Radyo Forum

Go Back   Dostluk Ve Kardeşlik Platformu; Dostluğun, Kardeşliğin ve Paylaşımın Tek Adresi Özgürlük Ateşi- »
SİYASET
» Politik Gündem


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
24 Aralık 1978 Maraş Katliamı
Konudaki Cevap Sayısı
6
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
410

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Bookmark and Share Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16-12-2011, 09:05   #1
Kullanıcı Profili
Yeni Üye
 
Emine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiEmine
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Eyl 2011
Üye No: 4509
Mesajlar: 114
Konular: 0
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 140
75 mesajına 178 kere teşekkür edildi.
IM
Standart 24 Aralık 1978 Maraş Katliamı

 
1978 yılının sonlarında Maraş'ta Alevilere yönelik katliam, Türkiye'de devletin de zaman zaman desteklediği faşist hareketin en kanlı yüzüydü. Maraş katliamı aynı zamanda daha önce başlatılmış olan provokasyon zincirinin son halkasıydı. Maraş'ta yaşananların hemen ardından on üç ilde sıkıyönetim ilan edilecek ve bir buçuk yıl sonra gerçekleşecek olan askeri darbenin gerekçelerinden biri de bu olay olacaktı.

Ecevit İktidarı ve Hayal Kırıklığı
1977 seçimlerine Ecevit'in liderliğindeki CHP, sol bir söylem kullanarak girmiş ve emekçi-yoksul kitlelerden büyük destek alarak % 41.2'lik bir oy oranıyla birinci parti oldu. Ancak Ecevit yönetimi, iktidarı boyunca verdiği sözleri unutarak sermayenin programını uygulamaya başladı. Buna karşın ülkede ekonomik kriz derinleştikçe sermaye sınıfının Ecevit hükümetine olan güveni iyice azaldı. Sokaktaki hareketin ivme kazandığı bir ortamda MHP de burjuvaziye kendini kanıtlama çabası içersine girdi. Ayrıca MHP, o dönemde benzer bir tabana hitap ettiği İslamcı MSP ile yarışabilmek için zaman zaman dini söylemler de kullanmaya başlamıştı. MHP'nin yeni dönemdeki stratejisi artık topyekûn iç savaştı. Önce Türkiye'nin genelinden Ankara'ya (tıpkı 1922'de İtalya'da Kara Gömlekliler'in Roma yürüyüşü gibi) yürüyüş düzenledi. Yürüyüş sonuçsuz kalınca da topyekûn saldırılar yoğunlaştı.

Provokasyon Zinciri Başlıyor
MHP'nin yeni stratejisine göre, kuzeyde bir ucu Tokat-Erzincan, güneyde diğer ucu Maraş'a kadar uzanan alan "verimli hilal" olarak adlandırılıyordu. MHP, Orta Anadolu'da yer alan bu bölgede nispeten daha güçlüydü. Söz konusu illerde MHP, gelişen kapitalizm ve ekonomik kriz karşısında yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan, yerleşik Sünni kökenli geleneksel küçük burjuvaziye seslenerek, yaşadıkları sıkıntının nedeni olarak, köylerden kentlere göç eden ve yeni iş sahibi olan Alevi kesimi gösteriyordu.

Bu bağlamda, MHP'nin de içinde olduğu provokasyon zinciri Malatya'da başladı. Malatya'da özellikle sağcı kesim tarafından çok sevilen bağımsız Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu'na bir bombalı paket gönderildi ve paketi açan Fendoğlu hayatını kaybetti. Olayın duyulması üzerine öfkeli kalabalıklar solcuların ve Alevilerin ev ve işyerlerine yönlendirildi. Olaylar sonunda 9 kişi hayatını kaybetti. Fakat Malatya provokasyonundan istenilen sonuç elde edilemedi. Aynı senaryolar Elazığ ve Sivas'ta tekrarlanmak istendi, ancak yine bir sonuç çıkmadı. Son koz ise Maraş'ta oynanacaktır.

Ve Maraş
Malatya, Sivas ve Elazığ'da yaşananların ardından MHP yöneticileri tarafından zaman zaman, "sıkıyönetim" ilan edilmesi gerektiği yönünde açıklamalar yapıldı. MHP idarecileri bu açıklamalarda bulunduğu sıralarda asıl tezgah Maraş'ta planlanıyordu. Aralık ayına gelindiğinde Maraş Ülkü Ocakları'nın girişimiyle o sırada programda olmamasına karşın Çiçek Sineması'nda "Güneş Ne Zaman Doğacak?" adlı, başrolünde Cüneyt Arkın'ın oynadığı "anti-komünist" içerikli bir film gösterime sokuldu. Filmin seanslarının kalabalık geçmesi için Ülkü Ocakları tarafından yoğun bir çalışma yürütüldü. Gösterimler sırasında da görevlendirilmiş kişilere tansiyonu yükseltici sloganlar attırıldı.

19 Aralık 1978'de yine filmin gösterimde olduğu kalabalık bir seansta sinemaya tahrip gücü olmayan bir patlayıcı atıldı (Sonradan bu patlayıcıyı Ökkeş Kenger adlı bir kişinin attığı ileri sürüldü. Kenger olayla ilgili davada yargılanıp beraat etti, ancak soyadını Şendiller olarak değiştirdi. Ökkeş Kenger/Şendiller 1991'de MHP'den milletvekili seçildi, bir süre sonra da BBP'ye geçti.) Patlama sonrası "Aleviler-Komünistler sinemaya bomba attı!" söylentileri hızla yayıldı ve sinemadan çıkan 200-300 kişilik grup PTT, TÖB-DER ve CHP binalarına saldırdı. Ancak kalabalık fazla büyümeden bir süre sonra dağıldı. Bu nedenle ilk gün planı tutmadı.

Bu olaydan iki gün sonra ise TÖB-DER'li iki öğretmen okullarından eve dönerken öldürüldü. Ertesi gün Cuma günüydü ve bir gün önceden akşamdan mahallelere ve köylere dağılan kişiler, komünistlerin intikam amacıyla Cuma namazı sırasında Ulu Cami'yi basacağı yönünde söylentiler yaymaya başladılar. Ertesi gün İşte böyle bir ortamda iki öğretmenin cenazesini camiye taşıyan kortej Ulu Cami'ye yaklaştığı sırada faşistlerin etkisiyle toplanmış kalabalık cenaze alayına saldırdı. Çıkan kargaşada saldırgan güruhtan üç kişi öldü. Bunun üzerine çılgına dönen güruh Kıbrıs Caddesi üzerinde bulunan solculara ve Alevilere ait işyerlerine saldırır. Fakat geceye doğru etraf tekrar sakinleşir.

Ertesi günü (23 Aralık) sabah erken saatlerden itibaren belediye hoparlöründen "Kızıllar üç kardeşimizi şehit etti. Cenazeleri almak için hastane önünde buluşalım", "Kızıllar kentimizi bastı" türünden tahrik edici anonslar yapıldı. Böylece kalabalık bir kitlenin, Alevi mahallelerinin hemen bitişiğindeki devlet hastanesinin önünde toplanması sağlandı. Hastane önünde toplanan kalabalık "Aleviler suya zehir kattı", "Alevi mahallelerinde camiler yakılıyor" türünden asılsız söylemlerle kışkırtıldı ve aynı saatlerde Alevi mahallerine yönelik saldırılar başladı. Saldırılar sırasında Yörükselim Mahallesi dirense de başarılı olamadı.

Saldırılar ertesi gün de devam etti. Kentin çeşitli mahallelerinden dumanlar yükseliyordu. Saldırılar durduğunda görüntü dehşet vericiydi. Katliamda resmi rakamlara göre 111 kişi hayatını kaybetmişti. Saldırılarda kimi insanlar baltayla doğranmış, küçük çocuklara kurşun sıkılmış, hamile kadınların karınları deşilmişti. Bunun dışında 500'ün üzerinde ev ve işyeri yakılmış veya tahrip edilmişti. Olaylar sonrasında Alevi nüfusun % 80'i kentten göç etti. Ecevit Hükümeti ise olaylara kayıtsız kaldı ve katliam sonrası 13 ilde sıkıyönetim ilan etti.

Aradan yıllar geçtikten sonra ilk kez 19 Aralık 2010'da Maraş'da düzenlenen anma gösterisini faşist katil Ökkeş Şendiller balkondan seyretti. Bir grup faşist korteje saldırmak istedi. Faşistler istedikleri kadar ulusunlar, hepsi hak ettikleri cezalara çarptırılacak, döktükleri kanın bedelini ödeyecek!

Emine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Emine kullanıcısına teşekkür eden 9 üyemiz:
Adali (20-12-2011), avdel (20-01-2012), camer (19-12-2011), Marksist-Leninist (23-04-2012), melek5810 (19-12-2011), meleni_deniz (19-12-2011), nil (20-12-2011), polat (19-12-2011), SirfalaS (17-12-2011)
Alt 16-12-2011, 09:07   #2
Kullanıcı Profili
Yeni Üye
 
Emine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiEmine
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Eyl 2011
Üye No: 4509
Mesajlar: 114
Konular: 0
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 140
75 mesajına 178 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
24 Aralık 1978 Maraş Katliamı

Bundan tam 20 yıl önce 1978 Aralığının son günlerine gelinirken Maraş'da MHP'li faşist milislerin gerçekleştirdiği katliamda 111 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmış ve yüzlerce ev, işyeri yakılmış, yıkılmıştır.
Olaylar, ne bir rastlantı, ne de "halkın galeyana gelmesi" sonucu olmuştur. Olaylar aylar öncesinden planlanmış ve alanlar belirlenmiştir. Yer Malatya'dır, Erzincan'dır, Çorum' dur, Maraş'tır. Amaç, kitlelerin hızla politize olduğu bir ortamda gelişen devrimci mücadeleyi durdurmaktır.

1978 yılına CHP hükümeti ile giren ülkedeki mevcut durum şöyleydi:

"Oligarşinin CHP'den beklediği, halk kitlelerinin politizasyonunu yavaşlatmak ve var olan politize kitleyi de silahlı devrimci mücadeleye kanalize olmaktan uzaklaştırmaktı. Oligarşi, CHP hükümetinden ekonomik bir 'istikrar' sağlamasını değil, 'sosyal ve ekonomik bunalımı yavaşlatacak' devlet kademelerindeki 'federalleşmeyi' ('parselasyon') ortadan kaldırarak, merkezi bir görünüm kazandırılmasını istiyordu. Özellikle işbirlikçi-tekelci burjuvazinin önemli bir sorunu olan 'döviz sorunu', dış politik ilişkilerdeki gerginlik, 'işçi-işveren ilişkilerindeki gerilim', 'enerji açığı' gibi sorunlar CHP hükümetinin, bir MC' ye göre daha kolay 'halledebileceği' sorunlardı...

İşte bu nedenlerle oligarşi, CHP hükümetinin kurulması için yeşil ışık yaktı. Ancak bu durum, oligarşi içinde tam bir oybirliğine (consensus) dayanmadığı gibi, oligarşi dışındaki sömürücü sınıflar için de kabul edilebilir değildi. Özellikle oligarşi içinde, kimi doğrudan MC hükümetlerinden daha büyük çıkar sağladığı için, kimi de Ecevit'in 'ikinci bir Kerensky' olacağı endişesiyle CHP hükümetine karşıydı. Bu kesimler değişik çözüm yolları öneriyorlardı. Tekstil ve madeni eşya alanında faaliyet gösteren bazı çevreler 'devlet' sorununu öne çıkararak, topyekün bir çözüm öneriyorlardı. (Yönetimin askerileştirilmesi şeklinde en son noktaya kadar.) Ancak bu çok konuşulan eski 'sivil darbe' planıydı. MHP, bu kesimlerin maddi desteği ile eylemlerini yoğunlaştırarak uygun bir ortam yaratabilirdi...
1978 Ocak-Mart arasında faşist milis saldırılar, azalma yerine yoğunlaşarak sürdü. Ve bu saldırılar doğrudan kitleye yönelik oluyordu.

Aynı tarihte, soldaki durum ise tam bir kargaşa idi. Legal 'sol' partiler tam olarak CHP hükümeti ile işbirliğinden yanaydı. Özellikle faşist milislere karşı hükümetin 'daha aktif' tutum alması ve 'geçmişin hesabının sorulması' sloganları ile CHP hükümeti 'sol' hükümet olarak meşruiyet kazanıyordu. Demokrasinin sınırlarını genişletme planları, her türden oportünist ve revizyonistin durumuna göre hazırlanıyor ve kendi dergi ve gazetelerinde yayınlanıyordu. Öğrenci hareketi ise, 'aktif-pasif' tartışmaları içinde tam anlamıyla yönetimsiz kalıyordu.
Genel olarak hızla yükselen kitle hareketliliğinin karşısında, solda egemen olan 'kuyrukçu' anlayışın getirdiği pasifizme karşı duyulan bilinçsiz tepkiler, soldaki yapılanmaların hızla bölünmesine ve yeniden bölünmesine yol açıyordu."[*]

İşte bu ortamda oligarşinin faşist milis gücü olarak örgütlenmiş MHP'nin kitlelere yönelik saldırıları yeni bir boyut kazanmıştır. Bir yandan ekonomik buhranın derinleşmesi koşullarında hızla yoksullaşan ve mülksüzleşen kesimlere, diğer yandan "sol"a karşı olan kesimlere dayanan faşist milis hareket, ülkede bir kaos, kargaşa ortamı yaratarak, elindeki silahlı militan güçle herşeyin üstesinden gelebileceğini göstermeye yönelmişti. Ancak oligarşinin asıl amacı, yaygın bir kitlesel terör ortamı yaratarak kitlelerin pasifize edilmesiydi. Böylece stratejide ortaya çıkan uyum, kısa sürede MHP'li faşistlerin kitleye yönelik katliam girişimleriyle birleştirildi.

Bu amaçla seçilen yerler, kırsal özelliklerini koruyan, emperyalist üretim ilişkilerinin görece daha az geliştirildiği şehirlerdi. Zaten MHP'nin kitle desteği de ağırlıklı olarak bu şehirlerde bulunuyordu. İşte Maraş, Malatya, Erzincan, Sivas ve Çorum bu nitelikleriyle faşist milislerin katliamlarının alanı olarak çizilmişti.
Planın diğer bir unsuru da, bu şehirlerin oligarşi için sağlamlaştırılması ve buna dayanarak ("mücavir iller") diğer şehirlere yayılmasıydı. Bu, olası bir "sivil savaş" ortamında oligarşi için hazır bir kitle de sağlayacaktı.

Bu planın ilk uygulamaları Malatya ve Erzincan'da yapılmış, ancak oligarşinin kesin bir tutumu olmadığı için fazlaca etkili olmamıştı. Ve böylece sıra Maraş'a geldi.
19 Aralık 1978 günü Maraş'ta faşistlerin propaganda aracı haline gelen Cüneyt Arkın' ın "Güneş Ne Zaman Doğacak" filminin gösterildiği Çiçek Sinemasının, Ökkeş Kenger ve birkaç faşist tarafından bombalanmasıyla olaylar gelişmeye başlamıştır.
Kendi attıkları bombaya "misilleme" olarak 21 Aralık günü iki öğretmeni öldüren faşistler, 22 Aralık günü öğretmenlerin cenaze törenine saldırdılar. Bir gün sonra "Allah adına savaş"a (cihat) çağrılan Maraş köylerinden gelenlerin katılımıyla Maraş katliamı başlatıldı. Hedef, çokluk "solcuların", Alevilerin oturduğu Yürükselim mahallesiydi. Devrimci, yurtsever kimi unsurlar yer yer silahlı direniş ortaya koymaya çalıştılarsa da, ellerinde yeterli silah olmadığı gibi, her hangi bir örgütlülüğe de sahip değillerdi. Bu durumda Mehmet Mengücek gibi bazı devrimcilerin direnişi belli sokaklarda faşistlerin saldırılarını durdurabildi, ama yapabilecekleri fazlaca birşey yoktu ve orada toprağa düştüler.

Maraş katliamı, kendi içinde örgütsüz bir halk kitlesinin, nelerle karşılaşabileceğini de göstermiştir. Ama Maraş katliamının iki ana unsuru, ülke somutunda sürekli bir durumu ifade eder.

Birincisi, kitlelerin örgütlenmesi ve bu örgütlü gücün silahla korunmasıdır.
Gerek devrimci savaş koşullarında, gerekse ülkedeki milli krizin derinleştiği, dolayısıyla halk kitlelerinin oligarşiye karşı tepkilerinin açık hale geldiği koşullarda, kitle hareketleri her zaman oligarşinin ana hedeflerinden biri durumundadır. Bu yüzden, bir yandan kitlelerin bu koşulların bilincine ve somutluğuna dayanarak örgütlü hale getirilmesi, diğer yandan da bu kitle hareketini koruyacak silahlı gücün yaratılması temel devrimci görev olarak belirginleşir. Kitle örgütlenmesi ile silahlı gücün birlikte büyümesi, aynı zamanda iki hareketin karşılıklı eşgüdümünü gerektirir. Devrimci silahlı gücün iradi ve sistemli eylemleri ile kitlenin ve kitle hareketinin uyumu sağlanamadığı sürece, yeni katliamlar ortaya çıkabilecektir.
İkincisi, oligarşinin karşı-devrimci taktikleri ve faşist milislerin bundaki rolüdür.
Oligarşi, kendi iktidarını korumak için elindeki tüm olanakları sonuna kadar kullanmak durumundadır. Resmi zor güçlerinin yetersiz kaldığı yada çeşitli nedenlerle etkinlik kuramadığı her durumda kullanabileceği bir silahlı gücü el altında tutmak oligarşinin temel politikalarından birisidir. Faşist milis örgütlenme, ister MHP adı altında var edilsin, ister "koruculuk" olarak biçimlendirilsin, isterse "özel ordu" şeklinde resmi ve yasal görünüme kavuşturulsun, her zaman oligarşinin kitle pasifikasyonu için kullandığı gücü oluşturur. Bu faşist güç, aynı zamanda gelişen silahlı devrimci mücadelenin karşısına çıkartılacak silahlı gücün politik-ideolojik zeminini de sağlamak durumundadır.

Oligarşinin kitle pasifikasyonunda kullandığı yöntemlerin temelinde kitlelere gözdağı vermek yatar. Bu gözdağı, bir yandan kitlelere kendi gücünü göstermeye dayanırken, diğer yandan devrimci öncülere güvenemeyeceklerini göstermeye dayanır. Burada kullanılan yöntem, gerek kitlenin kendi eylemliliği, gerekse devrimci öncünün eylemliliğinin yarattığı ortamın demagojik olarak kullanılmasıdır. Bu yolla, oligarşi, devrimci mücadeleye yönelmiş kitleyi pasifize etmeye çalışırken, kendisi için sağlam bir kitle temeli kurmayı da amaçlar.

Dün Şırnak'da, Lice'de uygulanan ve bugün A. Öcalan'ın Roma'ya gidişiyle birlikte başlatılan şovenist eylemlerde kullanılmak istenen yöntem PKK'nin silahlı eylemlerinin "bedelini" kitlelere ödetmektir. Yapılmak istenen basittir: Kitlelere, eğer PKK silahlı eylemlere devam ederse, bunun bedelini siz ödersiniz denilmektedir.

Tüm bunlar, oligarşinin kitleye yönelik terörle, onları pasifize etmeyi amaçlayan bir
politikayı her dönemde izlediğini açıkça göstermektedir. Bu politika varlığını sürdürdükçe, potansiyel olarak yeni Maraş'lar ortaya çıkacaktır. Bunu durdurmanın tek yolu, devrimci öncü ile kitle örgütlülüğünün bütünleştirilmesidir. Bu, kitle örgütlenmesi ile silahlı gücün ve silahlı güç ile kitle örgütlenmesinin birlikte geliştirilmesi gereğini gösterir.


Konu Emine tarafından (16-12-2011 Saat 09:12 ) değiştirilmiştir..
Emine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Emine kullanıcısına teşekkür eden 7 üyemiz:
camer (19-12-2011), Marksist-Leninist (23-04-2012), melek5810 (19-12-2011), meleni_deniz (19-12-2011), nil (20-12-2011), polat (19-12-2011), SirfalaS (17-12-2011)
Alt 19-12-2011, 09:53   #3
Kullanıcı Profili
Yeni Üye
 
Emine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiEmine
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Eyl 2011
Üye No: 4509
Mesajlar: 114
Konular: 0
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 140
75 mesajına 178 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
Maras'ta 3 gun boyunca resmi rakamlara gore 111 insan oldurulmustur. 3 gun boyunca tum Alevi evlerine saldirilmis, insanlar vahsi iskencelerden gecirilmistir.





[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

Emine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Emine kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
camer (19-12-2011), melek5810 (19-12-2011), polat (19-12-2011), SirfalaS (19-12-2011)
Alt 19-12-2011, 10:06   #4
Kullanıcı Profili
Yeni Üye
 
Emine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiEmine
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Eyl 2011
Üye No: 4509
Mesajlar: 114
Konular: 0
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 140
75 mesajına 178 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
Tarih 19 Aralık 1978, o gün doğanlar bugün 28 yaşındalar. O tarihte Türkiye'nin Maraş kentinde yüzlerce Alevi, gözü dönmüş bir faşist çete tarafından mahallerinde kuşatıldılar, yakıldılar, yok edildiler.

Bilsen Başaran , "Maraş'tan Bir Haber Geldi" (Günizi Yayıncılık) başlıklı kitabında bu katliamın mahkeme kayıtlarını yayımlıyor. O acı günlere yakılan ağıtları aktarıyor. Türkiye'nin yakın geçmişinde yaşanan ve hesabı sorulmayan bir katliama ışık tutuyor.

***

78'liler Girişimi Türkiye Sözcüsü Celalettin Can da geçen günlerde bir değerlendirme yaparak Kahramanmaraş katliamının arkasındaki gelişmeleri özetledi ve bu konuda bir kampanya başlatacaklarını belirtti. Can'ın açıklaması şöyle:

"... Küçük çocukların ve yaşlı adamların üzerine gaz dökülerek yakılmış, insanlık dışı olaylar işlenmiştir. Toplu katliam olayları, toplu halde ceset bulunmasıyla doğrulanmaktadır. Ölü sayısının resmi miktarı aşarak iki yüzü aşacağını tahmin ediyorum." ( Dündar Saner / Dönemin Savcısı)

"Hastaneye getirilen ölülerden elli ikisini inceledim. Bunlardan üç tanesi sopayla öldürülmüş, diğer ölüler mermilerle... Boğularak öldürülenlerin olduğunu söylediler. Yetmişlik yaşlıları, üç yaşında bebekleri vurmuşlardı. Bir cehennem âleminden geldim." ( Mete Tan / Dönemin Sağlık Bakanı)

"... Karşımızda oturan ve bir gözü görmeyen 80 yaşındaki, yaşlı Cennet Çimen 'in evine gittiler. Bu kadını, 'Gel nene, gel' diyerek elinden tutup dışarıya çıkardılar. Cennet Kadın, gözleri görmediği ve yaşlı olduğu için öldürülenlerden ve yakılanlardan habersizdi. Sanıklardan C. Y. ve N. B. tornavida ile gözlerini oydular, sonra silahla öldürdüler. Yakınında bulunan helanın çukuruna başüzeri atıp üzerine at arabasını devirdiler..." ( Maviş Toklu / Tanık)

Günümüz genç nesillerinin havsalasının alamayacağı bu olaylar Maraş'ta yaşandı.

"1975 yılında kurulan Milliyetçi Cephe'nin başbakan yardımcılığına Alparslan Türkeş getirilmiş, MıT ona bağlanmıştı. 1978 Ocak'ında hükümet olan CHP, MıT'e bir türlü hâkim olamayacaktı. Türkeş, Hukuk Müşavirliği, Psikolojik Savunma Başkanlığı; ıstanbul, Ankara ve Diyarbakır Bölge Daire Başkanlıklarındaki yandaşları aracılığıyla MıT'i kontrol ediyordu.

Türkeş, MıT'teki üst düzey ilişkileri aracılığıyla, MıT Güney Bölgesi'ni ele geçirmişti. MıT'in desteğini arkasına aldığından, Maraş olaylarını rahatlıkla düzenleyeceğinden artık emindi. Bölgeden merkezi hükümete istihbarat akışı kesilecek, her şeyi sola bağlarken sağ ile ilgili masumane tasvirler çizen bir saptırıcı bilgilendirmeyle hükümet 'uykuya yatırılarak' tezgâhlanan plan uygulamaya konulacaktı.

Ecevit 'in kasasından çıkan bilgilere göre MıT, bu rolünü sonrasında da sürdürdü. Katliamcılarla ilgili raporlar mahkemelerden gizlenirken, sol gruplar hakkında gerçek dışı raporlar düzenlendi. 12 Eylül darbesinden sonra Maraş Sıkıyönetim Komutanı Korgeneral Recep Haznedaroğlu , bu tek yanlı raporlara dayanarak katliamı tersine çevirip işkenceyle sol bir gruba mal etmeyi deneyecekti.

Katliamın faili olarak 804 kişi yargılandı. Katliamda birinci dereceden rol oynayan 68 kişi ise hiç yakalanmadı. 379 kişi beraat etti. 1 ila 15 yıl arasında mahkûmiyet cezası ile yargılanan 314 kişinin cezalarında önce 1/6 oranında indirim yapıldı, sonra hepsi mahkeme sürecinde salıverildi. 29 kişi hakkında verilen idam ve 7 kişi hakkında verilen müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından bozuldu. 1991'de çıkan Terörle Mücadele Yasası'nda yapılan değişiklikle de katliam sorumlularının hepsi salıverildi.

Maraş katliamı dava dosyası sessiz sedasız kapatılmış oldu. Bundan sonra da bu dosya hiç açılmadı. Tarihe kara bir leke olarak geçen katliam unutulmaya bırakıldı.

Unutuldu da!

Maraş'taki solcu, Alevi halkın yüzde sekseni, büyük kentlere ve yurtdışına göçerek köklerinden koptular. Bu insanların yaşadığı evsizlik ve memleketsizlik nasıl bir haldir, yarattığı kırılmalar, eziklikler, travmalar nedir ve nasıl yaşanır, araştırmadık.

Maraş'ın filmini, tiyatrosunu yapamadık. Romanını yazamadık. Maraş katliamı üzerine bir şiir kitabının olmadığını biliyoruz. Maraş üzerine bir ağıtımız bile yok. Ağlayamıyoruz.

Bu denli unutkanlık, umarsızlık, mazisizlik nasıl bir şeydir, nasıl yaşanır? Evet, bunlar genç kuşakların havsalasının alamayacağı şeylerdir, ama gerçektir.

Bu kanlı tarihin bir daha yaşanmaması için 78'liler Girişimi olarak Maraş dosyasını yeniden açıyoruz.

Adalet için, hak ve hukuk için, özgürlük ve demokrasi için Maraş katliamını kamuoyunun gündemine getirmeyi 78'lilerin tarih önünde bir sorumluluğu olarak kabul ediyoruz."

Maraş katliamının hesabının sorulamaması, unutulmaya terk edilmesi, tarihimizle hesaplaşamamanın bir başka acı örneğidir...


Oral Çalışlar 2006 tarafından yazıldı.
Salı, 30 Kasım 1999

Emine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Emine kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
camer (19-12-2011), melek5810 (19-12-2011), nil (20-12-2011), polat (19-12-2011), SirfalaS (19-12-2011)
Alt 19-12-2011, 10:45   #5
Kullanıcı Profili
Banned
 
meleni_deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşimeleni_deniz
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Ağu 2011
Üye No: 4340
Mesajlar: 122
Konular: 0
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 30
84 mesajına 167 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
Tarih 19 Aralık 1978...
Anadolu topraklarında, zulmün bir kez daha kanlı elleriyle tarih sahnesine çıktığı gün...
Daha önce, nice kıyımlardan geçmiş, nice kırımlardan geçmiş, nice zulumlere direnmiş yoksul Anadolu halkının yaşam pınarlarının bir kez daha kurutulmaya çalışıldığı tarih...
Maraş Katliamı...

meleni_deniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için meleni_deniz kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
camer (19-12-2011), Emine (19-12-2011), melek5810 (19-12-2011), nil (20-12-2011), SirfalaS (19-12-2011)
Alt 19-12-2011, 14:51   #6
Kullanıcı Profili
Kıdemli Üye
 
camer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşicamer
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Tem 2010
Üye No: 908
Mesajlar: 134
Konular: 13
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 159
132 mesajına 721 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
1978 kanlı maraş olaylarının heman ertesi hafta maraşa gittim ve olayın geçtiği mahaleleri inceledim. yusuflar mah ve diğer mahalleri inceledeğimde olayın provakasiyonel kısmı hemen gözüme ilişti. oysaki mahalede yanan evlerin bitişiğinde askeri kışla duruyordu. en ufak bir ses ve bir gürültüde kışlada bulunan askerlerin duymaması mümkün değildi. anlaşılıyordu ki bu duruma ordu resmen göz yummuş. sonra bazı mahalle halkıyla konuştuk. Bu işi organize eden MHP lilerin çoğunun Kümbet denilen yerden geldiği söylenildi. Gidip kümbeti incelediğimizde söylenenler doğruydu. hatta bunları besleyen ve güçlendiren maraş ağalarının da orada oturduğu,çarşıda mağazalarının olduğunu ve istanbuldada çok önemli semtlerda gayri menkul ve dükkan saipleri olduğunu öğrendim. hatta maraşta bir çok köye de sahiptiler gezdim ve gördüm. anlaşılıyordu ki sermayenin ezeli kapı bekçileri ve uşakları bu sınıf çelişkisinin acılarını alevi kesimi üzerinden acı bir şekilde çıkarmıştı. Devlette yine burjuvazinin hizmettinde olduğunu kanıtlamıştı. ancak ağa çocuklarına ve MHP li uşaklara dayak atmakla yetinilip maraştan uzaklaşıldı.

_________________________________________________
DÜNYANIN BİR ÇOK YERİNDE DİLLER , RENKLER VE DİNLER FARKLIDIR.AMA DÜNYANIN HER YERİNDE EMEĞİN DİLİ , RENGİ VE DİNİ AYNIDIR...(CAMER)

Konu camer tarafından (19-12-2011 Saat 15:09 ) değiştirilmiştir..
camer isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için camer kullanıcısına teşekkür eden 7 üyemiz:
can (22-12-2011), Devrimyolcusu (19-12-2011), Emine (19-12-2011), melek5810 (19-12-2011), nil (20-12-2011), polat (19-12-2011), SirfalaS (19-12-2011)
Alt 22-12-2011, 13:35   #7
Kullanıcı Profili
Yeni Üye
 
Emine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiEmine
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Eyl 2011
Üye No: 4509
Mesajlar: 114
Konular: 0
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 140
75 mesajına 178 kere teşekkür edildi.
IM
Standart Kahramanmaraş kanayan yara!!!

 
Evlere ateş düştü, yanıyor içten , içten
Yıkılıyor hane üstüne evler kerpiçten,
Katiller yakıyor Maraşı, olmuşlar piçten,
--- Yanıyor Maraş ölmüş insanlık,
--- Yakanlara dedelerinden kalmış hayvanlık...

Aydını, demokratı, alevi yi vurarak bitiremezsiniz,
Küllerinden doğarlar onlar, körsünüz göremezsiniz ,
Siz hayvan oğlu hayvansınız, insanlığı bilemezsiniz,
---Kundakta bir bebek canı yanmış ağlıyor,
---Beşiği alev almış bebekler ölüyor...

Galeyana gelip, işaretli evleri kundakladılar,
Gözleri dönmüş cellatların, yakıp, yıktılar,
Ellerinde makinalı tüfekler insanları taradılar,
---Göğe yükseliyor evlerden çığlıklar,
---Sevinç naraları atıyor, katil alıklar...

O pis ağızlarında, Allahü ekber nidaları,
Bunlar insan değiller, gevşemiş vidaları,
Örümcek bağlamış, gerçeği algılamıyor kafaları,
---Karanlık düzenleri uğruna söndürdüler ocakları,
---Aydınlar çoğaldıkça , tutuşuyor bacakları

Unutulmadı, unutulmayacak Maraşta yapılanlar,
Bir gün hesap verecek Çorumu kana bulayanlar,
Sivasta yakılan ateşle, cehennem de yanacaklar,
---Katiller hesap verecekler ötede, etme bulma dünyası
---Sıkışmış dar düşünceye, basmıyor hiç kafası...

-Kazım Doğan-

Emine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Emine kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
Eylem Güzelim (22-12-2011), Marksist-Leninist (23-04-2012)
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
1978, aralık, katliamı, maraŞ


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Katliamı' ın 33 Yıl döneminde Maraş' ta Olacağız, Katliamı Unutturmayacağız! Adali Duyurular 1 22-12-2011 23:53
Beyazıt Katliamı 16 Mart 1978 Özgürlükateşi Siyasi videolar 0 16-10-2010 20:48
__18 nisan 1978 malatya katliamı...1__ meral_ekin Tarih 0 09-11-2009 18:02
__24 aralik 1978 maraş katliamı...2__ meral_ekin Tarih 0 09-11-2009 17:54
__24 aralik 1978 maraş katliamı...1__ meral_ekin Tarih 0 09-11-2009 17:50


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:41.
 
ÖZGÜRLÜKATEŞİ.NET Forum Kategori Arşiv Görünümü
3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 58, 59, 270, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 168, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 183, 184, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 248, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 262, 272, 271, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 58, 59, 270, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 168, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 183, 184, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 248, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 262, 272, 271, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282,

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "yer sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz "uyar ve kaldır" prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, info@ozgurlukatesi.net mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.