| |
'Tek yolumuz umudu yitirmemek'
Ruken Adalı -ANF
11:13 / 03 Şubat 2012
İstanbul - "Devrimci Karargah Örgütü" adı altında sosyalistleri hedef alan siyasi operasyon, feminist aktivist Gülfer Akkaya'yı 17 yıllık hayat arkadaşı ile ayırmakla kalmadı, onu "tutuklu yakınlığı" olgusu ile de tanıştırdı. "İnsanın kendisini herhangi bir şeye hazırlaması diye bir şey yok. O şey ne ise başınıza geliyor ve siz onunla yaşamayı öğreniyorsunuz" diyen Akkaya'nın hem sevgilisi Tuncay Yılmaz'a hem de herkese mesajı ise şu: Bizim bir tek yolumuz var; umudu yitirmemek.
Gülfer Akkaya, kadın özgürlük mücadelesi ve barış mücadelesi içinde yer alan feminist aktivist. Onu bu kez haber konusu yapan ise, "tutuklu yakını" kimliği. 17 yıllık sevgilisi Tuncay Yılmaz, "Devrimci Karargah Örgütü" davası kapsamında 500 gündür cezaevinde tutuluyor. Yılmaz, 6 Şubat günü yeniden hakim karşısına çıkacak.
Gülfer Akkaya, mahkeme ve cezaevi görüş günleri ile operasyonun kendi hayatına yansımalarını ANF'ye anlattı.
Duruşma günleri, tüm tutuklu yakınları için hem tahliye olasılığı taşıdığı, hem de yakınlarıyla temas edebilme olanağı sunduğu için özel. Aynı durum, Akkaya için de geçerli: "Mahkeme salonlarında, yakınlarımızla, temas etmeye çok özen gösterdiğimiz için, temas etme ve konuşma olanağı bulabiliyoruz. Aramızdaki polis ve jandarma engeline rağmen birkaç söz etme şansımız oluyor. Duruşmada ilk zamanlarda buna engel olmaya çalışıyorlar. Ancak daha sonra yumuşuyorlar. Elini tutuyorsunuz, sohbet edebiliyorsunuz. Bütün duruşma boyunca yakınında durmaya çalışıyorsunuz. Bu çok iyi geliyor, hem ona hem de bana. Uzun süre yaşadığın bir insandan aylarca uzak kaldığında bazen mimiklerini bile hatırlamakta zorluk çekebiliyorsun. O mimikleri yeniden görmek iyi geliyor insana."
HAFTADA 70 DAKİKA
Akkaya, haftada toplam 70 dakika sevgilisi Yılmaz ile görüşebiliyor. Haftada 1 saat kapalı görüş ve 10 dakika telefon görüşmesi. Ayda bir kere, kapalı görüş açık görüş şeklinde gerçekleşiyor. Bu zamanın yetmediğinin altını çiziyor ve ekliyor: "Yan yana gelip duygu alışverişinin sağlanması için bile 10-15 dakikaya ihtiyacınız oluyor. Ancak ondan sonra sohbete başlayabiliyorsunuz. Konuya girdim, dediğiniz yerde zaman görüş bitmiş oluyor."
OPERASYONUN İLK ETKİSİ İŞSİZLİK
Operasyonun onun hayatındaki ilk etkisi, işsiz kalmak olmuş. Yılmaz ile birlikte çalıştırdıkları reklam ajansını kapatmak zorunda kalmış. Ancak kendisi için ekonomik sorunlardan daha önemlisinin "hiç bilmediğim bir süreç" diye tanımladığı "tutuklu yakını" kavramı olduğunu anlatıyor: "Daha öncesinde yakınlarımdan tutuklananlar oldu, görüşlerine de gittim. Ama bu kez farklıydı. Öncelikle o günler F tipi öncesindeydi. Cezaevine gidip gelme, cezaevinde bir yakınının olması, onun yarattığı psikoloji ile yaşama, operasyonun etkilerini atlatmak, yanımda genç bir yeğenim vardı, onun bu süreci hafif bir şekilde atlatmaya çalışmasını sağlamak. Hepsi çok zordu."
'HAYATIMIN MERKEZİ DEĞİŞTİ'
Bir tutuklu yakını olarak ilk ay çok zorlandığını anlatıyor Gülfer Akkaya, "Cezaevindeki bir insana nasıl davranılır, bilemedim. Mektup yazmam, dedim. Fakat sonra bunların hepsi çözüldü. Şimdi çok rahat ve sık yazıyorum" diyor.
21 Eylül 2010 tarihinden sonra hayatındaki en önemli değişikliği ise, "Hayatımın merkezi, benim ihtiyaçlarım, varoluşum, kendi tercihlerim değil" şeklinde özetliyor. "Nasıl böyle oldu? Bilemiyorum. Ama böyle oldu. Belki de ben beceremedim" diyen Akkaya, "Yaptığım her şeyde, attığım her adımda, Tuncay'ı düşünüyorum. Acaba ona bir zararı olur mu, diyorum. Önceliğim hep O oluyor" diyor.
Akkaya'nın operasyonun ardından süreci anlamlandırdıkça sorduğu sorular da değişmeye başlamış: "Süreci anlamlandırmam kendi yaşadığımız olay üzerinden olmadı. 21 Eylül operasyonunun ardından benzer siyasi operasyonlar hız kazandı. Neredeyse her hafta bir operasyon yapılmaya başladı. Kendi yaşadığım hikayenin şokundan kurtulduktan sonra, birçok insanın başına benzer şeylerin geldiğini gördüm. Önce, 'Adı geçen örgütle, bu insanların ne alakası var? Bunu nasıl bilmezler?' diye soruyordum. Sonra sorunun manasızlığını anlıyorsun. Elbette biliyorlar. Ama bunun böyle olmasının başka bir nedeni var. Çünkü Türkiye'de devrimci muhalefete karşı böyle bir politik bir hat çizmişler."
'BAŞINIZA GELENİ ÖĞRENEREK YAŞIYORSUNUZ'
Gülfer Akkaya, her duruşmada tahliye bekliyor ancak uzunca sürecek bir ayrılığın da ihtimal talihinde olduğunu biliyor. "Bu ilk düşündüğünüzde panikliyorsunuz" diyen Akkaya, "Ancak hayat akıp gidiyor. İnsanın kendisini herhangi bir şeye hazırlaması diye bir şey yok. O şey ne ise başınıza geliyor ve siz onunla yaşamayı öğreniyorsunuz" diye konuşuyor.
'YANYANA OLMAMIZ LAZIM'
Tutuklu yakını ve feminist aktivist Akkaya'nın hem sevgilisi Yılmaz hem de herkese mesajı ise umut yüklü: "Bir tek yolumuz var bizim; umudu yitirmemek. Bir tek o, başka hiçbir şey. Mahkeme çok tiyatro, yaşananlar çok acıverici ama umudu yitirmemek önemli. Birlikteliğimizi, yanyana oluşumuzu bırakmamamız lazım. Sadece ben ve Tuncay için demiyorum. Sosyalist hareketin, feministlerin, Kürtlerin, herkesin, daha sık yan yana olması lazım. Böylesi bir süreçten geziyoruz."
ANF NEWS AGENCY
|
|