Radyo Forum

Go Back   Dostluk Ve Kardeşlik Platformu; Dostluğun, Kardeşliğin ve Paylaşımın Tek Adresi Özgürlük Ateşi- »
SİYASET
» Devrimci Gençlerde Mücadele ve Örgütlenme


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Siper yoldasligi kazandi..
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
172

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Bookmark and Share Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26-07-2010, 16:27   #1
Kullanıcı Profili
Kıdemli Üye
 
EZGI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özgürlük ateşiEZGI
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Ara 2009
Üye No: 63
Mesajlar: 575
Konular: 292
Teşekkür Grafikleri
Teşekkürleri: 710
314 mesajına 636 kere teşekkür edildi.
IM
Standart Siper yoldasligi kazandi..

 
Siper yoldaşlığı kazandı
Siper yoldaşlığı kazandı

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]

İSTANBUL- 1996 yılında, Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde devrimci tutsaklar tarafından gerçekleştirilen ölüm orucu ve süresiz açlık grevi direnişi, 69 gün boyunca süren ölme gücüyle, ortak direnişle ve ailelerin merkezinde durduğu kitle hareketiyle zafere ulaşmıştır.

Özgürlük, eşitlik ve adalet, bin yıllardan bu yana emekçi insanlığın en temel talepleri arasında yer almıştır. Özgürlük bayrağı, milattan önce 71'de Roma İmparatorluğu'nun zulmüne direnen köle Spartaküs'ün ellerinde dalgalanmıştır. Spartaküs, dünyanın efendisi Roma'yı titretmeyi başarmıştır. Zira, ölme gücü, zalimleri ve zorbaları çaresizleştirerek silahsızlandıran, ezilenleri ise ayağa kaldıran en büyük güçlerin başında gelir.

Ölme gücü, kimi zaman Fransız 'Baldırı Çıplaklar'ın, kimi zaman ise Paris Komünarları'nın beyinlerinde ve yüreklerinde cisimleşerek, emekçi insanlığın özgürlük, eşitlik ve adalet talebine bir adım daha yakınlaşmasını sağlamıştır.

Filistin ulusal direnişi, İsrail siyonizminin bütün zulmüne ve bütün barbarlığına rağmen hala dimdik ayakta duruyorsa, her şeyden çok, Filistinli feda eylemcilerinin ölme gücüne başvurması nedeniyle sağlanabilmektedir. Keza, Kürt ulusal kurtuluş mücadelesi de, Kemal Pirlerden Zilanlara, yine aynı ölme gücü nedeniyle sürekliliğini sağlamayı başarmıştır.

Zindan, sınıflar mücadelesi boyunca devrimci güçler ile karşı devrimci güçler arasındaki çarpışmanın önde gelen alanlarından birisidir. Tam da bu nedenle, zulme ve zorbalığa karşı ölme gücü, zindanlarda da başvurulan bir mücadele yöntemi olagelmiştir. 1996 yılında, Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde devrimci tutsaklar tarafından gerçekleştirilen ölüm orucu ve süresiz açlık grevi direnişi, 69 gün boyunca süren ölme gücüyle zafere ulaşmıştır.

Cezaevleri sınıflar mücadelesinin bir alanıdır

Türk ve Kürt halklarının, işçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelelerini yenilgiye uğratmaya çalışan egemen sınıflar, devrimci tutsakları teslim almayı, bu savaşı kazanmanın bir koşulu olarak görür. Dolayısıyla, 1993 yılında oluşturulan kirli savaş konseptinin hedeflerinden birisi de devrimci tutsakların teslim alınmasıydı.

Ama faşist rejim, 12 Eylül cunta koşullarında bile zindanları susturmayı başaramamıştı. Metris'ten Diyarbakır zindanına kadar devrimci ve yurtsever tutsaklar için daima en önemli direniş merkezi olmuştur. '80'li yılların sonunda yurtsever tutsaklar, Diyarbakır Cezaevi'ndeki zulüm politikalarını yenmeyi başarırken, devrimci tutsaklar da Batı'da tek tip elbise dayatmalarına ve tabutluklara karşı mücadeleyi kazanmıştır. '90'lı yıllara gelindiğinde devrimciler, rejimin zindanlardaki saldırganlığını püskürtmüştü, ancak pusuda olan faşizm saldırmak için fırsat kolluyordu.

1995'te devrimci hareketin belirgin bir şekilde yeniden yükselişe geçmesi, 1996 1 Mayıs'ında on binlerce emekçinin devrimci parti ve örgüt saflarında yürümesi, Kadıköy'deki 1 Mayıs'ta devrimci öfkenin patlaması, faşist rejimi iyice kaygılandırdı.

Devrimci hareketin yükselişini durdurmak için kollarını sıvayan rejim, kontrgerilla şeflerinden Mehmet Ağar'ı Adalet Bakanlığı'na getirdi. Bakan koltuğuna oturan katil Ağar, 6, 8 ve 10 Mayıs genelgelerini yayınlayarak, cezaevlerinde 'çeki-düzen verme' saldırısını başlatır. Devrimci ve yurtsever tutsakların can bedeli mücadelelerle kazanılmış birçok hakkını gasp eden 6 Mayıs genelgesiyle, 24 Kasım 1991'de kapatılan Eskişehir tabutluğu yeniden açılır. Televizyonların karşısına çıkan Ağar, “Biraz can yanacak” diyerek, devrimci tutsakları açıkça tehdit eder ve soluk soluğa süren irade mücadelesi başlar.

Eli onlarca yurtsever ve devrimcinin kanına bulaşmış Ağar'ın bu sözleri ve genelgesine karşı harekete geçen Cezaevleri Merkezi Koordinasyonu'nun kararıyla; MLKP, DHKP-C, TKP/ML, TİKB, TKP (ML) (bugünkü MKP), Direniş Hareketi, Ekim (bugünkü TİKP) ve TDP davasından devrimci tutsaklar, 20 Mayıs 1996'da süresiz açlık grevine başladı. Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinden bin 500 tutsağın uzun yolculuğu start almıştı ve artık son sözü direnenler söyleyecekti.

“Biz ölümüne direnişler için hazırız”

Devletin teslim alma saldırısına karşı, “Biz ölümüne direnişler için hazırız. Siz sonuçlarına hazır mısınız?” diyerek meydan okuyan bin 500 devrimci tutsak, süresiz açlık grevi direnişini başlattı. Kontrgerilla şefi Mehmet Ağar, tutsakların direnişini hazmedemeyip tehditler savurdu. Cezaevlerinde gerginliğin olmadığını, tutsaklar tarafından gerginlik yaratıldığını söyleyen Ağar, direnişin meşruluğunu kırmaya çalıştı. Zindanlarda gerçekleşen kitlesel açlık grevi, 45 gün sürdü. Devletin geri adım atmaması karşısında devrimci tutsaklar, 3 Temmuz günü direnişi ölüm orucu eylemiyle daha da ileri taşıdı. TİKB tutsakları ise direnişi SAG biçiminde sürdürdü.

Aynı günlerde ANAYOL hükümeti yerini REFAHYOL hükümetine bırakmış, buna bağlı olarak Adalet Bakanı da değişmişti. Mehmet Ağar, yerini Şevket Kazan'a bırakmıştı. Kazan, Ağar'ın sürdürdüğü politikayı harfiyen uygulamaya soyundu.

Ölüm orucu direnişinin, işçi sınıfı ve emekçiler nezdinde karşılığını bulmasına tahammül gösteremeyen Kazan, “Açlık grevi yapanlar aslında gizlice yemek yiyorlar. Kimse ölmeyecek” diyecek kadar küçüldü. Ama ölüme karşı hücre hücre direnişle süren her gün, Kazan'ı yalanlamaya devam ederken, ilk kıvılcım Aygün Uğur oldu. Cezaevlerindeki kutlama ve halaylarda daima halay başı olan TKP (ML) tutsağı Aygün Uğur, ölüm orucu direnişinin de halay başı oldu ve direnişinin 63. gününde ölümsüzlüğe uğurlandı.

Uğur'un ölümsüzlüğe uğurlanmasının ardından irade beyanında bulunan devrimci tutsaklar, “Nöbet yeri boş kalmaz” diyerek, 2. ölüm orucu ekibi çıkardı. Keza, süresiz açlık grevi direnişine ara veren tutsaklar da yeniden kitlesel açlık grevine başladı.

İçeride, ölüm orucu ve SAG direnişi sürerken dışarıda da, merkezinde tutsak yakınlarının durduğu bir kitle hareketi, bütün baskılara rağmen inat ve kararlılıkla geliştirildi. Evlatlarının direnme azmini bayraklaştıran anneler, babalar ve kardeşler, polis coplarına meydan okuyarak tutsakların taleplerini meydanlara taşıdılar.

Aygün Uğur'un şehit düşmesinin ardından, dışarıda da mücadele barışçıl eylemlerden askeri eylemlere doğru evrilmeye başladı. Hemen her gün korsan gösteriler ve işgaller gerçekleşti, barikatlar kuruldu. Gazi Mahallesi iki gün boyunca barikatlarla özgürleştirildi. İşkenceci polislere yönelik ölümle sonuçlanan cezalandırma eylemleri gerçekleştirildi. Ölüm orucu direnişçileri sonsuzluğa uğurlanırken, polis cenazeleri de kaldırılıyordu. PKK gerillaları da ölüm orucu şehitleri için Malatya'da bir askeri birliğe baskın düzenlediler. Artık devletin manevra yapacağı alan kalmamıştı.

Devletin her türlü saldırısına ve direnişi bitirmek için yapılan demagojilere karşı 69 gün boyunca süren ölüm orucu direnişi 28 Temmuz günü zaferle sonuçlandı. Devlet diz çökmüş, devrimci tutsaklar kazanmıştı. Ve böylece devrimci tutsaklar, devletin topyekun teslim alma saldırısını bedenlerini siper ederek geri püskürtmüştü.

12 şimşek kanatlı yıldız

'96 ölüm orucunda 12 şimşek kanatlı yıldızımız ölümsüzleşerek zafere adlarını yazdılar. '96 ölüm orucunda Aygün Uğur, Altan Berdan Kerimgiller, İlginç Özkeskin, Hüseyin Demircioğlu, Ali Ayata, Müjdat Yanat, Hicabi Küçük, Ayçe İdil Erkmen, Osman Akgün, Yemliha Kaya, Tahsin Yılmaz ve Hayati Can ölümsüzlüğe uğurlandı. Ölüm orucu direnişçileri; 69 gün süren eylemleriyle Türkiye ve dünyayı sarsmış; sınıfsız, sömürüsüz bir dünya yaratma mücadelesinde tarihin onurlu sayfalarında yerini almıştır. Onikiler; ölümü hücre hücre yenerek, yeni insanı kişiliklerinde somutladılar. Onikiler; zafere olan inançlarıyla ölümü küçültenlerin simgesidirler. Onikiler; 'tarihin sonu' palavralarıyla sosyalizmin öldüğü, büyük ideallerin son bulduğunu ilan edenlere inat, özgürlük ve sosyalizm uğruna yaşamlarını feda ettiler.

ATILIM

EZGI isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için EZGI kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
₣iđel (26-07-2010), MARALIM (27-07-2010), Merdan (07-09-2010)
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
kazandi, siper, yoldasligi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:35.
 
ÖZGÜRLÜKATEŞİ.NET Forum Kategori Arşiv Görünümü
3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 58, 59, 270, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 168, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 183, 184, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 248, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 262, 272, 271, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 58, 59, 270, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 168, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 183, 184, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 248, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 262, 272, 271, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282,

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "yer sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz "uyar ve kaldır" prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, info@ozgurlukatesi.net mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.