14-12-2009, 21:11
#1
Kullanıcı Profili
Administrator
özgürlük ateşi melek5810
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Eki 2009
Üye No: 6
Mesajlar: 2.536
Konular: 821
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 1334
566 mesajına 1089 kere teşekkür edildi.
IM
KÜresel emperyalİzm
Günümüzde küresleşme deninince, kimi burjuva aydınları bir şemsiye olduğunu ,bu oluşumun dışında kalmak uluslar arası ilişkide ülkenin yanlızlığa itildiğini idea eder.Oysa bu bana göre yeni sömürü düzenini kamufle etmekten başka bir şey değil.
Küreselleşme, emperyalizmin günümüzdeki en son aşamasıdır. Emperiyalizimin 19 yy birinci ve ikinci paylaşım savşında, gelişmemiş ülkeleri fiili işkali ve ülke içindeki egemen sınıflarında bulundukları ülkeye siyasi ve iktisadi damgasını vurmuş, var etikleri devletide baskı unsuru olarak kulanıp, geniş emekçi halk yığınlarını perfazıca sömürmekteydi, bir taraftan emperyelizmin fiili işkali, Diğer taraftan ülke burjuvazisi sosyalizme giden koşulları hızlandırdı ,bu koşullar marx ve engelsin öğretisi ile donanmış diyaletiksel anlayışınıda bu öğretiyle bütünleştirmiş LENİN gibi bir devrim üstadını ortayaya çıkarmıştır . Artık tüm dünyada işçi sınıfı ve emekçilere yol gösterici, yarınlara ışık tutacak bir devrimci lider var. Vietnamda HOŞİMİ kübada ÇHE GUVARA, FİDEL KASTRO çinde MAO ve ENVER HOCAYLA dünyada devrim rüzgarı dalga dalga yayılmaktadır. Artık emperyalizmin işi zordur, onlar için ne bir ülkenin yeraltı kaynaklarını nede proletaryayı eskisi gibi sömüremiyecekler.
Bir taraftan SOSYALİST blok Diğer taraftan EMPERYALİST blok, işte uluslar arası güç dengesinin oluşmasından rahatsız olan kapitalizmi yeni sömürü yoluna iten nedenlerden biride bodur.
Değerli arkadaşlar bu yanlış anlaşılmamalı her şey tesadüfü koşullara bağlı değildir. Tabiki nitel değişimler, iç dindmiklrin ve dış dinamikleri birlikteki aktivesi ile mümkündür. Koşullar nitel değişimi tetikleyen etkendir.Neyse konumuza dönersek. LENİN ustanın dediği gibi iktidarı almak devrim sürecini tanmamlamış anlamına gelmez. İşçi sınıfının uyanık olması lazım, ülke burjuvazisi kaybettikleri cenetti geri almak isterler, onlar asırlar boyu yönetimde oldukları için yönetim tacrübeleri vardır, proletarya iktidarı yeni aldığı için tecrübesizlerdir o yuzden yönetimde oluşacak zaafiyetler karşı devrimle, soyalizmin sonunu getirebilir uyarısını yapmıştır. Emperyalizim ise yaşam kaynağı refahını ülkeleri sömürmekle sağladığı için bundan vaz geçmesi mümkün değildir. Nitekim KURUŞEV le başlayan GORBAÇOVLA biten süreçte işte sosyalist blokun durumu.
Değerli arkadaşlarım gorbaçova varana kadarki süreçte sosyalist blokla emperyalist blok arasındakisoğuk savaş dönemi yaşanmıştır. Bu nedenle amperyalizmin fiili işkalden elde edemediğini komprador burjuvazi ile metea ihracını gerçekleştirerek sürdürmüştür. Eskiyen yöntemletinin yerine yenisini koyarak bu seferde finans kapitalistlerr üzarindan sermeye ihracıyla sömürülerini devam etirmişlerdir. İşte geldık asıl günümüzdeki duruma.
Degerli arkadaşlarım dikat ederseniz her işçi sınıfı uyanışında emperyalizm sömürüsünü devam etirabilmesi için davamlı kendine yeni yöntemler bulmuştur. peki asırlardır sömürüyü alışkanlık halina getiren emperyalizmin bu alışkanlığından vaz geçmesi mümkünmüdür. Tabiki mümkün değildir. ABD ekonomisi silaha dayandığı için davamlı kendine bir düşman bulmadımı? Düne kadar düşman SOVYETLERdi daha sonara AFKANİSTAN,IRAK SURİYE Son yıllardada İRANA taktı , ABD ekonomisini canlı tutabilmasinin yolu silah satmandan geçer bunun için her savaş güncellenmeli . Bu çirkinliğini örtabilmasi için bunu barışı sağlama adına idea ader. IRAK göz önüne alınırsa SADAM HÜSEYİNİ devirmek için İŞKAL şartmıydı? Bunu sadama karşı muhalif güçlere destek vererek iç dinamikleri güçlendirerek yapamazmıydı? Ama ırak demokrasisi ne ABD nede ABDnin barışsever? başkanı olan W.BUŞH nun umrunda, son dönemlerde enerjinin önem taşıdığı ve bu kaynakları elinde bulunduran ülkelerin güçlü duruma geleceğini gören ABD, ORTADOĞU petrolerini bu ülkelere tabiki bırakmaz.barış demokrasi iharcı yapma bahanesi ile petrol kaynaklarının üzerine oturdu. Bu örnekte gördüğünüz gibi AMPERYALİZİM günümüz koşullarına göre yeni bir yöntemle karşımıza çıkıyor.
Diğer taraftan ÇOK ULUSLU şirketler bileşim teknolojinide kulanarak İMFyoluyla ülkelere sıcak para yardımı yapma adı altında ülkeleri bitmek tükenmek bilmeyen borç batağına sokmaktadır. çok uluslu şirkerler gelişmemiş ülkelere yatırım yaparak kalkındırma adı altında enerjiyi ucuza getirmek düşük vergileri şart koşarak yatırm vaatlerinde bulunurlar. girdikleri ülkelerde ulus şirkretlerin rekebet gücünü kırarak, ulus şirketleri kendine satılmasına zorlarlar. Diğer taraftan bankalarıda satın alarak ülkenin finans kaynaklarınada el koyarlar.diğer taraftan borsa tahvil derken ülke ekonomisi felç olmuş. ülke ekonomisi üretim ekonomisinden kumar ekonomisine döner, kumar ekoekonomisi üretime dayanmadığı için toplum tüketici durumuna gelir. Peki bu iktisadi göstargeler emekçi halk yığınarını nasıl etkiler? Şu unutulmalıki buzdolabı üraticisi aynı zamanda bu ürünün tüketicisdir, ayakabı üreticisi aynı zamanda ayakabı tüketicisidir. Bileşim teknolojisini manik makinelerle birleştirerek burjuvazi, akıllı makinaları üreterek insan gücünü tasfiye etmiştir. Buda tüm dünyada küresel işsizlik yaratmıştır. Değerli arkadaşlar dikat edersaniz kapitalizm ,ekonomik krizini kendi yaratmıştır, ürününü satacak pazar bulamayınca finans sermayesinden yardım istamiştir.bankalar kredi kartları dağıtarak tüketici adına ürün değerini ödeyip, tüketiciyi kendine borçlandırmış, morgeç konut kredileri fiyaskoyla sonuçlanmıştır
İşte bu noktada kendi buhranları emekçilerin sırtına yükleyerek sendika haklarını gasp etmiş, kendilerine göre iş hukuku yaratarak çalışanı çıkartmakla tehdit ederek boğaz tokluğuna çalıştırmak zorunda bırakılmışlardır.
İŞTE KÜRESELLEŞME, SERMAYE BÜTÜNLEŞMİŞ KÜRESELLEŞMİŞ.
YA EMEĞİN KÜRESELEŞMESİ?