21-09-2011, 12:54
#1
Kullanıcı Profili
☭ Her Şey Özüne Döner
özgürlük ateşi Özgürlükateşi
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Kas 2009
Üye No: 21
Mesajlar: 1.664
Konular: 711
Bulunduğu yer: ☭ Atölye
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 3001
1367 mesajına 4158 kere teşekkür edildi.
IM
KCK Davası'nda savunmalar alınmadan karar verilmek isteniyor
KCK Davası'nda savunmalar alınmadan karar verilmek isteniyor
RAWİN STERK -ANF
10:03 / 21 Eylül 2011
Van - KCK Van Davası avukatlarından Cemal Demir, Van'daki KCK davasında sanıkların ifade vermemesine rağmen Mahkeme Heyeti’nin CMK’nın 192’inci maddesini ihlal ederek yargılamayı sürdürdüğüne dikkat çekti. Demir, ifadeler alınmadan karar verilmek istendiğine dikkat çekti.
Van 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde iki ayrı KCK davası yürütülmekte. Yürütülen davalar da aralarında BDP’li belediye meclis ve il genel meclis üyeleri, BDP Yerel Yönetimler Bürosu çalışanları ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin bulunduğu tutuklu ve tutuksuz sanıklar ‘Kürtçe savunma’ yapmak istedikleri gerekçesiyle savunmaları alınmıyor ve tıpkı Amed’de görülen KCK ana davası gibi kayıtlara Kürtçe ‘bilinmeyen bir dil’ olarak geçiyor ve savunmaların yapılmasına izin verilmiyor. Ancak Van’daki davalar da mahkeme heyeti sanıkların savunmaları alınmadığı için Cumhuriyet Muhakemeleri Kanunu gereği işlem yapmaması gerekirken, yargılamayı savunmalar alınmadan sürdürüyor.
Van Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen KCK Davaları avukatlarından Cemal Demir, yargılamanın hukuka aykırı bir şekilde sürdürüldüğünü söyleyerek, sanıkların savunmaları alınmadan mahkeme heyetinin karar vermek istediğine dikkat çekti.
‘VAN’DA KCK DAVALARI SERİSİ…’
Diyarbakır’da başlatılan KCK davasının ardından her ilde benzer davaların başladığını ve halen devam ettiğini dile getiren Av. Demir, “İlk KCK davası Diyarbakır’da daha önce yani 2009’da başlatılmıştı. Her ilin KCK davaları oldu ondan sonra. Birinci, ikinci ve hatta üçüncü davalar şeklinde devam ediyor. Van’da birinci KCK davası 2010 yılında oldu. Parti çalışanları, yakın kurumlara dönük bir soruşturma ve dava şeklinde başladı. Kapsamlı tutuklamalar oldu. O dava 3. Ağır Ceza’da hala devam ediyor. O dönem anadilde savunma kampanyası olmadığı için bütün tutuklu sanıklar ifade vermişlerdi. Ardından anadil kampanyasının başlamasıyla bundan sonraki duruşmalarda ifadelerini Kürtçe vereceklerini belirtmişti müvekkillerimiz ve o günden beri o şekilde gidiyor” dedi
TEK DELİL TELEFON DİNLEMELERİ
Birinci KCK davası kapsamında 17 sanığın bulunduğu ve 14’ünün tutuklu olduğunu ifade eden Demir, “Ferzande Abi isimli müvekkilin kanser hastası olduğunu bütün raporlarla sabitledik ve serbest bıraktılar. Davada telefon dinlemeleri ve Azadiya Welat gazetesi, ve bir takım sanal yazışmalar ‘örgütsel doküman’ olarak işlem görüyor. Bu dosyada aslında hiç ciddi bir delil yok. Diğer KCK davalarında dayanak yapılan temel delil olan gizli tanık meselesi de yok. Tamamen telefon görüşmeleri ve teknik takiplerle sınırlıdır. Dosyadaki telefonlar ise müvekkillerin çok eski telefonlarıdır. Defalarca gözaltına alınmalarına rağmen bu telefonlar kullanılmaya devam edilmiş. Yani her şey legal. Bir şekilde gizliliği olmayan telefonlardır bunlar” diye kaydetti.
YARGITAY KARARINI HİÇE SAYIYORLAR
Mahkeme Heyeti’nin sunulan delillerin konusunda Yargıtay kararlarını hiçe saydığının altını çizen Demir, şunları kaydetti: “Nedense bu dosyada bir türlü tahliye olmuyor. Yargıtay tarafından daha önce mafya ve çete davaların da teknik takibe ilişkin olarak ‘yan delillerle desteklenmeyen dinlenmeler delil olarak kullanılamaz” şeklinde karar verdi. CMK 135’e göre alınan bir karardır. Bunların delil olabilmesi için başka delillerle desteklenmesi lazım. Ama nedense politik davalarda bu hiçe sayılıyor. İtirazlarımız da hiçe sayılıyor. Bu güne kadar tek bir talebimiz dikkate alınmadı. Mahkeme çok ısrarcı, çok sert tavır takınıyor. Savunma avukatları olarak zaman zamana savunmalarımıza bile müdahale ediyorlar.”
‘GİZLİ TANIK MODA OLDU’
Van’da görülen 2’inci KCK davasına ilişkin de bilgi veren Demir, 12 Eylül 2010 Referandum öncesi başlatılan operasyon kapsamında aralarında BDP Genel merkez yöneticileri, yerel yönetim çalışanları ve BDP il ve ilçe yöneticileri, sivil toplum örgütü çalışanlarının da bulunduğu 21 kişinin gözaltına alındığını ve 17’sinin tutuklandığını kaydetti.
Bu dosyayı diğer dosyadan ayıran tek özelliğin ‘gizli tanıkların’ bulunması olduğunu ifade eden Demir, “Van’da bu gizlik tanıklar moda oldu.İki gizli tanık var. Mahkeme tanık koruma kanunu CMK ve yargılamanın bir usulü olarak yargılama aşamasında gizli tanıkların kendisini dinler. Yoksa itibar edemez. Mahkeme gizli tanıkları çağırdı ama emniyet getiremedi. Yurt dışında oldukları söylendi. Bir gizli tanık olan Serhat Yıldız ise geçen Haziran ayında dinlenmiş. Ancak, iki ifadesi arasında ciddi çelişkiler var. Ancak mahkeme heyeti bunu da görmedi. Bu dosya kapsamında 5 kişi tahliye edilmişti.. Ancak son duruşmada diğer 12 sanık ile ilgili tahliye taleplerimiz de ret edildi. Bu davada da ana dilde savunma talebi ret edildi. Kayıtlara ‘bilinmeye dil’ olarak geçti” diye kaydetti.
‘İFADELER ALINMADAN KARAR VERİLECEK’
Demir, Van’daki KCK davaların da hukukun nasıl ayaklar altına alındığını da anlatarak, dava da sanıkların ifade vermemesine rağmen Mahkeme Heyeti’nin CMK’nın 192’inci maddesini ihlal ederek yargılamayı sürdürdüğüne dikkat çekti. Davanın normalde kilitlenmesi gerektiğini vurgulayan Demir, “CMK’nın 192. Maddesi 1. Fıkrası ile 206. Maddesi 1. Fıkrası paralel bir düzenleme yapıyor. Şöyle diyor, “Sanığın sorgusu alınmadan hiçbir şekilde dosyadaki diğer işlemler yapılamaz, devam edilemez dosyaya” aslında ne müvekkil savunma yapabilir, ne savcı işlem yapabilir ne de mahkeme heyeti bir şey sorabilir. Ama bu uygulanmıyor. Ancak Diyarbakır dosyasında bu uygulandı. Dosya kilitlenip kaldı. Ancak bu dava da bu gerçekleşmedi. Yani ifadeler alınmadan neredeyse karar verilecek. Yargıtay KCK davası ya da anadilde savunma talebinin yerel mahkemece ret edilmesine rağmen ceza verilmesine ilişkin bir dosyada karar verdi. Savunma hakkı verilmeyerek ihlaller yapılmasına rağmen Yargıtay bir sorun görmeyip bir davada karar verdi ve yerel mahkemenin kararını onadı. Bu tamamen hukuksuzluk örneğidir. Biz tabi iç hukuk yollarını tükettikten sonra AİHM’e gideceğiz. Bütün bu ihlalleri oraya taşıyacağız” dedi.
‘FİGÜRAN KONUMUNDAYIZ’
KCK davalarının tümünde mahkemelerin özellikle Kürtçe savunma konusunda aynı tutumu sergilediğine ve ‘bilinmeyen dil’ diyerek kayıtlara geçtiğine dikkat çeken Demir, bunun da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu ve AİHM’den bu dosyaların geri döneceğini ifade etti. KCK davalarının çıkış nedeninin toplumsal bir muhalefeti susturma, siyasal muhalefeti, organizasyonu bitirme adına yapılan işlemler olduğunu vurgulayan Demir, bu yüzden mahkemelerin de hukuki delil ve pozisyon durumlarını hiçbir şekilde tartışmadığını ifade etti. Genel panoramaya baktığımızda bu davaların kesinlikle hukuki olmadığı, siyasi davalar olduğu ve hükümet merkezli olduğu açık olduğunu ifade eden Demir, “Toplum bir uçuruma doğru sürüklenmeye çalışılıyor. Biz savunma makamı olarak tamamen bir figürasyon konumundayız. Çünkü tüm talepler ret ediliyor, savunma alınmadan işlem yapılıyor ve bizim müdahale şansımız bile yok. Tamamen formalite ve figüran gibi bir konumdayız” diye kaydetti.
ANF NEWS AGENCY
____________________________________
_________________________________________________