26-10-2010, 19:32
#1
Kullanıcı Profili
Administrator
özgürlük ateşi melek5810
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Eki 2009
Üye No: 6
Mesajlar: 2.528
Konular: 821
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 1334
566 mesajına 1089 kere teşekkür edildi.
IM
Güney Afrika�da Sınıf Savaşları
11 Ağustos tarihli Times gazetesinin başlığı aynen şöyleydi: Güney Afrika�da Sınıfların Savaşları. Anglo-Sakson sermayesinin sadık yayın organlarından Times�ın da işaret ettiği gibi Ağustos ayında işçi sınıfı ve burjuvazi arasında olanca sertliğiyle bir mücadele yaşandı Güney Afrika�da. Bu yazının hazırlandığı sürede de devam ediyor hala.
Mücadelenin başlangıcı 1.3 milyon kamu emekçisinin greve gitmesiyle oldu. COSATU ve FEDUSA gibi sendikalara üye işçiler 10 Ağustos�ta ücret artışı ve konut fonu talepleriyle greve gittiler. Sendikaların %8.6�lık zam ve 1000 randlık(220 TL) konut yardımı talebine karşılık hükümetin %7 artış ve 700 rand(150 TL) önermesi üzerine anlaşma sağlanamadı ve 10 Ağustos�ta mücadelenin fitili ateşlendi. 15.000 kamu emekçisinin Cape Town�da eylem yaptığı bir günlük genel grevin ardından hükümet üzerinde yaptırım uygulanamadığını gören kamu emekçileri tabandan ördükleri baskıyla sendika bürokratlarını süresiz genel grev ilan etmeye zorladılar. 18 Ağustos�tan itibaren başlayıp süresiz olarak devam eden genel grevde 250 bin öğretmenin de katılımıyla sayı 1.5 milyona yaklaştı. Öğretmenlerin, hastane personelinin, memurların çalışmadığı Güney Afrika�da hayat durdu. Eylemlere polisin dahi katıldığı görüldü, dayak atmak için değil, kendi talepleri için. Bu durum ülkenin açık bir siyasi kaos içerisinde olduğunun göstergesidir.
Afrikalı emekçilerin içinde bulundukları şartların zorluğu özellikle 2009 yılıyla beraber artış gösterdi. 2009 yılı boyunca 1 milyon kişi işten atıldı. Ülkede resmi işsizlik oranı %25, ancak gerçek oranın %40�ı bulduğu söyleniyor. İşçilerin maaş artışı taleplerine hükümetin cevabı ise son derece alışıldık: Para yok. Bu iddialara karşı Güney Afrikalı işçiler de pek yerinde olarak dünya kupası boyunca har vurulup harman savurulan paracıkları hatırlatıyor. Kupa boyunca devlet görevlilerine en lüks oteller tahsis edilip her türlü kıyak çekilmiş, FIFA organizasyondan milyar dolarlık karlar aparırken Zuma hükümeti FIFA�nın talimatları doğrultusunda grevci işçileri kendi polisine kurşunlattırmıştı. Devletin kasasında para olmamasının külliyen yalan olmasını bir kenara bırakalım ve bir an için organizasyona harcanan 4.5 milyar doları, kupa boyunca yaratılan sınırlı istihdamın kupa sonrası kuş olup uçmasını, milyonlarca dolarlık stadlarda kupa sonrası ancak hinin cinin top koşturmasını hatırlayalım. Zuma hükümetinin para yok martavalları burjuvazinin evrensel masalı aslında. Tayyip Erdoğan da TEKEL işçilerine karşı vatandaşın parasını, yetimin hakkını çarçur edemeyiz derken Zumagiller familyasının içgüdüleriyle hareket ediyordu. Tam burada yeni bir parantezi Zuma hükümeti için açmak oldukça yerinde olacak.
Zuma, iktidara 2007�de Afrika Ulusal Kongresi�yle(AUK) geldi. Güney Afrika Komünist Partisi(GAKP) ve COSATU gibi sendikalar da sağcı Mbeki�ye karşı �halkçı� Zuma�ya desteklerini sundular. Zuma�nın partisi ANC Güney Afrika�daki siyahi kapitalistlerin pıtrak gibi içinden çıktığı siyasi bir oluşum. Apartheid rejimi sonrası Mandela�nın başkanlığında bu parti içerisinden onlarca kapitalist cevher yetişti. Zuma�nın öncülleri sosyal sınıflar arasındaki uçurumu daha da açtılar. Zuma ise tam da bu krizin ortasına denk düştü. 2007�de yine kamu emekçilerinin 700.000 civarında bir katılıma sahip olduğu bir ay süren grev Güney Afrika işçi mücadeleleri tarihine en uzun grev olarak geçti. COSATU�nun kapitalistlerin imdadına yetişip grevin bittiğini ilan etmesiyle işçilerin %12�lik zam talebi %7.5�la karşılık buldu.
2007�de sendikaların ve Komünist Parti�nin de desteğiyle Zuma emekçiler cephesinin oylarını alarak geldi iktidara. Bugün ise işçilerde hayal kırıklığı, Zuma�da ise tehdit, saldırı, medya propagandası ve polis zoru var. Dünyanın her yerinde benzer eğilimler sürece damgasını vuruyor. İşte Yunanistan ve Papandreu, işte Afrika ve Zuma. Ancak bu Afrika ülkesinde rejime öfke katbekat artıyor. Dünya kupası öncesinde başlayan süreç egemen sınıfın varlığına tehdit haline geliyor. Sendika bürokrasisi bu zorlu dönemde oldukça zorlanacağa benzer. İşin dramatik yanı Komünist Parti ve COSATU�nun hala Zuma�yla içli dışlı olması, onun kabinesinde bakanlara sahip olması. Şurada burada alelacele bitirilen eylemler, grevlere yönelik tepeden gelen muhalefet sendika bürokrasisinin şartlı refleksleri. Komünist Parti�nin teorisine göre ise G. Afrika�da daha burjuva demokratik aşamaya geçilmedi, burjuvaziye destek önemli. GAKP�ne göre geçmişin kazanımlarını korumak ve şiddetin önünü almak şart. Hele ki milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan şu günlerde! Anlayacağımız yine aynı hikaye: Sen çok yaşa burjuvazi!
İhanet cephesini bırakıp işçilere dönersek� Kamu emekçilerinin grevine destek çığ gibi büyüdü. Metal işçileri sendikasının 31 bin üyesi de %15�lik zam talebiyle greve gittiklerini açıkladılar. Maden işçilerinin de katılımıyla sayı 1.5 milyonu geçecek. Önümüzdeki süreçte artan sınıf çelişkileri karşısında Zuma hükümeti zora daha fazla başvurmak durumunda kalabilir. Örgütlü burjuvazi karşısında işçilerin tek çaresi ise çelikten disiplinle örgütlenmek. Sınıflar savaşının galibini belirleyecek olan en önemli faktör bu olacak.