| |
Adımız, sözümüzdür aynı zamanda. Hiçbir koşulda mücadelemizi terk etmeyeceğimizin andıdır DEV-GENÇ'liliğimiz. Ne terör uzmanlarıyla yapılan toplantılar, ne yaşattıkları her türlü zulüm, baskı mücadele konusundaki kararlılığımızdan döndüremez. Her saldırdıklarında daha güçlü haykırırız emperyalizme ve işbirlikçisi faşist iktidara karşı öfkemizi.
"Birinci hedefimiz bu öğrencileri eğitime kazandırmak ve rehabilite etmek. Emniyetle işbirliği içindeyiz. Elimizde bazı ipuçları var. Her ay emniyetten terör uzmanlarıyla, sosyal dairelerden arkadaşlarla ortaklaşa toplantı yapıp, karar veriyoruz"
Açıkça itiraf sayılabilecek bu sözlerin sahibi Gaziantep Üniversitesi Rektör Yardımcısı Abdurrahman Kadayıfçı'dır. Kadayıfçı, bildiri dağıtan, afiş asan öğrencilerin ailelerine, "çocuklarıyla konuşup", "onları terör örgütlerinden uzak tutmaları" içerikli mektupların gönderilmesiyle ilgili bir soruya yukardaki cevabı veriyor.
Cevap her şeyi gözler önüne seriyor zaten. Okulların YÖK tarafından, bu polis kafası taşıyan, cübbeli faşist kafalarca yönetildiği ortadadır. Polis, jandarma, idare terörünün estirildiğini biliyor, her gün bu uygulamaları yaşıyoruz. Bunların rastgele olmadığı, yaşanan baskıların sistemli olduğunu, bir devlet politikası olduğunu, toplantılarda kararlaştırıldığını da sistemli, düzenli saldırılarından anlıyoruz. Tabi bir de bu aymazca itiraflardan(!)...
Devrimci öğrencileri rehabilite etmekten, polisle işbirliği yaptıklarından bahsediyor rektör yardımcısı. Kişilikli oldukları, haklarını aradıkları, düzeni sorguladıkları için; "tedavi edilmeli", "düzene uyumları" sağlanmalı onlara göre devrimcilerin. Bunu yaparken de düzenin polisiyle, terör uzmanlarıyla iş birliği içinde olmakla övünüyor "özgür, bilimsel eğitim kurumları" ve koca bir üniversiteyi yöneten yöneticiler!..
İşbirlikçi tekellerin hükümeti emperyalizme kucak açmışken, emperyalizm bu topraklardaki saldırısını her geçen gün arttırırken, sömürü ve yağma son hızla sürerken, gençliğin gerçekleri anlatmasını, örgütlenmesini yasaklıyor, engelliyorlar.
Onların ahlaksız ve halk düşmanı politikaları, gözünü kâr hırsı bürümüş emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin yoz, örümcek beyinleri devrimci öğrencilerin hiçbir çıkar gütmeksizin vatana, halklara sahip çıkışını anlayamaz.
Tedavi edilmesi gereken, gençliğe ve halka düşman olan bu faşist kafalardır.
Son birkaç hafta da yaşananlar bile tek başına gençliğe düşman politikalar yürütenlerin amaçlarının ne olduğunu tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.
Geçtiğimiz günlerde, İstanbul Üniversitesi'nde öğrenci olan bir vatansever devrimciyi İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden arayıp, konuşmak istedi polisler.
Konuşmada düşkünlüklerini ve ahlaksızlıklarını gösterecek istekler de bulundular. O vatansever devrimci de haklı olarak, kendileriyle konuşmak istemediğini, emniyete gitmeyeceğini söyledi.
İstabul'da bunlar yaşanırken, Muğla'da jandarma "öğrenci evleri"ni basmaya başlamıştı. Gençlik Derneği üyesi Nuri Nur evde olmamasına karşın, evine giren jandarma evden pek çok şeyi kimseye sormadan, yanlarında bir avukat ya da Nuri Nur olmadan aldı.
Bu baskınların arkasından ise Muğla'dan Sabahattin Yaprak gözaltına alındı.
Bir başka saldırı da, Elazığ'da yaşandı. Okulunda ÖGB ve polis saldırısı ile karşılaşan Harran Aydın, arkadaşıyla götürüldüğü hastanede işkenceyle gözaltına alındı.
Neydi bütün bu saldırıların ortak yanı? Gözaltına alınan, saldırıya uğrayanların hepsi vatansever devrimciydi. Hepsi Amerika'ya karşıydı. Hepsi var güçleriyle "Amerika Defol, Bu Vatan Bizim" diyorlardı.
Kafası emperyalizme hizmetten başka bir şeye çalışmayan işbirlikçi egemenler için fazlasıyla tehlikeli bulunmaları, baskıya işkenceye maruz kalmaları bundandı.
Tıpkı Edirne'de aynı kampanyayı yürüten vatansever devrimcilerin hukuksuzca tutuklanması, sahiplenen bizlerin provokasyonlarla, linç edilmeye çalışılması gibi, bu vatansever devrimciler de düzenin icazetine sığınmayı reddetmişlerdi. Hayır; onlar tutuklanması, gözaltına alınması, işkence görmesi gereken, rehabilite edilmeyi bekleyen insanlar değildir. Onlar bu ülkenin vatansever gençliğidir. Onlar DEV-GENÇ'lilerdir.
Adımız, sözümüzdür aynı zamanda. Hiçbir koşulda mücadelemizi terk etmeyeceğimizin andıdır DEV-GENÇ'liliğimiz. Ne terör uzmanlarıyla yapılan toplantılar, ne yaşattıkları her türlü zulüm, baskı mücadele konusundaki kararlılığımızdan döndüremez. Her saldırdıklarında daha güçlü haykırırız emperyalizme ve işbirlikçisi faşist iktidara karşı öfkemizi.
|
|