| |
Vladimir İliç Lenin, 2 Ekim 1920'de, henüz yeni kurulmuş Sovyetler Birliği'nin gençlerine temel görevlerini anlatmak için yaptığı konuşmada, "Ancak insanlığın yarattığı tüm bilgi hazinelerini öğrendiğiniz zaman, kafanızı bu bilgilerle zenginleştirdiğiniz zaman komünist olabilirsiniz" diyordu. Bu sözler, özellikle bugünün sosyalizmi benimsemiş devrimciler kuşağı bakımından yaşamsal önemdedir.
Bilindiği gibi burjuva ideologları, kitlelerin içinde yaşadıkları toplumun açmazlarını, sistemin işleyiş mekanizmalarını görmelerini ve kavramalarını engellemek amacıyla her türlü aracı kullanmaktadır. Burjuva eğitim sistemi ve günümüzde iletişim medyaları büyük kitleleri toplumsal sorunlara duyarsız, gelişmeler karşısında edilgen tarih bilincinden yoksun, birikimsiz ve sadece bireysel çıkarlarını ön planda tutan bencilleşmiş bir insan topluluğuna dönüştürme konusunda epeyce başarılı olmuştur. Hatta, kapitalizmin kendini yenileme kabiliyeti abartılarak tarihin sonu dahi ilan edilmiştir. Kabul etmek gerekir ki, bu önemli bir ideolojik başarıdır. Ve kitlelerin sosyalizmden soğutulması başarılmıştır.
Oysa kapitalizm, insanlığın büyük çoğunluğunun sorunlarına çözüm getiremez. Günümüzde kapitalizmin ürettiği tek çözüm, azınlık içinde bir azınlığı refah içinde yaşatmak ve bunun için gittikçe kalabalıklaşan yoksulları daha fazla sefalete sürüklemektir. Sistemin yaşaması için doğa, toplum tahrip edilmekte, insanlar geleceksizleşmektedir. İnsanlık ve dünya, toptan bir yok oluşa sürüklenmektedir. Kapitalizm ve onun yarattığı sorunlardan, seyirci kalarak kurtulmanın imkânı yoktur. Bireysel kurtuluş ise hemen hemen olanaksızdır. 6,5 milyar nüfuslu dünyada 6 milyon dolar milyarderi, dünyanın nimetlerine el koymaktadır. Kapitalizmden kurtulmanın tek yolu onu yok etmek ve sosyalist bir düzen kurmaktır.
"Biz kendimize komünist diyoruz. Komünist nedir? Komünist, Latince bir sözdür. Communis "ortak" sözünün Latincesidir. Komünist toplum her şeyin -toprağın, fabrikaların- ortaklaşa sahip olunduğu ve halkın ortak çalıştığı bir toplumdur. İşte komünizm budur" diyordu Lenin. İnsanlığın kurtuluşu yaratılan değerlerin doğayı yok etmeden uyumlu bir şekilde paylaşılacağı bu ortakça düzendedir. Kapitalizmi yıkmak ve yerine insanlığın bir bütün olarak kurtuluşunu sağlayacak sosyalist toplumu kurmak için de kapitalizmin ne olduğunu öğrenmeli, onu açıklamalı ve değiştirmeliyiz. Sosyalizmi öğrenmek, Marksizm konusunda sıkı bir mesai yapmak, kapitalizmi devirecek devrimci eyleme kılavuzluk edecek teori ile donanmak demektir esas olarak.
Marksizmi öğrenmek de yaratıcı bir süreçtir kuşkusuz. "Komünizmin oluşmasına neden olan bilgi toplamını öğrenmeden, komünist sloganları ve komünist bilimin verilerini öğrenmenin yeterli olacağını düşünmek yanlıştır. Marksizm, komünizmin insan bilgilerinin toplamından nasıl oluştuğunu gösteren bir örnektir" diyor Lenin. Marx'ın öğretisinin, milyonlarca emekçinin kapitalizmle mücadelesinde yol gösterici bir kuram olmasının nedenini ise şöyle açıklıyor: "Bunun nedeni, Marx'ın eserinin, kapitalist sistemde elde edilmiş, insan bilgilerinin sağlam temeline dayanmış olmasıdır. Marx, insan toplumunun gelişimini yöneten yasaları inceledikten sonra, kapitalizmin komünizm doğrultusunda kaçınılmaz olduğunu anlamıştır. Burada en önemli nokta, Marx'ın kapitalist toplumu en ayrıntılı, en titiz incelemeye dayanarak ve eski bilimlerin bütün verilerini bir araya getirerek bu kaçınılmazlığı kanıtlamış olmasıdır. Marx, tek ayrıntıyı bile yana itmeksizin, insan toplumunun yarattığı her şeyi eleştirici açıdan yeniden biçimlemiştir. İnsan düşüncesinin yarattığı her şeyi yeniden incelemiş, eleştirmiş, işçi sınıfı hareketinde doğruluğunu tartmış ve buradan hareketle burjuva kısıtlamaları ya da burjuva önyargıları içine sıkışıp kalmış olanların varamayacağı sonuçlara ulaşmıştır."
Kuşkusuz devrimciler bakımından öğrenmenin yöntemi tam da bu olmalıdır. Soruna bir bütün açısından bakmak, özümsemek, eleştirel olmak, pratikte sınamak, hep birikimin akli gelişiminin izini sürmek ve onu yaratıcı biçimde geliştirerek yeniden şekillendirmek... Bu, Marksist yöntemle öğrenmektir. Ancak bunun için de insanlığın bu büyük bilgi birikimini; Marksizmi öğrenmek şarttır. Çünkü Marksizm, kapitalizmi alaşağı etmek isteyen kitlelerin devrimci eyleminde, onlara yol gösterecek teorinin adıdır.
Diğer taraftan Marksizm, bilimsel bir analiz yöntemidir. Bu anlamda hem genel olarak öğrenme hem de Marksizmi öğrenme faaliyeti, ancak bilimsel yöntemlerle yapıldığında amacına ulaşacaktır. Marksist eserlerin rastgele okunması veya tartışılması Marksizm'i öğrenmek anlamına gelmez. Marksist yöntemle öğrenmek, tarihe materyalist bir açıdan bakmak, düşünce yöntemi olarak diyalektiği kullanmaktır.
"Diyalektik," der Lenin, "Bir konuyu, karşılıklı ilişkilerinin somut gelişimi içinde ve bütün yönleriyle ele almayı gerektirir. Şu ya da bu parçanın ya da parçacığın koparıp ayrılması mümkün değildir." Bu; bir olayın gelişimi içinde ele alınması, bir şeyin ya da olayın kendi öz hareketi kendi öz hayatı içinde kavranması demektir. Aynı zamanda bir şeyin, ilgi alanlarının bağlantıları içinde kavranması bütün yanları ile irdelenmesi, parça ve bütün, tümel ile tikel arasındaki bağlantıları içinde ele alınması demektir. Nasıl öğrenmeli sorusunun cevabı budur. Lenin'in "karşıtların birliği öğretisi" diye tanımladığı diyalektik yöntem, öğrenme ve çözümlemede en doğru yöntemdir.
Marksizmi öğrenmek, başlangıç olarak bir bilgi birikimini ve bir bakış açısını gerektirir. Bu öğrenme yalnızca Marksist eserleri, kitap, broşür yahut dergileri okumak ve bunlarda yazılı olanları bellemek değildir. Çünkü Marksizm, her şeyden önce devrimci eylemin teorisidir ve teori ile pratiğin diyalektik bağını içerir. Bilgiyi salt biriktirmek yeterli değildir. Önemli olan bilgiyi devrimci pratikle birleştirebilmektir. Devrimci eğitimle ilgili çalışmalarıyla tanıdığımız Mihail İvanoviç Kalinin; "Marksizmi bilmek başka, Marksizmi en çeşitli en kendine özgü ve olağanüstü bir durumda, her gün her saat uygulamak başka şeydir" der. Ve ekler; "Marksist olmak yaratıcı olmak demektir."
Marksizm'i ve onun emperyalist aşamadaki uygulaması olan Leninizmi gerçekten öğrenmek demek; bu kuramdan pratik sorunları çözmek için yararlanmak, ama aynı zamanda da teoriyi birikmiş deneylerle zenginleştirirken bu deneyler ışığında onu geliştirmek ve ileri götürmektir. Eğer sözü yeniden Kalinin'e bırakırsak o şöyle diyor; "Marksizmi öğrenmek demek, Marksist yöntemi benimsedikten sonra, uğraşınıza bağlı tüm diğer sorunlara da Marksistçe çözümler getirmeyi başarabilmek demektir." Devrimciler bakımından bu, hayatın ve mücadelenin her alanına bu düşünce yöntemine göre bakmayı bilmektir. "Bu, doğru bir çizgiyi başarmak demektir. Doğru bir Marksist çizgi tutturabilmenin yolu ise çalıştığınız alanda eksiksiz bir uzman olmanızı gerektirir." Bu, bir devrimcinin çalıştığı alanın en iyisi olması anlamına geldiği gibi, yaptığı işi, yönettiği birimi ve alanı, sorunları eksiği ve fazlasıyla en iyi bilen kişi olması gerektiği anlamına da gelmektedir kuşkusuz.
Ne ki, egemen burjuvazi ve onun ideologları Marksizmin ortaya çıkıp yığınların elinde maddi bir güce dönüşebileceğinin anlaşılmasından bu yana Marksizme ve komünizm hayaletine karşı savaş açmış durumdadırlar. Günümüzde bu savaş daha inceltilmiş ve daha sinsi yöntemlerle sürdürülmektedir. Burjuva ideologlar Marksizmin muzır bir öğreti olduğu yollu söylemlerini nicedir bir taraf bırakmış görünüyorlar. Şimdi yöntem, Marksizmin zamanının geçtiğini söylemek... Sosyalizmin artık miadının dolduğunu, Marksizm'in ise artık gereksiz olduğu düşüncesini yaymak, onu artık geçmişte kalmış ders kitaplarından öğrenilecek bir düşünce akımı olduğu düşüncesini aşılamak peşindedirler.
İlerleme düşüncesinin iflas ettiğinden dem vurmaktadırlar. Postmodernizmin bunun için kotarıldığını düşünmek için nedenlerimiz çoktur. Çünkü bu akımın düzen karşıtı söylemlere sahip olanları bile, direnmeyi suskunlukla eşdeğer sayarken, iktidarı reddetmektedir. Özellikle Engels'in Anti-Duhring'te vurguladığı; gelişmenin düz bir çizgi izlemediği, helezonik, sıçramalı ve geri dönüşlerle olacağı biçiminde açıklamasını es geçmektedirler. Bilindiği gibi, Engels ütopik sosyalist Fourier'den söz ederken de onun; insanın sonsuz yetkinleşebileceğine dair gevezeliklere karşı diyalektiği uygulamasından ve her tarihsel evrenin bir yükselen kolu olduğu gibi bir de düşen kolu olduğunu belirlemesinden ve bunu insanlığın tüm geleceğine uygulamasından taktirle söz eder. Ve "Kant'ın doğanın gelecekteki sonunun doğa bilimine sokması gibi, Fourier de tarih incelemesine, insanlığın gelecekteki sonunu sokar" der.
Burjuvazinin ideolojik şiddeti Marksizmin kitlelerin gözünde maddi bir güce dönüşmesini engellemek üzerinedir. Bu nedenle tüm rıza üretme yöntemleri seferber edilir. Çünkü Marksizm, işçi sınıfının ideolojisidir ve kapitalizmi her yönüyle anlaşılır kılan onun ipliğini pazara çıkaran bilimsel bir dünya görüşüdür. Bu anlamda burjuva ideolojisinin baş düşmanıdır. Bu yüzden de burjuvazi, her fırsatta Marksizmi karalamakta, ona saldırmakta, onun "öldüğünü, bittiğini" propaganda etmektedir.
Oysa yaşayan, değişen ve gelişen, üstelik tarihin ve bilimin gelişmesiyle de her gün yeniden doğrulanan, diyalektik bir öze sahip Marksizm, asıl bu barbarlık çağında gereklidir. Seçeneğimiz ikidir ve aslında tektir; Ya barbarlık ya sosyalizm! Bu yüzden, devrimci ve devrimcileştiren Marksizme her zamandan daha çok gereksinmemiz vardır. Marksizm hâlâ kapitalist barbarlığı en iyi çözümleyen bilimsel yöntemdir. Devrimciler sosyalizm bilgisine ulaşmak için her olanağı değerlendirmeli, sürekli bir öğrenme ve öğrendiğini pratiğe geçirme çabası içinde olmalıdır. Burjuvazinin ideolojik saldırılarına ve çirkin propagandalarına verilecek en iyi yanıt, Marksizme sarılmaktır.
: Işık Kutlu (Kutsiye Bozoklar)
______________________________________________
Devrimci Teori Olmadan Devrimci Pratik Olmaz - Eylemde birlik ve eleştiri özgürlüğü ideolojik birliğin sağlanmasının temelidir
|
|