Radyo Forum

Go Back   Dostluk Ve Kardeşlik Platformu; Dostluğun, Kardeşliğin ve Paylaşımın Tek Adresi Özgürlük Ateşi- »
SİYASET
» Ölümsüzler (Devrim Şehitleri)


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
İlkay Demir: Mahir, öleceğini biliyordu
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
692

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Bookmark and Share Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02-03-2010, 14:26   #1
Kullanıcı Profili
Kıdemli Üye
 
Ekim38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiEkim38
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Kas 2009
Üye No: 34
Mesajlar: 487
Konular: 462
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 205
Thanked 339 Times in 201 Posts
IM
Standart İlkay Demir: Mahir, öleceğini biliyordu

 
Sansaryan Han'ın en üst katındaki hücremdeydim. Aklım çok ağır işkenceden geçirilmiş olan Necmi [Demir] ve İrfan'daydı [Uçar]. Karşı sıradaki iki hücredeydiler. Durumlarını bilememek ve elimden bir şey gelmediğini kabullenmek çok zordu.

Buraya getirildiğimizden beri süren kargaşa ve terör faslı sona ermiş, ortalığa alışılmadık bir sessizlik çökmüştü. Adeta bizi unutmuşlardı. Uzun aralıklarla hücrelerden birinin kapısı açılıyor, içimizden biri sessizce yazılı sorguya götürülüyordu.

Beni de aldılar. Birkaç masa, sandalye ve daktilo bulunan sıradan bir büroda sorguya başladılar. Bu kez gözlüğümü de vermişlerdi. Birkaç gün önceki işkencecilerin bunlar olup olmadığı anlamaya çalışıyordum. Ortamdaki farklılık çarpıcıydı. Kafamdaki tek düşünce oyuna gelmemek ve dışarıdaki arkadaşların güvenliğini tehlikeye düşürebilecek bir ayrıntıyı dile getirmemekti.

Oysa sorgu çok sıradandı. Sanki sorgucuların aklı söylediklerimde değildi. Laf arasında bana arkadaşlarımın kuşatıldıklarını, yakalanmalarının an meselesi olduğunu söylediler. Yakalandığımızdan beri bu tür o kadar çok yanlış bilgi vermişlerdi ki...

MAHİR'İ TARİF ETMEMİ İSTEDİLER

Tutsaksanız, sizi tutsak edenlerle aranızdaki mesafeyi korumalı, ortama elden geldiğince yabancılaşmalı ve hele her söylenene asla inanmamalıydınız. Bunları sağduyumla biliyor ve serinkanlılığımı koruyordum.

Benden Mahir'i tarif etmemi istediler. Elden geldiğince gerçeğe aykırı bir tarif yaptım. Her ihtimale karşı, ihtiyatlı davranıyordum. Sıradan sorgu devam etti. Derken birden kapı açıldı, çelik yelekli tabancalı uzun boylu biri daldı odaya. "Gözümüz aydın" dedi, "Olay bitti; Mahir ölü, Hüseyin yaralı!"

Odadakiler sarılıp, birbirlerini kutlamaya başladılar. Donmuştum. Sonra bana döndüler, alaycı bir dille bir şeyler söylediler. Artık hiçbir şeyi duymuyordum. Ağlıyordum. Ortamdan bütünüyle kopmuştum. Sanki yüreğim dağlanıyordu. Odadakiler sustular. Sorguya devam etmeye çalıştılar. Olmayınca, "Sonra devam ederiz" dediler ve beni hücreme götürdüler.

'YANILMIŞIZ! MAHİR YAŞIYOR...'

Hücreye dönmek çok iyi gelmişti. Yüreğimdeki dağlanma dinmiyordu, ama hücremin sessizliğinde ağlayabiliyordum. Kendimden utanmıştım. Sorguda zayıflık gösterdim, duygularımı ele verdim diye kendime kızıyordum. Sorgucularım da gafil avlanmışlardı. Akılları gerçekten başka yerdeydi ve zayıflığımı kullanıp, beni çökertmeye kalkışmamışlar, benim acımdan etkilenmişlerdi.

Duyduğum haberi öteki hücrelerdeki arkadaşlar bilmiyorlardı. Bu durumda ne yapmam gerekirdi? Acaba, bağırarak bunu onlara açıklamalı mıydım? Öylesine çaresizdim ki, bilemedim. Aradan kısa bir süre geçti. Hücrenin kapısı açıldı, başını içeri uzatan çelik yelekli uzun boylu sorgucuydu. "Üzülme artık" dedi. "Yanılmışız, ölen Hüseyin'miş, Mahir yaşıyor."Göğsümdeki dağlanma, yerini bütün hücrelerime sinen, beni güçlendirip, ayaklarım üzerinde doğrulmama yardım eden derin bir acıya bırakmıştı. Hüseyin Cevahir çok takdir ettiğim ve saygı duyduğum bir arkadaştı. Düşünceli, özverili ve olgun yaklaşımıyla sık sık çocuksulaşabilen üniversite öğrencisi ortamımıza farklı bir soluk katıyordu. Bu olgunluğu, Alevi dede sülalesinden gelmesine yorulurdu.

Gazeteler Hüseyin Cevahir'in dürbünlü silahla, hedef gözetilerek vurulduğunu yazıyordu, ilk başta yanılmış olmaları, ölenin Mahir olduğunu sanmaları, belki de Hüseyin'i Mahir sanarak vurduklarını düşündürüyordu. O gün başka arkadaşlara da Mahir'i tarif ettirdiklerini öğrenecektim. Onlar da yanıltıcı tarifler yapmışlardı. Vurucu timin elinde bir fotoğraf olmadığı anlaşılıyordu.

Hastaneden çıkarıldıktan sonra Mahir'i bizim yanımıza getirmediler. Aylarca tek başına Selimiye Kışlası'nda bir hücrede tuttular. Yaraları ağırdı ve yavaş iyileşti. Yine de, Hüseyin ölürken hayatta kalmak Mahir için sanki daha ağır bir yaraydı. Hastanede serumunu çıkarmaya çalışmış, yaşamak istememişti. Hücrede yazdığı bir şiirde bu duygularını açıkça dile getirmişti. Savcı Naci Gür onun bu duyarlılığını fark etmiş ve tecrit koşullarında olabildiğince kullanmıştı. İbret vericiydi. Sanki Dede Korkut kitabı canlandırılıyordu. Bir askeri savcı yirmi beş yaşındaki bir tutukluyu hayatta kaldığı için eleştiriyor, ölmediği için suçluyordu! Duruşmalar başlayınca bu çirkin taktiği sürdürmek istedi. İzin vermedik. Saldırıları birlikte göğüsledik.

Mahir kısa sürede toparlandı. Siyasal Bilgiler'de sıralara sığmayıp merdivenleri dolduran binlerce gencin soluksuz dinlediği güçlü hatip geri gelmişti. Her zamanki muhakeme gücü ve söz ustalığıyla mahkemenin yönünü değiştirmemize olanak verdi. Duruşmalar adeta bir karşı yargılamaya dönüştü. Sonunda Selimiye'den Maltepe Askeri Cezae-vi'ne, aramıza gelmesini sağladık.

Maltepe'nin üniversite kantinini andıran, yaşanan gerçekliğe belki biraz hafif düşen ortamında rahatladı. Ama savunma üzerinde yoğunlaşamıyordu. Tek düşüncesi hapishaneden kaçıştı. Öleceğini biliyor ve idam edilmek istemiyordu. Bütün kaçış senaryolarını ciddiye alıyor, inceliyor, zorluyordu. Devlet öç almaya kararlıydı. Ve bize kurban törenini yani idamı beklemek ya da dövüşerek ölmek arasında seçim yapmak düşüyordu. Sonunda tünel seçeneği tercih edildi ve bir akşamüstü alacakaranlıkta beş arkadaş kaçtılar.

Biz geride kalanlar, tünelden uğurladığımız arkadaşları bir geri çekilmeyi örgütlemeye, zorlandığımız ölüm kalım savaşından kaçınmaya ikna etmeye çalışmıştık.

Belki de kaçanlar arasında olmamanın rahatlığı ve sorumluluğuyla. Ama bunun başarılabilmesi için dışarıda çok güçlü ve serinkanlı bir örgütsel destek olması gerekiyordu.

Bu gerçekleşmedi. Mahirler ölüm kalım savaşını sürdürmeye zorlandılar. Onlar kendilerinden beklenen yiğitliği, devletimiz de 'kararlılığını' gösterecekti. Kızıldere'de katledildiler.

Birgün

Ekim38 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
biliyordu, demir, mahir, İlkay, öleceğini


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Evrim Demir'in cenazesi, yarın sabah Mustafa Malçok'un mezarının yanına defnedilecek. penaberjiyan Sol Basından Haberler 0 17-07-2011 23:18
Mahir,Deniz,İbo can Şiirler 0 11-05-2010 16:24
Yeni bir sosyal demokrat dÜzen partisine dogru son surat dÜzene demir atmaya EZGI Makaleler Bölümü 0 19-01-2010 21:23
İlkay Akkaya Özgürlükateşi Sanatçılarımız. 0 10-01-2010 21:12


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:17.
 
ÖZGÜRLÜKATEŞİ.NET Forum Kategori Arşiv Görünümü
3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 58, 59, 270, 70, 71, 72, 73, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 168, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 183, 184, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 248, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 262, 272, 273, 274, 275, 293, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 284, 288, 287, 289, 290, 291, 292, 294, 297, 295, 296, 298, 299, 300, 301, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 58, 59, 270, 70, 71, 72, 73, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 168, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 183, 184, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 248, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 262, 272, 273, 274, 275, 293, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 284, 288, 287, 289, 290, 291, 292, 294, 297, 295, 296, 298, 299, 300, 301,

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "yer sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz "uyar ve kaldır" prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, info@ozgurlukatesi.net mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.
Yasal Uyarı
www.ozgurlukatesi.net / com aracılığı ile indirmiş olduğunuz dosyalar, her sanatçının kendi isimleri ile tescil edilmiş eserlerin dijital kopyalarıdır! Bu dosyalar size tanıtım amaçlı sunulmaktadır! Müzik dosyalarını bilgisayarınızdan 24 saatten fazla tutmanız T.C. yasalarına göre suç sayılır! Bu tür yasal işlemlerde www.ozgurlukatesi.net / com ve hosting şirketimiz bu duyurunun yayınlanmasını takiben sorumluluk kabul etmeyecektir!