Allah’tan Diyanet İşleri Başkanı gibi gökyüzünde inandığım şekilci bir Tanrı yok, eğilmeme - kalkma göre beni yargılamıyor, buna da şükür ediyorum ama Diyanet İşleri Başkanlığı gençliğin yozlaşmaması ve ileride maneviyat ekseninde şekillenmeyen gençlik haline gelmemesiiçin gençlik için bir kampanya başlatmış, hatta kendilerini de aşmış durumdalar şuan, işi çocuklara kadar indirgemişler. Öyle ki bende kampanyayla rastlantı üzerine bugün karşılaştım. Sanırım Ekim ayı içerisine başlatılan bi'kampanya.
Kampanyanın adı: “Yaşasın camiye gidiyorum!” Diyanet kafaya koymuş bi’kere, ülkenin %100’ü illa da Müslüman ve İslam olacak. Adamlar işi gücü bırakmış hedef bile koymuşlar: %99’un %100’e çıkarılması(…)
Ülkede birçok şeyin tahmin edilenden hızlı değiştiğini şu 10 yıl içinde gördük, gördük de! Olmaz denilenlerin artık iyiden iyiye olası olduğunun kanıtı olan etkinliğin sloganını da. Merak ediyorum, yarın bir üstgeçidin üzerinde ufacık ve birbirinden sevimli, gülücükler saçan çocukların olduğu kocaman pankartlar asılsa“Yaşasın domuz eti yiyorum” veya“Yaşasın kiliseye gidiyorum” diye çalışmalar yapılsaydı, nasıl bir tepki alınırdı diye düşünmeye başladım.
Bilirsiniz!
“Türbana özgürlük” diye ortalıkta fink atıp, ona buna özgürlük isteyenlerin olduğu bi’dönem yaşadık, hatta Mersin ve Sivas’ta babasının elinden tuttuğu 9 yaşındaki bir kız çocuğu“İlköğretime Türbanımla gitmek istiyorum”bile demişti. Bunları dillendiren ve liberal özgürlüğün bol olduğu bizim gibi ülkelerde, 9 yaşında olan o kız çocuğu büyüyüp 13 yaşına geldiği zaman“Kocaya kaçmak istiyorum” derse buna ne diyeceğiz, değil mi?
Özgürlük mü olacak bütün bunlar?
İstediğiniz propagandayı yapın, hatta tüm dinler yapsın, tüm siyasi görüşler, partiler, takımlar, dernekler, kim yaparsa yapsın, kanunlara uygun olduğu sürece nasıl yaparsa yapsın diyeceğim ama yok, kanuna da inanmıyorum ki. Diyanet İşleri, bütün işini - gücünü bırakmış “Dinde zorlama yoktur” diyeceğine, bırakmış bunu bi’yana çocuklar üzerinden siyaset yapmaya çalışıyor.
İnsaniyet diyeceğim ama kime diyeceksem, bu ülkede her boka vergi yetmiyormuş gibi, sağlık, eğitim ve diğer insani temel ihtiyaçlar için para ödediğimiz de bir yana, bütün bunlardan ennn yüksekpayı ve bütçeyi alan diyanet haddini aşmış: gözünü ufacık çocukların üzerine dikmiş… Toplanan vergilerle yapılan işe bakın işte.
Hani oldu ya: şimdi kalkıp“Yaşasın camiden kurtuldum” ya da “Aydınlanın artık, dinden kurtulun” diye afişler assam, Tayyip Erdoğan kürsülerden bangır bangır bağırdığı ve bazen de çemkirdiği şu “İleri demokrasi”den dolayı polis rahat bırakır mı, beni?
Ne diyeyim, afişinde samimiyetsizliğin ispatlandığı en büyük kampanya bence bu kampanya olmalıdır. Ve öyledir de, inanın!
Kul hakkından söz ediyorlar, kaynak gösteriyorlar.
Kaynakları Kur’an!O kaynaktan hareketle açın bakın diyorum bende Tevbe Suresi’nin 106. ve 110. ayetlerine(?) “Bir bina inşa ettiler(…)”
Benden bu kadar, devamını gidip araştırıp, okuyun derim.
Son söz olarak: hakkımı helal etmiyorum, edene de etmiyorum. Üzerinizde hakkım var, ezilenler üzerinden şavşatalı bir şekilde semiriyor ve asalak gibi besleniyorsunuz.
Beddua okuyorum hem de bütün kadınların, çocukların, ezilenlerin, yoksulların ahı ve bedduası üzerinizde olsun diliyorum.