SORUNLARIMIZ ÇÖZÜMLERİMİZ
Katsayı sisteminde, sınav arifesinde yapılan değişiklik, tartışmaları da beraberinde getirdi. Hemen herkes bir şeyler söyledi bu konuda. Daha önce de yapılan değişikliklere ilişkin değerlendirmelerimiz netti. Şimdi de öyle. Düzen ne zaman bir konuda "değişiklik" yapıyorsa ya insanların gözünü boyuyordur ya da öncekinden daha da geri bir uygulamanın adımını atıyordur. Bu seferki tablo da farklı değil. Katsayı değişiklikleri, öğrencileri dershanelere mecbur bırakan, dershaneye gitmeden üniversiteyi kazanma olanağını ortadan kaldıran bir yöntemin sunulmasından başka bir şey değildir.
"Göz boyamalara" rağmen özde bir değişiklik yoktur. Eğitim sistemindeki adaletsizliğin üstüne bir adaletsizlik daha eklenecektir. Katsayı değişikliği meselesinin bir yanı, onbinlerce öğrencide "daha iyi bir yöntem getirilmiş" düşüncesi yaratıp düzene olan tepkileri azaltmak, bir diğer yanı ise, yaşadıkları iktidar kavgasını "katsayı" tartışmaları üzerinden yürütmektir.
Danıştay; "doğru mu karar verdi, yanlış mı", "YÖK mü asıl muhatap, MEB mi" tartışmalarının ortaya çıkması da bu kavganın, sürtüşmenin sonucudur.
Bu kadar "çok konuşan", "herşeyi bilen" düzen sahipleri, muhatabın adı ne olursa olsun bir kararda duramıyorlar, durmak da istemiyorlar. Sürekli değişen, bir istikrarı olmayan sınav sistemi ve katsayı konusu, beceriksizliklerinden değil, sistemin ihtiyaçlarından ve oligarşi içi çatışmanın sürmekte oluşundan kaynaklanmaktadır.
Bütün denemeleri kendi içinde adaletsizliği, çarpıklığı, çözümsüzlüğü getiriyor elbette. Temsil ettikleri düzen gibi eğitim sistemleri de dökülüyor.
Yüzbinlerce öğrencinin hayatına nasıl bir yön vereceğini belirleyen bir sistemin bu kadar çok değiştiriliyor olması, bizlere tek şey sormadan, düşüncelerimizi öğrenme gereği duymadan hakkımızda kararlar almaları, o kararları tekrar tekrar değiştirmeleri, iktidar kavgalarında bizi kullanmaları kabul edilemez.
Haklarımız için, geleceğimize sahip çıkmak için bir araya gelmeli, örgütlenerek akademik-demokratik mücadeleyi yükseltmeliyiz.
Eğitim ve Para!
Eğitim Sen, 2009-2010 öğretim yılının ikinci yarısının başladığı günlerde "piyasalaşan" ve "ticarileşen" eğitimin geldiği noktayı açıkladı. Rapora göre, 2014 yılı sonunda dershaneler özel okul olacak, okullar şirketler gibi rekabete girerek, pazarlama stratejileri geliştirecek.
Raporda, 2010 yılı bütçesinde eğitime ayrılan payın, okul, derslik, öğretmen, öğrenci sayısının artmasına rağmen, 2009 yılından sadece 354 milyon TL fazla olmasının, eğitime nasıl bakıldığını da gösterdiği belirtiliyor.
Rapora göre, ortaöğretim çağındaki çocukların yüzde 42'si okula gidemiyor. Bu çocukların "Ailesinin maddi durumları nedeniyle okula gitmek yerine çeşitli işlerde düşük ücretlerle zorunlu olarak çalışan çocuklar" olduğu belirtiliyor.
Gençlik Üzerine
SÖZLER
"Oğlum Che'nin geride bıraktığı silahı elime alacak kadar genç ve yeterince cesur olsaydım, bu kitabı asla yazmazdım."
Che'nin babası Ernesto Guevara Lynch
Bunları
BİLİYOR MUSUNUZ?
Sınav Sistemi
Son 35 yılda sınav sistemi 7 kez değişti.
1974 yılına kadar her üniversite kendi sınavını yapardı.
1974 yılında sınavlar tek bir merkez tarafından yürütülmeye başlandı.
35 yılda üniversiteye giriş sisteminde birbirinden farklı değişiklikler yapıldı.
Ders kitapları mahkemelik..
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, ders kitaplarının, 2003 yılından bu yana 79 kez dava konusu olduğunu açıkladı.