden 6 üyemiz:
atesoglu (11-08-2010), can (13-09-2010), Eylem Güzelim (14-09-2011), melek5810 (12-09-2011), polat (28-12-2011), SirfalaS (10-08-2010)
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
secmeler, Şairlerden


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Musa Eroglu - Güzel Secmeler [29 Parca] SirfalaS Türkçe FuLL Albümler 0 14-02-2011 17:17
Kürtçe Slow Şarkılar - Seçmeler - (2) (Rapid) SirfalaS Kürtçe Full Albümler 0 13-10-2010 09:34
Montaigne'den Seçmeler Ekim38 Kültür Sanat Bölümü 0 03-03-2010 12:20
Heyecan Bazen De Tehlike Dolu Sporlardan Seçmeler.. Özgürlükateşi İlginç Resimler 0 02-01-2010 08:15
Avni Odabaşından SeçmeLer... SerhiLdan_62 Karikatürler. 0 10-11-2009 19:25


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:22.
 
ÖZGÜRLÜKATEŞİ.NET Forum Kategori Arşiv Görünümü
3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 58, 59, 270, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 168, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 183, 184, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 248, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 262, 272, 271, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 58, 59, 270, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 168, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 183, 184, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 248, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 262, 272, 271, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282,

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "yer sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz "uyar ve kaldır" prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, info@ozgurlukatesi.net mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.