Radyo Forum

Go Back   Dostluk Ve Kardeşlik Platformu; Dostluğun, Kardeşliğin ve Paylaşımın Tek Adresi Özgürlük Ateşi- »
SİYASET
» Güncel Haberler


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Bilirkişi raporu: Santralda kamu yararı yok
Konudaki Cevap Sayısı
11
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
696

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Bookmark and Share Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24-07-2010, 16:01   #1
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart HES ile ilgili haberler

 
Macahel için bir umut





Mahkemenin atadığı bilirkişi, UNESCO'nun 'Biyosfer Rezerv Alanı' ilan ettiği Artvin'deki Macahel'e (Camili Vadi) HES kurulmasında 'kamu yararı yok' dedi. Bölgenin korunması için çıkarılması gereken yönetmelik de beş yıldır bekliyor.

RİZE/İSTANBUL - UNESCO’nun ‘Dünya Biyosfer Rezerv Alanı’ ilan ettiği Macahel’de Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu bile istemeden hidroelektrik santral izni verildi. İzin mahkemeye takıldı.
Artvin’in Borçka ilçesine bağlı Macahel’e (Camili Vadisi) sekiz HES birden kurulmak isteniyor. Bunlardan 5.05 megavatlık Düzenli HES projesi için Rize 1. İdare Mahkemesi nisan ayında yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Kararın ardından bilirkişi raporu da açıklandı. İçlerinde KTÜ’den mimarlık, mühendislik ve şehir bölge planlanma uzmanlarının da yer aldığı 12 kişilik heyet, özetle şöyle dedi: ‘Projeyle vadideki 11 ufak derenin 10 kilometrelik tünellerle santrallara taşınması planlanıyor. Macahel, ekolojik ve biyolojik açıdan çok değerli bölge. HES projeleri, sürdürülebilir planlama anlaşıyına uygun değil, projelerde kamu yararı yok.’

Davanın avukatı ve Türkiye Su Meclisi Yürütme Kurulu Üyesi avukat Yakup Şekip Okumuşoğlu da ilginç bir noktaya dikkat çekti: “Çevre ve Orman Bakanlığı, Camili’ye UNESCO’nun verdiği ‘Biyosfer Rezerv Alanı’ statüsünü tanıdı. Ancak nasıl korunacağına dair yönetmeliği çıkarmadı. Böyle olunca da Camili’de sekiz HES için izin verilebiliyor. Bilirkişi incelemesi yapılan proje ÇED’den muaf! Yani hem ÇED’den muaf, hem biyosfer rezerv alanında, hem de 11 derenin suyunu toplayan bir proje. Proje ÇED’den muaf olsa bile Çevre Kanunu’nun 1’inci ve 3’üncü maddeleri gereği her tür çevresel riskler dikkate alınmalıydı.”

ÇED projelerin çevreye etkilerinin daha hassas değerlendirmesi için isteniyor. ÇED onayı çıkmazsa, proje değişiyor veya iptal ediliyor. Yönetmeliği olmayan Macahel, 2005’te ‘Dünya Biyosfer Rezerv Alanı’ ilan edilmişti. Biyosfer rezerv alanı ilanında amaç, bir yandan bu alanın biyolojik zenginliğini ve yerel kültürlerini korurken bölge insanının da ‘sürdürülebilir’ yöntemlerle kalkınmasını sağlamak. Tüm bunları yapabilmek için şeffaf ve katılımcı yönetim modelleri geliştirmek. Biyosfer rezerv alanlarını koruma yöntemleri ülkeden ülkeye değişiyor. Kimi ülkeler yeni yasal düzenlemeler çıkarıyor, kimi ülkeler var olan yasalarına dayanıyor. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

_________________________________________________

PHP- Kodu:
Cepheden dönen yorgun askerler gibi serilmişizSavaş anılarımız anlatıp  avunuyoruzDışarıda yine birşey oluyor Pencereyi açardıArtık yaşamak  istemiyorum OlricOnların istediği gibi yaşamak istemiyorum... herkez  birikmiş bizi seyrediyorDağılınKukla oynatmıyoruz burada Acı  çekiyoruzKapı kapı dolaşıp dileniyoruzSon kapıya geldik.  İnsaf  sahiplerine sesleniyoruzEy insaf sahipleri Ben ve Olric sizleri  sarsmaya geldikOğuz Atay 

Konu Adali tarafından (05-08-2010 Saat 21:46 ) değiştirilmiştir..
Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür edenler:
atesoglu (12-08-2010)
Alt 05-08-2010, 21:51   #2
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
Hidro elektrik santrali ile gelişmeleri her türlü yazıyı buraya bu topikten duyuracağım..


Bir dereye 32 HES olur mu?





Gün geçmiyor ki derelere kurulan hidroelektrik santralleri (HES) ile ilgili bir haber çıkmasın. Proje sayısı 1600’ü bulan HES’ler enerjiye ihtiyacı olan Türkiye için yeni bir kaynak mı? Yoksa derelerde canlı hayatını katleden yapılar mı?

Su, yatağında akarken, çevresinde kendisine bağımlı bir hayat şekillendiriyor. Dağlardan taşıdığı besinlerle yatağını, deltasını, son olarak denizle buluştuğu noktada deniz canlılarını besliyor. Bu durum, mikroorganizmadan insana kadar her canlı için geçerli. O yörenin ikliminden yetişecek zirai mahsullere, bitkilere, hayvanlara, mimariye kadar her şey su ile ‘etle tırnak’ gibi birbirine bağlı. Tıpkı vücudumuzdaki kan damarları gibi akarsular. Bugünlerde Anadolu’nun dört bir yanındaki akarsularda hummalı bir faaliyet var. Hemen her dere üzerinde çok sayıda, teknik tabirle ‘nehir tipi (barajsız) hidroelektrik santraller inşa ediliyor.

Kısaca ‘HES’ diyor çevreciler onlara. Daha çok dere diyebileceğimiz küçük akarsulardan elektrik üretmeye yarayan tesisler bunlar. HES’lerde su, çökelme havuzuna alındıktan sonra yönü değiştirilerek tünel, boru veya kanalla düşüş yaptırılıyor. Türbin vasıtasıyla enerji üretiliyor. Bu sırada akarsuyun tabii mecrası değiştiriliyor. İşte, ekosisteme verilen zarar bu noktada ortaya çıkıyor. Eğer bypass edilen bölüme yeterli su verilmezse, bu suya ihtiyacı olan canlılarda onarılması zor yaralar açılıyor. Hatta ölümler meydana geliyor.

Peki, HES’lere neden ihtiyaç duyuluyor? Yıllarca akarsularımızın boşa aktığı yönünde açıklamalar ve haberler yapıldı durdu. ‘Su akar, Türk bakar’ sözünü duymayan kalmadı.

Yapılan bilimsel tespitlere göre, Türkiye’nin kullanılabilir su potansiyeli yılda 112 milyar metreküp. Bunun 98 milyar metreküpü yer üstü, 14 milyar metreküpü de yer altı suyu. Hâlihazırda bunun 40 milyar metreküpü (yüzde 36’sı) barajlar ve su yapıları vasıtasıyla kullanılmakta.

İSKİ ve DSİ Genel Müdürlüğü’nden gelen Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu başta olmak üzere onun gibi düşünenler gelecekteki ihtiyaçların karşılanması için geri kalan yüzde 64 için yatırım yapmanın şart olduğu görüşünü savunuyor. Bu amaçla 2003’te Su Kullanım Hakkı Anlaşması (SKHA) için bir yönetmelik hazırlayan hükümet, 2007’de satış sözleşmelerini imzalamaya başladı. Bu arada 2011’e kadar 5,5 avro/cent fiyat garantisi verildi. Her gün sayısı artmakla birlikte yurt sathında 2 binin üzerinde başvuru alındı. 2009 sonu itibarıyla 187 HES işletme halinde. Mayıs 2010 verilerine göre de inşaatı devam eden 145, proje aşamasında da 1576 HES bulunuyor. Planlama aşamasındaki 325 santrali de ilave ettiğimizde ülke genelindeki sayı 2 bin 46’ya yükseliyor.İllere göre HES inşaatı sayısı şöyle: “Trabzon 41, Artvin 25, Rize 23, Giresun 12.

Gıdadan tıbbi malzeme satan şirketlere, hatta spor kulüplerine kadar çok sayıda tüzel kişiliğin, ‘benim de bir HES’im olsun’ diyerek bu işe kalkıştığı görülüyor.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından bugüne kadar büyük çaplı projelerden 46’sı için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu raporu verildi. 120 civarında projenin de ÇED incelemesinin sürdüğü ifade ediliyor. Küçük kapasiteli projelere İl Çevre Orman Müdürlüklerince ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı verildiği için bu statüdeki projelerin sayısı bilinmiyor.

Bu arada, ‘çantacılar’ olarak tabir edilen lisans simsarları da türedi. Bu şirketler yatırıma niyetleri olmadıkları halde elde ettikleri lisansları satmaya ya da aracılık yaparak pastadan pay kapmaya çalışıyor. Yapılan inşaatlarda iş kazalarının yoğunlaşması dikkat çekiyor. Planlanan santraller yapıldığında kurulu güçleri 23 bin megavat olacak. Yapımı planlanan projelerin maliyetinin 35 milyar dolar olması bekleniyor.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken çevre endişesiyle itirazlar da yükselmeye başladı. Mahalli çapta mücadele eden dernekler bir araya gelerek Türkiye Su Meclisi’ni kurdu. Meclis, ‘Bir ampul kaç balıkla yanar?”, “Ayda su bulundu” başlıklarıyla tam sayfa gazete ilanları verdi. İlanlarda konuyla ilgili bilgilendirme yapıldı. Diğer bir birliktelik de Derelerin Kardeşliği Platformu. Bu platforma 80 yerel dernek üye. Platformun Dönem Sözcüsü Ömer Şan, yargı yoluyla inşaatlarını durdurdukları bazı firmaların isim değiştirerek yeniden izin aldıklarına dikkat çekiyor. Bu firmalardan birini inceleyen Şan, şirketin çoğunluk hisselerinin İspanyollara ait olduğunu görmüş. Bazı Türk yatırımcıların HES projelerini yabancılara devrettiği iddia ediliyor.

Anadolu toprakları yarı kurak (subtropikal) bir iklime sahip. Dereler, derin vadilerde düzensiz bir şekilde akıyor. Durum böyle olunca da suyun etrafında bu kaynağa bağımlı bir hayat döngüsü oluşuyor. Yapılan ve yapılacak HES’ler sebebiyle akarsuların yatağının kilometrelerce değişmesi, su çevresinde oluşan ekosistemi olumsuz etkiliyor.

Buradaki kritik soru şu? Yatağa ne kadar su bırakılırsa buradaki doğal hayat zarar görmez? Bu konuda dünyada en itibar edilen çalışma, Tennant Metodu. Bu metot, dere yatağına bırakılan su miktarına göre koruma derecelerini şöyle sınıflandırıyor: Yüzde 60 ve üstü mükemmel, yüzde 40-60 iyi, yüzde 30-40 orta, yüzde 20-25 zayıf, yüzde 10 kötü. Türkiye’nin birçok yerindeki HES’lerde yüzde 10 yeterli bir oran olarak kabul edildi. Yani durum kötü…

Nitekim, özellikle Karadeniz Bölgesi’ndeki HES’lerle ilgili yürütmeyi durdurma kararı veren mahkemeler, bilimsel olarak tayin edilmiş bir can suyu bırakılmamasını gerekçe olarak gösterdi. Bugüne kadar yapımı devam eden 145 HES’e karşı 65 dava açıldı. Bunlardan 34’ünde mahkemeler inşaatın karara kadar durdurulması anlamına gelen ‘yürütmeyi durdurma’ ya da iptal kararı verdi.

Binlerce proje alanı içinde en fazla tartışılan vadiler Artvin Macahel, Part, Rize Salarha, İkizdere, Şenöz, Güneysu, Hemşin, Trabzon Çamlıhemşin, Fındıklı, Solaklı Muğla Yuvarlak Çay ve Erzurum Tortum… Solaklı’da bir dere üzerinde 32, İkizdere’de 26 HES başvurusu oldu.

Macahel, Artvin’in Borçka ilçesine bağlı bir vadi. 6 köyden (Camili, Düzenli, Efeler, Kayalar, Maral, Uğur) oluşan coğrafi bir bölge. Gürcistan sınırındaki yörede anıt ağaçlar yükseliyor. Yamaçlardan süzülerek gelen sular küçük şelaleler ortaya çıkarıyor. Tabanda ise büyük bir akarsuya dönüşüyor. Etrafına bereket saçarak denize doğru yolculuğuna başlıyor. Macahel’de bitki (flora) ve hayvan (fauna) toplulukları öyle fazla ve o bölgeye özel ki Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) tarafından Türkiye’nin tek ‘Biyosfer Rezerv Alanı’ ilan edildi. Ancak sahanın bu özelliği dikkate alınmadan şu an için 8 adet HES için lisans verildi.

Yörede planlanan HES’lerden birinin inşaatı başladı. Efeler deresindeki regülatöre ulaşımı sağlayacak yol için hafriyat yapıldı ancak yöre halkının yaptığı başvurular sonucu çalışmalara ara verildi. Düzenli’deki HES’le ilgili olarak da Artvin Valiliği’ne çok sayıda dilekçe verilmiş.

Macahel Vakfı Başkanı Bahattin Sarı, yörelerindeki HES’lerin havza bazında bir planlama yapılmadan, canlı hayatın devamı için ayrılacak su miktarı belirlenmeden inşa edilmek istendiğini söylüyor. UNESCO tarafından biyolojik rezerv alanı ilan edilen bölgede eko turizm ve organik tarım halka yeni bir gelir kaynağı olmuş. Sarı’nın verdiği bilgilere göre, yöre yaklaşık 27 bin hektar. Bunun yaklaşık 17 bini orman. Kalan kısım yayla ve yerleşim birimleri. Planlanan HES’lerin tamamı orman içinde. HES’lerin inşaatı sırasında çok ciddi miktarda hafriyat çıktığına dikkat çeken Bahattin Sarı, ayrıca anıt ağaç niteliğinde olan ladin, köknar ve çam ormanlarının talan edileceği görüşünde. Yöredeki projeler tamamlandığında 2.5 ila 5 metre çapında 85 km’lik tünel yapılarak dereler bu yapıların içinde akacak. Başkan Sarı, Macahel’deki HES projelerine tamamen karşı değil. Yörede, sınırlı sayıda küçük kapasiteli HES kurulabileceği görüşünde.

Çok değil, daha bir yıl önce Bakanlar Kurulu kararıyla turizm vadisi ilan edilen İkizdere’de 26 HES yapılması planlanıyor. Dağdan denize doğru sıralarsak Arı 1, Arı 2, Selin 1 ve Selin 2 için ÇED ve izin süreçleri devam ediyor. Cevizlik ve Dereköy’de ise inşaat sona yaklaşıyor. Buradaki santrallerde su, vadinin yan duvarına tünel açılarak dağın içine alınıyor. Dağın içinde dereye paralel olarak alt kodlara doğru düşürülen su, daha sonra tekrar dere yatağına veriliyor. Bu arada suyun neredeyse yüzde 90’ı tünel içinden akacak. Eğer İkizdere’deki tüm projeler hayata geçerse 80 kilometrelik İkizdere’nin yaklaşık 60 kilometresi tünel içine alınacak. Vadi güzergâhı boyunca gezdiğimiz Rize-İkizdere yolu tamamen bozulmuş durumda. Bir metre tünel kazılmasından yaklaşık 30 ton hafriyat çıkıyor. Bu hafriyatlarla dere yataklarının gelişigüzel doldurulduğu gözleniyor. Bu arada Rize İdare Mahkemesi, İkizdere’de inşa edilen santrallere karşı Türkiye’deki tüm hatalı projeler için emsal oluşturacak bir karar verdi. Daha önce HES projesinin iptali için açılan davada yürütmeyi durdurma kararı veren mahkeme, son olarak da ‘’gerekçeli yürütmeyi durdurma’’ kararını açıkladı. Son karar, oluşturulan ikinci bilirkişi heyetinin görüşlerine dayandırıldı.

Mahkemece önce durdurulan Cevizlik HES’te ise dereye bırakılacak su miktarı yargı sürecinde saniyede 150 litreden 2800 litreye çıktı. Ancak HES işletmeye alındığı ilk gün, İkizdere’nin 8.5 kilometrelik bölümü kurudu. Üstelik bu yaz, mevsim normallerinden daha çok yağışlı geçmesine rağmen…

İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararında, projenin uygulanmasında havza bütünlüğüne bakılması ve vadide bulunan endemik türlerin korunması gereğine vurgu yaptığına dikkat çekiyor. Ekşi, “Mahkeme, verdiği kararla, çevrenin ve suyun korunması adına haklılığımızı ortaya koydu. Verilen karar, İkizdere Vadisi adına tarihi bir karardır. Bölgede havza planlamasının yapılması gerektiği ortaya çıkmıştır.” diyor.

Türkiye Su Meclisi Yürütme Kurulu üyesi avukat Yakup Şekip Okumuşoğlu da kararın nehir tipi HES projelerinin tamamı için emsal olduğu görüşünde. Çünkü bu kararda; planlama aşamasında eksik işleyen süreç, uygulamadaki yanlışlıklar, ÇED yönetmeliği ile eksik olan mevzuat düzenlemelerini içeriyor.

Okumuşoğlu, şunları söylüyor: “Mahkeme, aynı su havzası üzerinde birden çok projenin planlanması durumunda bunun idarece plana bağlanması ve çevrenin tüm unsurlarıyla ne düzeyde etkileneceğine dair kuvvetli tahminlerin yapıldığı bir çalışmanın gerektiği dile getirildi. Diğer tüm çevre davalara emsal olabilecek değerlendirmeleri içeren bu kararla Dereköy Regülâtörü ve Demirkapı HES için mahkeme, yürütmeyi durdurma kararı vermiştir.’’

KIŞI ÇADIRDA GEÇİRİP

HES’İ ÖNLEDİLER


Anadolu sathındaki onlarca HES mücadelesinde başarıya ulaşanlar da bulunuyor. Bunlardan biri Dalyan Yuvarlak Çay’da gerçekleşti. Yuvarlak Çay, Sandras dağlarının eteklerinden doğuyor ve Beyobası beldesi ile 7 köyden geçerek Köyceğiz Gölü’ne dökülüyor. Bir holding, Beyobası yakınlarında küçük bir HES (3.4 Megawat) yapmak için harekete geçti. Çevre ve Orman Bakanlığı, HES için toplam 138 bin metrekare ormanlık alanda 2055’e kadar izin verdi. Daha önce bir su şişeleme fabrikası yapımına olumsuz görüş bildiren Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı, bu sefer HES yapımında bir sakınca görmedi. Kurum daha önce, bölgenin Köyceğiz-Dalyan Biyolojik Çeşitlilik Yönetim Planı Projesi kapsamında kaldığını savunmuştu. Ayrıca Yuvarlak Çay’da ‘Su Samuru Koruma ve İzleme Projesi’ yürütülüyordu.

Yuvarlak Çay’daki HES ile ilgili olarak hazırlanan teknik raporda Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Süleyman Balık, 2,5 kilometrelik bölümde suyun kanala alınacağını ve derenin bu bölümünde su azalması olacağına dikkat çekti. En az 0,5 metreküp/saniye su verilmesi halinde ve yıl boyunca bu miktarın garanti edilmesi halinde herhangi bir çevresel problem olmayacağını savundu. Rapor, ilgili bilim dallarından 6 akademisyen tarafından hazırlandı. Balık türüne rastlanılmadığı ifade ediliyordu ancak akarsuda balık avcılığı yapılıyordu.

Holding ilk olarak inşaat faaliyeti için yol açmak amacıyla daha önce anıt ağaç olarak tespit edilmiş 30 ağaçtan 10’unu kestirdi. Her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği yöredeki köylüler, HES yapılmaması için yaklaşık 5 ay nöbet tuttu. Bu direniş çadırlarda, anıt ağaçların kesilmesini ve inşaatın başlamasını engellemek amacıyla gerçekleştirildi. Köylüler nöbetleşe olarak kışı çadırda geçirdi. İnançla direnen köylüler, sonunda istediklerini aldı. İnşaatı yapacak olan holding, hisselerinin halka arzı ile eş zamanlı olarak HES projesinden vazgeçtiğini açıkladı.

Köylülerin avukatı Berna Babaoğlu Ulutaş’a göre Yuvarlak Çay’da, alternatif turizm, sığla ağaçları, su samuru ve değerli balık türleri kurtuldu.

Devlet Su İşleri, HES’lere karşı çıkışlara cevap vermek amacıyla ‘Hidroelektrik Enerji Çevrenin Dostu, Kalkınmanın Lokomotifi’ başlıklı bir sunum hazırladı. Bu sunumda hidroelektrik enerjinin düşük maliyeti ve çevre dostu olduğu savunuluyor. HES’lerin, fosil yakıtların zararlarını azalttığı vurgulanarak tüm yatırımlar tamamlandığında 9 ******* Barajı kadar (80 milyar kw/h) enerji üretileceği belirtiliyor. Bu üretimin maddi değeri 10 milyar dolar olacak. Sunumda ayrıca, bilimsel esaslara göre derelere su bırakıldığı ifade ediliyor.



HES’in yararları
Çalışırken atığa ve çevre kirliliğine neden olmayan HES’ler enerji üretirler. HES’ler çevreyle uyumlu, temiz, yenilenebilir, yüksek verimli (yüzde 90’ın üzerinde), yakıt gideri olmayan, uzun ömürlü (200 yıl), yatırımı geri ödeme süresi kısa (5-10 yıl), işletme gideri çok düşük (yaklaşık 0,2 cent/kwh), dışa bağımlı olmayan yerli bir kaynaktır. Parasal olarak değerlendirilemeyen, ölçülemeyen sosyal, kültürel, istihdam ve ekonomik kalkınmaya yönelik faydalar sağlar. Sel ve su taşkınlarını önleyerek can ve mal kayıplarını engeller.

HES’in zararları
Kuruyan derelerin çevresindeki insanlarda çeşitli uyum problemleri ortaya çıkar. Vadide dere boyu giden kara yollarının tesis gövdesi yüksekliğini aşması için virajlı yeni yolların yapımı gerekir ve yollar bir miktar uzar. HES alanında kalan yerlerde bazı bitki ve hayvan türleri yok olabilir. Uzun tünel, boru ve kanallar sebebiyle yatakta yeterli miktarda su bırakılmayabilir. Ekolojik denge bozulabilir. Malzeme sahaları ve atık tünel inşaatı malzeme alanları çevreye zarar verebilir. Suyun azaldığı kesimlerde kalan yerlerde zirai gelir kaybı meydana gelir.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür edenler:
atesoglu (20-08-2010)
Alt 05-08-2010, 22:18   #3
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
Hidro Elektrik Santallerin çevreye verdiği zararı gösteren bir resim paylaşayım;





HES' karş DERELERİN KARDEŞLİĞİ PLATFORMU bölgede çeşitli etkinlikler düzenlemektedir..
hatta geçen 15 Temmuz da miting bile düzenlenmiştir...
onların mücadelesine dair bilgiler sunayım;




bir de bir video sunayım;

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür edenler:
atesoglu (20-08-2010)
Alt 05-08-2010, 22:19   #4
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 


Alıntı:
Malatya Valisi Ulvi Saran, derelerde kurulacak hidroelektrik santrallere izin için önce canlıların hayat hakkını şart koşuyor. Böylece ne çevreden ne de enerjiden vazgeçilmiş oluyor...
HES’lere akarsu yatağındaki hiçbir canlının ölümüne sebep olmayacak kadar su bırakma garantisi aldıktan sonra izin veren Saran, bu tutumunun dayandığı düşünce temelini şu sözlerle açıklamıştı: “Ben derdini, sıkıntısını ifade edemeyen canlıların da valisiyim.”

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]
Devletten iyi mi bilecegiz?
ama valinin bu kadar canlıları düşündüğünü görmek tahrifi imkansız birşey..
pratiğe bakalım;



Alıntı:
Rize’nin Güneysu ilçesinde, Gürgen Deresi üzerinde yapımı tamamlanan Kale Hidroelektrik Santralı deneme üretimine geçti. Deneme üretimiyle birlikte su regülatörlere tünellerle taşındığı için, Başköy ile Güneysu arasındaki 4 kilometre boyunca Gürgen Deresi tamamen kurudu. Gürgen vadisinde su sesinin yerini, bir başka santral inşaatı için açılan yol yapımında çalışan iş makinelerinin sesi aldı.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür edenler:
atesoglu (20-08-2010)
Alt 12-08-2010, 01:46   #5
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 



Mersin'de 8 Ağustos 2010, Pazar günü Nükleer santral karşıtı eylem düzenlendi. Etkinlik tarzında yapılan eylemi Mersin Nükleer Karşıtı Platorm (NKP) düzenledi. Yapılan eyleme Ankara ve İstanbul'dan nükleer santral karşıtları ile beraber sanatçı İlkay Akkaya da destek verdi. Çeşitli kitle örgütleriyle beraber Halk Cephesi'nin de destek verdiği miting Mersin Akkuyu'da saat 16.00'dan saat 20.00'ye kadar sürdü.

Yapılan açıklamalarda nükleer santralın zararları anlatıldı ve ne olursa olsun nükleer santralın kurulmasına izin verilmeyeceği ifade edildi. Mitingin sonunda İlkay Akkaya türkülerini söyledi.

Yaklaşık 700 kişinin katıldığı mitinge katılan Yürüyüş dergisi okurları da orada bulunan kitleye referandumun bir aldatmaca olduğunu alternatif olarak da Halk Cephesi'nin sunduğu Halk anayasası taslağı gösterildi. Yoğun ilginin gösterildiği Yürüyüş dergisinde kısa zaman içerisinde 30 dergi halka ulaştırıldı.

*

ADANA'da DA YÜRÜYÜŞ TANITIMI YAPILDI

Adana'da 7 Ağustos Cumartesi günü Yürüyüş okurları Yüreğir ilçesine bağlı Akdeniz mahallesi Süleyman Vahit Caddesinde Yürüyüş dergisinin 227. sayısının tanıtım ve satışını yaptılar.

Megafonla yaptıkları konuşmalarda derginin içerdiği konuları halka duyurarak dergilerini tanıtan okurlar 43 Yürüyüş'ü halka ulaştırdılar.



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür edenler:
atesoglu (20-08-2010)
Alt 12-08-2010, 01:46   #6
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
Hiroşima ve Nagazaki'nin yıldönümünde Akkuyu’da miting

MERSİN - Nükleer Karşıtı Platform’un (NKP) Hiroşima ve Nagzaki’de yapılan atom bombalı katliamların yıldönümünde, nükleer güç santrali yapılması planlanan Akkuyu’da ‘Nükleere inat, yaşasın hayat” mitingi düzenledi. Türkiye genelinden mitinge katılım sağlayan çevreci kurumlar ve vatandaşlar bu santralin yapılmasına asla izin vermeyeceklerini haykırdı.

6 Ağustos 1945’te Hiroşima’da, 9 Ağustos 1945’te Nagazaki’de gerçekleştirilen atom bombalı katliamların yıldönümlerinde çevreciler, nükleer güç santralinin yapılması planlanan Mersin-Akkuyu’da bir araya geldi. NKP’nin düzenlediği mitinge, Akkuyu sakinleri, çok sayıda çevreci sivil toplum örgütü ve bazı siyasi partiler de katıldı.

Mersin dışından bölgeye gelen çevreciler, Akkuyu bölgesinin bulunduğu Gülnar ilçesine bağlı Bükükeceli Beldesi’nin girişinde kortejler oluşturdu. Çevreciler miting alanına doğru yaptıkları yürüyüşte “Nükleerci şirket ülkemizi terk et”, “Çernobil’i unutma Akkuyu’ya sahip çık”, “Nükleer santral istenmiyoruz”, “Her yer Akkuyu, her yer direniş” ve “Tayyip nükleeri al başına çal” sloganlarını attı. Çevreciler miting alanına güvenlik önlemi alan Jandarmanın oluşturduğu arama noktalarından geçerek giriş yaptı.

İŞ-AŞ VERMEYECEKLER

Miting Hiroşima, Nagazaki ve Çernobil katliamlarında yaşamını yitirenler adına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Mersin NKP adına konuşan Sebahat Aslan, geçmişte Amerika tarafından atılan atom bombalarının etkisinin halen devam ettiğine işaret ederek, “AKP geleceğimizi Akkuyu’da Rusya’ya teslim etmiştir. Nükleer güç santrali için imzalanan sözleşme kirli bir sözleşmedir. Kurulması planlanan bu santral bir Çernobil faciasına daha neden olacaktır” dedi. Rusya’nın bu santralde kendi ülkesinde imha edemediği nükleer atıkları Akkuyu’ya gömeceğini ifade eden Sebahat Aslan, ‘hükümetin santralde Akkuyululara iş verilecek’ sözleriyle vatandaşı kandırdığını belirterek, “İş-aş da vermeyecekler çünkü işçiler Rusya’dan getirilecek” diye konuştu.

NÜKLEER ENERJİ ÜLKEYİ GÜÇLENDİRMEYECEK

NKP adına Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Yazmanı Erdal Apaçık da yaptığı konuşmada Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasının yıldönümünde olunduğuna işaret ederek, AKP hükümetinin bu santralin kurulmasıyla ilgili sözleşmeyi Meclis’ten geçirirken 300 milletvekilinin oturumda bulunmadığına dikkat çekti. Çernobil faciasının da etkilerinin halen devam ettiğini dile getiren Apaçık, “Ülkemiz giderek nükleer çöplük haline getiriliyor. Bu sözleşmenin çevreye ve insana vereceği olumsuz etkilerin yanı sıra, daha pahalı elektriğe de onay verilmektedir. Nükleer enerji iddia edildiği gibi ülkemizi güçlendirmeyecektir. Türkiye’ye ve tüm dünyaya zarar verecektir. Bizler bunun karşısında olacağız” dedi.

Akkuyu sakinlerinden avukat erkan Bolaç da, bu santralin yapılmasına ne olursa olsun izin vermeyeceklerini vurgulayarak, “Kimse bu santralin yapılmasını istemiyor. ‘Sizi işe alacağız’ diyerek bizi kandırmaya çalışıyorlar. Türkiye’de kimseyi bu santralde işe almayacakları gibi, ülkemize büyük zararlar verecek” diye konuştu. BDP, Yeşiller Partisi, CHP, MHP, DSP, TKP, EDP ve ÖDP temsilcileri de yaptıkları kısa konuşmalarda santralin yapılmasına izin verilmeyeceği ifade edildi.

Ankara Sahnedışı Sokak Tiyatrosu da mitingde ‘Akkuyu’ isimli bir oyun sergiledi. Oyunun ardından miting İlkay Akkaya konseriyle sona erdi.

ANF NEWS AGENCY

firatnews.com
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür edenler:
atesoglu (20-08-2010)
Alt 13-08-2010, 02:31   #7
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
Başbakan geldi kapak açıldı

Erdoğan Rize’ye gitmeden birkaç gün önce memleketi Güneysu’daydık. HES kapakları açılmış ki tamamen kuruyan dere yatağı göze çok batmasın! Başbakan’ın hemşehrileri çoğunlukla sessiz. Ama isyan edenler de var...



Karadeniz isyanda - Mehveş Evin
Fotoğraflar - Ozan Güzelce


Başlarken...
Son bir yıldır Karadeniz’den farklı sesler yükseliyor. Devlet yetkilileri, bölgede enerji üretmek için yüzlerce HES (hidroelektrik santral) projesini destekliyor. Öte yandan sivil platformlar, bilim adamları, halk, hatta zaman zaman Tarkan gibi sanatçılar “HES’lere hayır” diye isyanda. Neredeyse her gün, ülkenin farklı bir bölgesinde ama en çok doğu Karadeniz’den “çevre eylemi” haberleri geliyor.
Türkiye’de ortalama 1500, sadece Karadeniz’de 700 HES projesi var. Peki bunlar, devletin ve ihaleyi alan şirketlerin söylediği gibi “bölgeyi kalkındıracak, Türkiye’ye çok şey kazandıracak” projeler mi? Enerji üretimi için HES, olmazsa olmaz mı?
Ve buna karşı çıkan, Orman ve Çevre Bakanı Veysi Eroğlu’nun söylediği gibi “vatan haini” mi?
Sahi, derelerin başında nöbet bekleyen, horon vurarak tepkisini dile getiren, “bizim hayatımız dere, elimizden almayın” diyen insanlar kim? Sinop’tan Senoz’a, Loç Vadisi’nden Fındıklı’ya dalga dalga yayılan bu sivil direnişin nedeni ne?
Oturduğumuz yerden bu sorulara cevap vermeye kalkmak, anlamaya çalışmak yeterli değil. Bu nedenle foto muhabiri arkadaşım Ozan Güzelce’yle Doğu Karadeniz’e gidip olan biteni kendi gözlerimizle görmeye karar verdik.
İki günde toplam 740 km yol katettik. Rize’de HES inşaatı tamamlanmış Senoz vadisine de gittik, henüz hiçbir enerji şirketinin giremediği, Hopa yakınındaki Fındıklı köyüne de... Başbakan Erdoğan’ın memleketi Güneysu’daki sessiz isyan edenleri de gördük, eski Başbakan Mesut Yılmaz’ın amcaoğlunun tek başına verdiği mücadeleyi de. Gencecik eylemcilerle de konuştuk, yaşı 87’yi bulan ninelerle de... Solcusu, sağcısı, dindarı, Karadeniz insanının sıkıntısının ortak noktasını bulunca şaşırdık. Yüksek sesle “Ben HES istiyorum” diyene de rastlamadık. En güzeli, kim vatan haini, kim değil, okuyup siz karar verin.



Hüsnü Kapot, Güneysu’da kuruyan dere yatağını gösterip “Başbakan geliyor diye biraz su verdiler” dedi.

Kiminle konuşsam, aynı dertten mustarip: Karadeniz’in havası hiç bu kadar sıcak, hiç bu kadar boğucu olmamıştı? Sadece kıyı şeridinde değil, daha yüksek rakımlı köylerde bile dal kıpırdamıyor. Bu yaz dağlarda hiç kar yok ki bu da bir ilk. Dereler bile dondurucu soğuğunu yitirmiş.
Meseleye “küresel ısınmanın etkileri” deyip geçmek var. Ama bırakın havanın, suyun ısınmasını? Dere yataklarının kuruması, bitki örtüsünün yok olması ve yeşil alanların tarumar olmasının sebebi, Basra’dan gelen sıcak hava dalgası değil! İnsanoğlunun marifeti bu...

HUMMALI BİR HAZIRLIK VAR
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize-Güneysu’da, eski adıyla Potemya’dayız.
Hem miting, hem de İkizdere’de bir HES açılışı yapacağı için günler öncesinden hummalı bir hazırlık başlamış. Sokaklar süpürülmüş, afişler asılmış. Hatta Güneysu’nun ortasından geçen dere yatağında hafiften bir su akıyor. Meğer Başbakan gelecek diye dereye su veren Kaledere regülatörünün kapakları açılmış. Açılmış ki geride sadece taşları kalan dere yatağının acıklı hali görülmesin. Güneysu, HES inşaatı tamamlanan ender yerlerden biri. Yüzlerce HES projesi beklemede çünkü giderek güçlenen sivil ve hukuki direniş söz konusu. Halkın “evet” demediği yerlerde HES inşaatı öyle kolay kolay başlayamıyor.
Öğretmen Nurullah Mamati (40) doğma büyüme Güneysulu. “Milyon yıllık dere beş yılda mahvoldu. Bu en hafif ifadeyle Doğu Karadeniz’e ihanettir” diye başlıyor sözlerine. Dağda, Katharathi dedikleri harikulade derede HES inşaatı yapılacağı için dava girişiminde bulunacağını söylüyor.
“Başbakan’ın memleketindesiniz, nasıl olur?” diyecek oluyorum. “Artık burada yaşayan insanlar da gerçekleri görmeye başladı. Ama ses çıkaramıyorlar. Bizim amacımız siyasi değil. Bize ait bir şey kalmadı, tek derdimiz bu” cevabını veriyor.
Mamati’nin eşi başörtülü. Yeni evlenmişler fakat gelecekten ümitli değiller. “Biz muazzam bir çocukluk geçirdik. Yüzdüğümüz derenin suyunu içerdik. Setoz ve Koboz dereleri mahvoldu. Benekli alabalıkların yediği, bizim hariboş dediğimiz böcekler de. Varko dediğimiz kaya balığı bitti. Bizim çocuklarımız bunları göremeyecek” diyorlar. Mamati Güneysu’da isyan eden tek adam değil. Bakkal Muhammed İstif, “Esnafın çoğu HES’lere karşıdır. Ama ekmeğinden olmaya korkuyor. Herkes pasif, samimi olan çok az. Her telefon konuşmamda emniyet geliyor, ‘faaliyet var mı’ diye soruyor” diyor.



Erdoğan’ın hemşehrisi Nurullah Mamati, öfkeli.


HES NASIL ÇALIŞIR?HES NE DEMEK:
Hidroelektrik santralları (HES) suyun belli bir yükseklikte sahip olduğu potansiyel enerjinin elektrik enerjisine dönüştüren tesislere verilen ad.
YÖNTEM NEDİR: HES’ler depolamalı ve akışlı olmak üzere ikiye ayrılıyor. Akışlı yöntemde su doğal yatağından tünel veya kanallara aktarılarak yükseğe taşınıyor. (Karadeniz vadilerinde uygulanan HES’ler daha çok tünel tipi.)
DERE TAMAMEN KURUR MU: Bir HES için deredeki suyun neredeyse tamamı kullanılıyor. “Can suyu” denen ve yaşam için gerekli olan bir miktar bırakılıyor. Ki bu miktarın ne kadar olması gerektiği ayrı bir tartışma konusu. Yaz aylarında küçük kollardan gelen sular kesilince dere tamamen kuruyabiliyor.
HES’LERDEKİ SU NEREYE GİDİYOR, HAVAYA MI UÇUYOR? Hayır, havuzda biriktirildikten sonra enerji üretmek için borulardan başka yere taşınarak, bazen başka dereyle birleştirilerek büyük bir ivmeyle bırakılıyor.
KÜRESEL ISINMAYA KATKISI NE? Baraj gölünün oluşturulmasıyla yüzey alanı nehre göre daha geniş olan baraj göletinden buharlaşma artar. Bölge ikliminde değişime neden olur.
İNSANA ZARARI VAR MI? Çok gündeme gelmeyen bir konu, HES’ler için kullanılan elektrik iletim hatları. Elektrik ve manyetik alanlar oluşturan bu hatlarının kanserojen etkisi kanıtlandı.



Senoz’daki HES’e karşı eylem yapan ilk kadın Gürgenli hala.




KÖYÜ BİRBİRİNE KOYDULAR
Gürgenli nine, 87 yaşında. Senoz vadisinde bir köyde yaşıyor. Buraya Gürgenli’den gelin gelmiş. Yıllardır çayını, fındığını topluyor. Her Karadeniz kadını gibi mert. Gençliğinde ineğini kurtların elinden kurtaracak kadar gözüpek!
Senoz’daki HES şantiyesine taş atan ilk kadın o. Beraberinde de köyün diğer kadınları tabii! “Erkekler neredeydi?” diye soruyoruz, gülerek “Kahvedeler” diyor. Neden taş attı peki?
“Dünya bizden bezdi, biz bezmedik. Her yeri işgal etmişler. Parayla aldığımız arazide gürgenleri kestiler. Evimin önünden kamyonlar geçiyor” diyor dertli dertli. Köy insanını birbirine koydukları için öfkeli. Çünkü şirketten para alanlar, şantiye esnasında iş bulduğu için ses çıkarmayanlar da var.
Son sözü “Ha bu köye giren piçeksuz çikar!” Meali şu: Bu köye izinsiz giren mundar olur...

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür edenler:
atesoglu (20-08-2010)
Alt 13-08-2010, 04:19   #8
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
Kemalpaşa Halk Festivali sona erdi




Halkevleri’nin 6-7-8 Ağustos tarihlerinde Artvin Kemalpaşa’da yedincisini gerçekleştirdiği halk festivalinde binlerce kişi buluştu




“Derelerimiz özgür akacak” diyerek ayağa kalkan Karadeniz halkının kararlılığı Halkevleri tarafından bu yıl 7'ncisi düzenlenen Kemalpaşa Halk Festivali’ne damgasını vurgu. Her yıl yöre halkının kendi olanaklarını seferber ederek kolektif bir biçimde örgütlediği Kemalpaşa Halk Festivali bir gelenek yaratıyor.

Festival bu yıl da açılış yürüyüşü 6 Ağustos’ta Kemalpaşa Halkevi’nden başladı. “Dereler Özgürdür Özgür Akacak”, “Çayda Kotaya Kontenjana Son” sloganlarıyla yapılan yürüyüş Kemalpaşa Halkevi çocuk tiyatrosunun HES’lerle ilgili sokak oyunuyla son buldu. Yürüyüş sonrası Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol ve Av. K.Erkut Güzel’in katılımıyla “Anayasa Referandumu” paneli açıkhavada gerçekleştirildi. Sermayenin kültürel alandaki egemenliğine ve kültürel yozlaşmaya karşı halkın alternatif kültürel etkinliklerini yaratma ve paylaşma hedefiyle örgütlenen festivalde bölgede çalışmalarını sürdüren amatör gruplar, tiyatro toplulukları, halkoyunu toplulukları, Kemalpaşa Halkevi çocuk korosu sahneye çıktı. Hemşince, Lazca, Gürcüce, Kürtçe türkülerin hep bir ağızdan söylendiği şenlikte, yapılan kardeşlik çağrıları alanda ortak halaylarla karşılandı. Festivalin son gününde Hilmi Yarayıcı sahne aldı. Festival’de suyu ticarileştirmeye yönelik sermaye saldırılarına karşı ortak direnişi büyütme kararlılığı; AKP’nin sermaye için daha fazla sömürü ve talan halk için yıkım anlamına gelecek Anayasa değişikliği paketine referandumda halkın “hayır”ını yaratma hedefi festival boyunca coşkuyla vurgulandı.





Su Hakkı Forumu’nda direnenler buluştu

Halkevleri’nin “Su haktır satılamaz”, “AKP’nin gerici, faşist, piyasacı Anayasası’na hayır” temalarıyla örgütlediği halk festivali bu yıl bir ilki yaşama geçirdi. Festival kapsamında 7-8 Ağustos’da Kemalpaşa “Derelerini, Vadilerini Savunanlar Buluşuyor Direnenler Konuşuyor başlığıyla “Doğu Karadeniz Su Hakkı Forumu” yapıldı. Forumun ilk gününde farklı vadilere su hakkı, yaşam hakkı için mücadele edenler buluştu.

Salarha Deresi Kültür dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nden Ömer Şan; Senoz Vadisi Koruma Platformu’ndan Nevzat Özer; Büyük Handuzu yardımlaşma derneğinden Kazım Delal; Giresun Derelerin Kardeşliği Platformundan Ali Dursun; Yeşilırmak Çevre Platformu’ndan Amasya-Taşova ziraat odası başkanı Hasan Dikmen; Erbağ HES karşıtı platform adına Tokat Erbağ Ziraat Odası Başkanı Nedim Üstün; Murgul Derelerini Koruma Platformu adına Coşkun Raifoğlu; Borçka Derelerini Koruma Platformu’ndan İsmail Kocaman; Şavşat Derelerin Kardeşliği Platformu adına Erkan Evbaşı; Ardanuç Derelerin Kardeşliği Platformu adına Kamile Kaya; Kemalpaşa Dereleri Koruma Platformu adına Ramazan Tunç; Loç Vadisi Koruma Platformu adına Uğur Tay; Fındıklı Derelerini Koruma Platformu adına Avni Ertaş konuşmalar yaparak mücadele deneyimlerini paylaştılar.

Forumda mücadelenin geldiği aşama değerlendirildi, sermayenin saldırı stratejileri, nasıl bir örgütlenmeyle su hakkını savunmak gerektiği tartışmaları yapıldı. Kemalpaşa Belediye salonunda yapılan etkinlik sonrası vadilerden gelenler akademisyenlerle birlikte nasıl bir mücadele çizgisi izleneceğine ilişkin forumu Kemalpaşa çay bahçesinde devam ettirdiler.

Forumun ikinci gününde ise suyun ticarileştirilmesi sürecinin gelişimi ve farklı boyutları ele alındı. Forumda YTÜ Çevre Müh. Bölümünden Prof. Dr Beyza Üstün “Doğanın/suyun sermaye birikimine sokulması stratejileri: yanıltmalar ve mücadeleler”; sosyalist-feminist kolektiften Ece Kocabıçak – Kadın Bakış açısıyla hidroelektrik santraller”; Makine Mühendisi Emine Elif Güven “Doğu Karadeniz’de Hes’lerin düşündürdükleri; enerji kimin için nasıl ve kim tarafından?”; Marmara Üniversitesi Yüksek Lisans öğrencisi Fatma Genç “HES’ler çayımızı toprağımızı tehdit ediyor”; Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr Fuat Ercan “Sermayeler ve iktidar suları ormanları yaşamımızı istiyorlar; yaşamı savunmak için çapraz dayanışma ağları oluşturalım”; Mustafa Eberliköse “Küresel Su Krizi Suyun Denetimi ve Su Mücadeleleri”; Çevre Mühendisleri Odası İstanbul şube başkanı Semra Ocak – “Hidroelektrik Santrallerin Çevresel Etkileri”; Halkevleri'nden Özge Ozan “Kentsel Su Hizmetlerinin Piyasalaştırılması ve Mücadele Deneyimleri”; Derelerin Kardeşliği Platformu adına Mehmet Gürkan Karadeniz’de Derelerin Kardeşliği Platformu deneyimi başlıklı sunuşlarını gerçekleştirdiler.

Doğu Karadeniz Su Hakkı Forumu’nda oturum başkanlığı yapan Hopa Halkevi’nden Kamil Ustabaş bir kapanış konuşması yaparak “Su doğanın bir parçası ve yaşamının kaynağıdır. Suyun ticarileştirilmesi, doğanın metalaştırılması, kar mantığıyla tahrip edilmesi kabul edilemez. Suyun ticarileştirilmesine ilişkin tüm girişimler, uygulamalar gayrimeşrudur. Halkın, doğayı, yaşam hakkını, su hakkını savunmak için direnme hakkı vardır. Bu yolda her türlü mücadele yöntemi meşruluğunu haklılığından alır. AKP iktidarı başta olmak üzere bu saldırının ortağı olan tüm kurum, kuruluş ve kişiler bu mücadelenin hedefidir” dedi. Ustabaş forumda vadilerde direnenlerin yaptığı konuşmalardan hareketle su hakkını savunmak için direnenlerin derelerin özgür akmasını garanti altına almayacak hiçbir anayasa değişikliğine evet demeyeceğini vurgulayarak derelerini savunanların AKP’nin anayasasına “hayır” diyeceğini belirtti. Ustabaş kapanış konuşmasını “Mücadelemiz sularımız özgürce akana kadar sürecek, su politikalarını üretenlerin yönettiği bir dünya yaratana kadar sürecektir” diyerek bitirdi.

Doğu Karadeniz Su Hakkı Forumu’nda yapılan tüm tartışmaları, açığa çıkan sonuç ve önerileri bir araya getirecek sonuç bildirgesi yayınlanacak.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]










Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür edenler:
atesoglu (20-08-2010)
Alt 19-08-2010, 19:58   #9
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 
'Çevreci tip'lerden Erdoğan'a yanıt



Çevreciler 'HES'ler suyu yutmuyor' diyen Başbakan'a itiraz etti: Dereye suyu geri bırakıyoruz diyorlar, evet bırakıyor, 500 metre sonra yeni bir HES için alıyorlar


Serkan OCAK

İSTANBUL - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Rize İkizdere’de Cevizli Hidroelektrik Santralı’nı (HES) açarken ‘yalan söylemekle’ suçladığı ‘çevreci tip’lerden Başbakan’a jet yanıt geldi. 54 çevreci kuruluşun oluşturduğu Türkiye Su Meclisi Yürütme Kurulu üyesi Güven Eken dün bir açıklama yaparak ‘çevrecilerin neye itiraz ettiğini’ bir kez daha anlattı:

Doğa deliliği dedikleri işte bu: Kimse laf oyunlarıyla Türkiye’nin sularının yerli-yabancı şirketlere satıldığını inkâr etmesin. Dereleri alıyorsunuz, suyunu kapalı tünellerin içine koyuyorsunuz. O tünellerin tek kullanım hakkı dereyi alan şirkete ait. Projeyi şirket çiziyor, parayı şirket buluyor, inşaatı şirket yapıyor, elektriği şirket satıyor. Şirket dışında deredeki suya hiç kimse dokunamıyor. Doğaya ve halka da suyun yüzde 10’u ‘can suyu’ olarak veriliyor. Doğa deliliği dedikleri işte bu. Suyun yüzde 90 ’ını elektrik için alıyorlar, sadece yüzde 10 ’unu doğaya bırakıyorlar. Evet, gerçek bir delilik.

Düşünün bir kere Cumhuriyet 87 yıl önce kuruldu. Siz 49 yıllığına derelerin kullanım hakkını özel sektöre veriyorsunuz. Bu satmak değil de nedir?

Su tacirlerini değil halkı dinleyin: Görünen o ki Başbakan sadece HES tacirlerinden ve Bakan Eroğlu’ndan aldığı bilgilerle konuşuyor. Bir kere olsun HES mağduru olan bir köye gitti mi? Köylünün derdini dinledi mi? HES’ler nedeniyle tarlasının suyu çekilmiş çiftçiyle konuştu mu? Katledilen ormanları gördü mü? Başbakan Türkiye gerçeklerinden o kadar uzak ki kendi suyunu kurtarmak için çalışan köylüsüne ‘bu tipler’ diye hitap edebiliyor. Biz, bu işin arkasında esas hangi tiplerin olduğunu çok iyi biliyoruz. O tipler, dünyanın dört bir yanında suyun ticarileşmesinden para kazanan şirketler, şantiyeciler, çantacılar ve dolandırıcılar.

Su boşa akmaz: Su boşa akar diyorlar. O zaman Başbakan’ın damarlarındaki kan da boşa akıyor. O zaman kanının yüzde 90’ını versin, ondan da enerji üretelim. Dere dediğin kurdun, kuşun, insanın hakkıdır. Can damarıdır. O derede her canlının rızkı vardır.

Suyu bırakıyorlar ama: Dereye suyu geri bırakıyoruz diyorlar. Evet bırakıyorlar. Sonra yeni bir HES için 500 metre sonra tekrar tünellere alıyorlar. Küçücük bir dereye 20’den çok HES yapıyorlar. Dağın tepesinden denizlere kadar dereleri HES çöplüğüne çevirip takır takır kurutuyorlar. Peki suyu ne zaman bırakıyorlar? Su bıraktıkları günler sadece bakanların, valilerin ve basının o bölgeyi ziyaret ettiği günler. O günlerin dışında derelere bir damla su bile vermiyorlar.

Erdoğan: Doğa delisiyiz
Başbakan’ın tepki çeken sözleri şöyle: “Çevreci tipler vatandaşları yalan yanlış bilgilendiriyor. Diyorlar ki ‘Akarsular ve dereler satıldı.’ Tamamen, dört dörtlük bir yalan. Sadece ve sadece suların kullanım hakkı devrediliyor. HES’ler suyu yutmuyor, buharlaştırmıyor, buradan alıp başka yere taşımıyor. Biz doğa âşığıyız, doğa delisiyiz.”


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adali kullanıcısına teşekkür edenler:
atesoglu (20-08-2010)
Alt 25-08-2010, 18:32   #10
Kullanıcı Profili
Ya Basta
 
Adali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiAdali
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Haz 2010
Üye No: 823
Mesajlar: 639
Konular: 218
Bulunduğu yer: Alice' nin Diyarı
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 359
448 mesajına 997 kere teşekkür edildi.
IM
Standart

 


Hani dereler kurumuyordu?

Başbakan Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde Rize İkizdere’de bir hidroelektrik santralinin açılışı sırasında HES'ler sonucunda derelerin kurumadığını, bunun ‘çevreci tiplerin’ uydurduğu bir yalan olduğunu iddia etmesine karşın santraller sonucu kuruyan derelere sürekli yenileri ekleniyor. Son olarak Karadeniz'in en büyük ırmaklarından Melet ırmağının 11 km'lik bölümü ırmağın üzerine kurulan ve 30 Ekim 2009’da faaliyete geçen Yapısan-Bilgin enerji grubuna ait Darıca-1 HES nedeniyle tamamen kurudu.

Santral tarafından dere yatağına bırakılan 'can suyu' döküldüğü yerde kururken yatak boyunca bir çöl görüntüsü ortaya çıktı. Derenin çevresindeki yeşillikler önemli oranda kururken yatakta birçok kurbağa, kunduz iskeletleri göze çarpıyor. Ordu'da HES'lere karşı mücadele eden Temiz Enerji Platformu’nun sözcüsü Coşkun Türkeli, Darıca-1 HES dışında ırmak üzerine kurulacak Közbükü HES faaliyete geçtiğinde derenin 55 km'lik bölümü, Ordu HES faaliyete geçtiğindeyse 12 km'lik bölümünün yok olacağını, bunun da milyonlarca yıldır var olan Melet ırmağının yok olması anlamına geleceğiniz söyledi.

Erdoğan’ın baba ocağındaki dere de kurumuştu
HES projeleri nedeniyle dere yataklarının kuruması özellikle Doğu Karadeniz'de sık rastlanan bir durum. Daha önce de Başbakan'ın köyünün yer aldığı Rize Güneysu'da inşa edilen Kale Hidroelektrik Santrali’nin deneme üretimine başlaması nedeniyle Gürgen deresinin de dört kilometrelik bölümü tamamen kurumuştu. Olayın basına yansımasına karşın Başbakan konuyla ilgili açıklama yapmaktan kaçınmıştı. Güneysu'da biri Başbakan'ın dünürünün sahibi olduğu Çalık grubuna ait olmak üzere yeni HES projelerinin inşaatları da son hızla sürüyor.

’Çevreci tipler’ hedefte
Başbakan Erdoğan geçtiğimiz haftasonu Rize İkizdere'de çevreciler tarafından yargıya taşınan Cevizlik HES'in açılışını yapmış ve burada yaptığı konuşmada HES'lerle ilgili 'çevreci tiplerin' yalan bilgilerle halkı yanılttığını öne sürmüştü. Derelerin satılmadığını savunan Erdoğan derelerin kurumasının da uydurulan bir yalan olduğunu söylemişti. Erdoğan yazın suların azaldığı dönemde HES’lerin çalışmayarak suyu kullanmadığını da iddia etmişti.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]




Adali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
bilirkişi, kamu, raporu, santralda, yararı, yok


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Önce şizofren raporu sonra cinayet! melek5810 Kadın sorunu 0 10-10-2011 14:16
Bilirkişi özel harekatçılar olursa herkes 'terörist' olabilir hazal_mhu Sol Basından haberler 0 06-07-2010 01:37
Kasanın içinde yaşayanlar (İş kazaları raporu Haziran 2010) hazal_mhu Açık Meydan.. 0 04-07-2010 20:44
Kömür de KARA ,yollar da..(İş kazaları raporu Mayıs 2010) hazal_mhu Sol Basından haberler 0 06-06-2010 20:23
kara elmas tabut oldu..(2009 aralık ayı iş kazaları raporu) hazal_mhu Türkiyede Sınıf Hareketi 0 09-01-2010 23:00


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:37.
 
ÖZGÜRLÜKATEŞİ.NET Forum Kategori Arşiv Görünümü
3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 58, 59, 270, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 168, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 183, 184, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 248, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 262, 272, 271, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 58, 59, 270, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 168, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 183, 184, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 248, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 262, 272, 271, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282,

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "yer sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz "uyar ve kaldır" prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, info@ozgurlukatesi.net mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.