HAYAT ARKADAŞIMI BENDEN ALDILAR
Gülsen Aslan - Abdullah Çetin / Sêrt - Diha
Güncellenme : 03.10.2011 09:15
Fethullah Tokay, 1994’te köylerinin boşaltılması sonucu göç etmek zorunda kaldı. Yıllar sonra tekrar döndüğü memleketinde inşaat işiyle uğraştı. Evini tamir etmek için gittiği Êlih’de polis tarafından infaz edildi. Acılı eşi günler sonra ilk kez konuştu
» TELEFONUNA CEVAP VEREN YOK
Eşini anlatırken, kelimeler boğazına düğümlenen Dilek Tokay, “O benim hayat arkadaşımdı. Olaydan bir gün önce evimizi onarmak için Êlîh’e gitti. Olay günü de telefonla konuştuk. Olay sonrası bile telefonu çaldı. Şu anda bile çalıyor. Cevap veren yok. Erdoğan, hayat arkadaşımı benden aldın. Hiç mi için acımadı?” dedi.
» BABAMI HİÇ ACIMADAN KATLETTİLER
Yaşadığı acı omuzlarına çöken ve gözyaşları içinde babasını anlatan Tokay’ın 3 çocuğunun en büyüğü 16 yaşındaki lise 2. sınıf öğrencisi Evin Tokay da Erdoğan ve polise tepki gösterdi: “Erdoğan ve devlet babamı benden aldılar. Hem de hiç acımadan katlederek. Bunun hesabını nasıl verecekler? Beni babasız bıraktılar.”
Hiç mi içiniz acımadı?
Êlîh’de (Batman) 26 Eylül’de bir inşaatta çıkan çatışmada 2 HPG’li ile birlikte vurulduğu valilik tarafından açıklanan ve HPG’li olduğu ileri sürülen, ancak daha sonra infaz edildiği görüntülerle ortaya çıkan inşaat işçisi Fethullah Tokay’ın ailesi, olay günü öncesinde yaşananları anlattı. Sêrt’in Baykan (Hawêl) ilçesine bağlı Girdika (Çevrimtepe) köyünde toprağa verilen evli ve 3 çocuk babası Fethullah Tokay (36), 1994 yılında köylerinin boşaltılması üzerine eşi ve çocukları ile birlikte İstanbul’a taşınır. İnşaat işleri ile uğraşan Tokay, İstanbul’da yaşadığı ekonomik sıkıntılar ve baskılara dayanamayarak 2010 yılında tekrar memleketine geri döner. Memleketinde tekrar inşaat işleri ile uğraşan, ancak 26 Eylül tarihinde Êlîh’de bir inşaatta polis tarafından infaz edilen Tokay’ın ardında, eşi ve 3 çocuğu kaldı.
‘Telefonu çalıyordu’
Eşini anlatırken, kelimeler boğazına düğümlenen Dilek Tokay, “O benim hayat arkadaşımdı. Fethullah’ın çok farklı bir kişiliği vardı. En önemli özelliği mantıklı hareket etmesiydi. Duyguları değil de mantığı daha önde olan biriydi. Bazen bu yüzden tartışırdık. Ben daha duygusal davranırdım. Çevresinde sevilen biriydi” derken, gözleri uzaklara dalıyor. Eşinden söz ederken ara ara ağıtlar yakan Tokay, eşinin olaydan bir gün önce Êlîh’e giderek tamir edeceği evleri için malzeme alacağını söylediğini ve olay günü konuştuklarını belirtti. Tokay, “Olaydan bir gün önce pazar sabahı köydeki evi tamir etmek için ‘Batman’a gidip bir şeyler alacağım’ dedi. Olay günü gündüz bizi aradı. Kardeşi görüştü. İşlerini bitirdiğini ve döneceğini söyledi. Olay sonrası bile telefonu çaldı. Şu anda bile çalıyor. Cevap veren yok. Telefon polislerin elinde. Olayın yaşandığını duyunca bizde şüphe uyandı. Biz de aradık, tekrar çalıyordu, ama cevap veren yoktu” dedi. Başbakan Erdoğan’a tepki gösteren Dilek Tokay, “Beni eşsiz bıraktı. Hayat arkadaşımı benden aldı. Senin de eşin ve çocukların var hiç mi için acımadı?” diye konuştu.
Yaşadığı acı omuzlarına çöken ve gözyaşları içinde babasını anlatan lise 2. sınıf öğrencisi Evin Tokay (16) ise, babasının en büyük çocuğu olduğunu ifade ederek, “Ben onun büyük göz ağrısıydım. Babam benim okula gidip okumamı çok istiyordu” dedi. Başbakan Erdoğan ve hükümete tepki gösteren Tokay, “Erdoğan ve devlet babamı benden aldılar. Hem de hiç acımadan katlederek. Bunun hesabını nasıl verecekler? Beni babasız bıraktılar” şeklinde konuştu. Annesi ve kardeşlerinin babasından emanet kaldığını söyleyen Evin Tokay, “Sana söz veriyorum. Okuluma devam edeceğim. Seni üzmeyeceğim. Kardeşlerime ve anneme bakacağım. Onlar artık bana emanet sevgili canım babam” ifadesini kullandı.